Bu fotoğrafı bir Tire ziyaretinde çekmiştim , oldukça eski sanırım 9 yıl önce falan. O zamanlar fotograf çekmeyi yeni öğreniyordum. Ve portreler için değişik kadrajlar deniyordum. Benim sevdiğim bir fotograf. Aslına bakarsanız benim için hikayesi var. Bu fotografı çektiğim zaman bir fotograf grubuyla geziyorduk. Müstakil köy evinin penceresinden bakan bu yaşlı teyzeyi gördüm. Nasıl olduğunu sormak için pencereye yaklaştım. Kendisi yalnızlıktan sıkılmış olacak hemen camı açtı. Biraz sohbet ederken anahtarın kapıda takılı olduğunu farkettim. Ve içeriden gaz kokusu geliyordu. Teyze'ye bunu söyledim. Ancak kendisini kokuyu alabilecek durumda değildi. Kapıyı açmasını ve evde açık olan ocak falan varsa kapatabilceğimi söyledim. Teyze kapıyı açamadı. Kapı dışarıdan kilitlenmişti. Ben açtım. Gelininin tüm ocakları açık bırakarak teyzeyi ölüme terkettiğini gördüm. Gruptan diper arkadaşlara haber verdim. Bir süre bu gelini bekledik. Ama ortada yoktu. daha sonra polise haber verdik. Onlar geldiğinde bir kaç prosedürden sonra oradan ayrıldık. Ama teyzenin gözündeki yaşı unutamıyorum. Sanırım bu nedenle benim için çok değerli bir fotograf.
Umarım bunu beğenirsiniz.
Ve sizin için bir hikaye ;
Son evin ışıkları da sönüyor. Şehrinin harabeye döndüğünü izliyorsun. Elinde kalan tek ışık sigaranın yanan kısmı belki de. yaktıkça kanser yapan ve karşında tüm benliğiyle duran karanlık. ona sarıldığında bir çakmakla yanmaya hazır değil misin?
Sen de üşümüyor musun? imrenerek baktığın zifir gibi. önceleri sisli belirsiz olan o yol simdi nasıl deniz senin için. ne de olsa ruhlar da denizler gibidir. derindedir. denizin kıyısına vuran ve dalgasını bekleyen bir istiridye değil misin şuan sen? denize ulaşamadığında etrafa bırakacağın o koku mezarından değil midenden geliyor olacaktır ancak. hem ilk ne zaman bu kadar büyüdüğünü gördün yalnızlığının…
Bu gece yeryüzüne yağan bir yağmur olsun gözlerindeki. Dünyanın tozunu dindiren, acını hafifleten. Bırak aksin kalbinin üzerine yumuşatsın şimdilik. bugünlerde biriktirdiğimiz iyi olmayacak akşamların hatırına bir' iyi aksamlar ‘daha dileyelim. ve sen sevdiğinin kemiklerine kendi ellerinle yerleştirdiğin tel örgülerden öp. Ötesine geçemeyeceğin. Kapına gelmesini beklediğin umutsuzluğu. Düşünelim ;içimiz karanlığa açıp gösterebileceğimiz bir dolap mi? ya da eşyalar arasına kaçmaya çalışan bir böcekten farkımızı.
| Ben Ceren , All photos , story and drawings are belongs to me. |