İzninizle biraz canınızı sıkmak istiyorum.
Daha önceki yazılarımda kelebek etkisinden bahsetmiştim. Zamanla kartopu etkisinin boyutları akıl sınırlarını zorluyor diye. Bugün hala ülkemizde ve İslam dünyasında çok sevilen birini eleştireceğim. Etkileri olmasa sadece İslam değil, dünya çok daha iyi bir yerde olabilirdi.
İslam dünyası bir dönem bilim ve felsefenin merkezi halindeydi. Yıldızların çoğunun isminin Arapça olması bu yüzdendir. Özellikle 800 - 1100 yılları arasında günümüz biliminin geldiği nokta için çok önemli adımlar atılmıştır. Hatta çağımızın temeli desek çok abartmış olmayız. O dönem insanlar bilgiye ulaşmaya çalışıyor ve inanışına bakmadan bilimi ayrı değerlendiriyorlardı. Herkesle bilgi alışverişi mümkündü. Tıp, matematik, mühendislik... Hatta "sıfır" rakamı Araplar tarafından ortaya atılmış ve köklü bir değişim başlatmıştır.
Teyide muhtaç bilgi : O dönemlerde Arapçaya tercüme edilen kitap sayısına günümüzde dahi ulaşılmamış.
İbn-i Sina ve Farabi
Çeşitli dillerden eserleri Arapçaya çevirmiş, düşünceleri ile dünyayı etkilemiş, yaklaşımları ile bilim dünyasında ilerlemenin önünü açmış filozoflardır. Hatta Farabi müzik konusunda da eser bırakmış ve sadelik içinde sürdürdüğü hayatında müziği bir ruh dinlendirmesi olarak görmüştür. İslam dünyasının altın çağı denilen döneme bu iki isim damgasını vurmuştur. İsmini geçirmediğim değerli insanlar var fakat anlatmaya çalıştığım şey İslam'ın altın çağı değil geldiği nokta. O nedenle bu iki ismin yaptıklarını da çok kısıtlı anlatıyorum.
Sonra İmam Gazali olarak bilinen Ebū Hāmid Muhammed bin Muhammed el-Gazali çıkıyor ve diyor ki;
Felsefeciler çok tutarsız.
"Günün tespiti olarak köşe yazılarında kullanılıp orada kalsaymış keşke"
Gazali, İbn-i Sina ve Farabi'yi kafir ilan ediyor. Bunu yaparken dayandırdığı iki gerekçe var.
- Evrenin varlığını sürdüreceği düşüncesi
- Haşr, cismani olmak zorunda değildir düşüncesi
Evreni yaratan Allah'ın olduğunu ve Allah tarafından yok edileceğini Kur-an'a dayandırarak söylemiş. Haşr'ın da (İslam'da dirilerek hesap vermek üzere mahşere gitme) bedenen olacağı belirtilmiştir diyerek bu filozofları kafir ilan etmiştir. Tabi bununla kalmayıp birçok bilim alanını hatta matematiği (farklı söylemler var ama kuvvetle muhtemel) "şeytan işi" ilan etmiştir.
Gazali determinizm anlayışını da eleştirmiş ve olayları art arda görmeye alışık olduğumuz için bu sonuca varıyoruz gibi bir yorum getirmiştir.
Bilim ve felsefe dinden ayrılamaz!
Eğer dinin söylediği şeyleri araştırmıyor olsaydık, yaptığımız araştırmalardan yola çıkarak farklı konulara da giremeyecektik. Aynı Dünya'nın yaşını hesaplamaya çalışırken atmosferde kurşun birikmesi olduğunun bulunması gibi. Dünya'nın yaşını araştırdığınızı duysa Gazali ne derdi?
Gazali'nin bilim anlayışından hayırlı bir şey gelmedi dostlar. 300 yıllık bir dönemde dünyaya ilham veren bilimsel çalışmalar, üretilen fikirler bu anlayış yüzünden zamanla yerini karanlığa bıraktı. Hem de Müslümanlığı zirveye taşıyan Müslümanlara karşı açtığı savaş sonucunda.
"Mahşer günü bedenen olmak zorunda değil ruhen olabilir" dediler diye hem de. Altında yatan düşünce ise Kur-an'ın basit bir dille anlatılmak zorunda olduğu ve insanlar tarafından temel noktaların anlaşılması için böyle yazıldığı. Fakat bu fikirlerin değerlendirilme şekli İslam dünyasını günümüze getirdi. Hala İbn-i Sina ve Farabi ile ilgili "kafir bunlar" videoları çekenler var.
Yine çek videonu kardeşim yine değerlendir. De ki; "bunlar bunları yapmış insanlar ve müslüman hayatı sürdürmüşler fakat şu konudaki görüşlerini dine aykırı buluyorum" Nasıl kamerayı bulan adamın dinini yaptığı işlerle kıyaslamıyorsan, o videoyu çekerken iki değerli filozofun tüm çalışmalarını nasıl bir hiçmiş gibi gösterebilirsin?
Embesillik aldı başını gidiyor mu dünya her zaman embesillerle mi doluydu bilmiyorum. Fakat bazen diyorum ki "Ulan senin de 46 kromozomun var. Nasıl böyle düşünebilirsin?"
Kelebek etkisine dönersek, geçmişe gidebilme fırsatım olsa ne yapacağımı az çok kestirmişsinizdir. Normalde fikirlere daha saygılı daha "şahsi" bakmaya çalışırım fakat şu an Suriye'de ölen çocuklardan dahi İmam Gazali'yi sorumlu tutuyorum. İslami teröristlerden de onu sorumlu tutuyorum. Belki ağır oluyordur bilmiyorum ama ilk kez bir içeriği sinirle hazırlıyorum.
Benim inancımın ne olduğu ya da ne kadar olduğu önemsiz. Sadece dışarıdan görebildiğimi yorumluyorum. Fakat siz de araştırırsanız İslam dünyasının potansiyel geleceğinin nasıl yavaşça yok olduğunu göreceğinizi düşünüyorum. Yanlışım varsa belirtin. Düzeltmekten, özür dilemekten çekinmem. Tarihsel bilgiler olduğu için kesinlik konusunda her zaman şüpheli yaklaşırım. Fakat bu bilgiler ışığında yaptığım yorumların arkasındayım.
Son olarak Cumali Efrah'dan bir alıntı ile bitireyim. Şahsı için söylediği bir cümle olsa da duruma epey uygun olduğuna inanıyorum.
Muazzam bir ülke vatandaşlığına sevk edilme bahanesiyle mahsüldar bir ütopyadan sınır dışı edildim.