Merhabalar.
Ordu'nun Korgan ilçesine bağlı bir köyden bakacağız birlikte bugün. Aşağıdaki görseller benim mutfak pencereme ait. Aynı pencereden farklı saatlerde farklı mevsimlerde bakıldığında nelerin değiştiğine şahit olmaktayız. Doğa her yerde aynı penceremin camında olduğu gibi canımın penceresinde de her an sonsuz renkte farklılaşmakta.
Şimdilerde bu manzaralara hasret kalır oldum. Yılda bir iki kez gidebiliyorum sadece. Bu fotoğraflara baktığımda fark ediyorum ki, o an o kareleri yakalarken ne kadar da normaldi benim için orası. Her gün buna benzer güzelliklere sahip olunca normalleşiyor haliyle. Tam da değinmek istediğim konu. Mutluluk ve sahiplik arasındaki ilişki.
Mutlu olmak, arzulanan şeye sahip olma anında yaşanan süreli tatmin olma durumuna verdiğimiz isimdir diye düşünüyorum. Ne kadar çok arzulanıyorsa o kadar çok mutlu oluyoruz. Bu ana alışma durumu yeni hazların peşine düşmeye yeni oyuncaklar aramaya itiyor. Günümüzde mutluluğu o kadar çok maddi şeylerle özdeşleştirdik ki sürekli sahip olup sürekli sıkılıyoruz. Ya da tam tersi Instagram gibi mecralarda o kadar çok ulaşılmaz hayatlar görüyoruz ki bu sefer onları normalmiş sanıp kendi hayatımızdan sıkılır olduk. Bence günümüz en büyük problemlerinden bu konu. Mutlu olmak paraya sahip olunduğunda elde edilen bir mevzu gibi hissediliyor.
Aslında hepimizin bir mutluluk barı var. En fakirinde de en zengininde de bu bar aynı. Ne kadar arzuluyorsan ona sahip olduğunda o kadar mutlu oluyorsun. Para burada sadece araç. Amerika'da yapılan bir araştırma vardı kaynak veremiyorum kusura bakmayın. Yıllık 25,000 dolara kadar gelir doğru orantıyla mutluluk getiriyor. Bu sınır barınma giyinme yeme ihtiyaçlarını karşılamakta. Bu miktardan sonraki paralarda mutluluk eğrisi sabitlenmiş. 50.000 dolar geliri olan insanla 5.000.000 dolar geliri olan insanlar aynı mutluluğu deneyimliyorlarmış. Bu bence en yüce adalet. :) Mutluluğun mutlak kaynağının para olmamsı.
Her zaman daha fazlasını isteyeceğiz. Evrimsel süreçte hayatta kalmak adına edindiğimiz bir özellik. Mutluluğu elde etme yolunu satın alınabilir şeylere yatırım yaparak değil de kuracağımız güzel ilişkilere, daha güçlü bağlara ve daha soyut şeylere bağlarsak eminim ki daha mutlu bir hayat bizim olacaktır.
Gönül penceremin manzarasından iki üç kelam etmeye çalıştım. Hatamız var ise affola. :) Günü Victor Hugo'nun bir sözüyle bitirmek istiyorum.
''Yaşam en yüce mutluluğu, sevildiğine ikna olmuş kişiye sunar; kendisi olduğu için sevilmiş – hatta diyebiliriz ki, kendisine rağmen sevilmiş kişiye.''
Sevelim Sevilelim. Sağlıcakla kalın.