This article mentions that you are too naive to show modesty. And the second issue is the words that humiliate the women we use without notice in the Turkish language. I gave examples of these words and showed them their correct use.
Tevazunun Fazlası
"Yıllar boyunca herkesin ahlakına göre yaşamayı istedim. Kendimi herkes gibi yaşamaya, herkese benzemeye zorladım. Kendimi ayrı düşmüş hissettiğim zaman bile, bütünleşmek için böyle davranmak gerektiğini söyledim. Ama bütün bunların sonunda felâket geldi...
Şimdi kalıntılar arasında dolaşıyorum, kuralsızım, tereddütler içindeyim, yalnızım ve bunu kabullenerek, tek oluşuma ve kusurlarıma boyun eğdim. Tüm yaşamımı bir nevi yalan içinde yaşadıktan sonra, bir doğru yaratmak zorundayım."
Albert Camus' un 1935-1951 yılları arasında tuttuğu notlardan derlenen "Defterler" adlı kitaptan bir alıntı. Hepimiz birbirimize benziyoruz aslında. Otobüste herhangi bir yaşlıya yer verirken içimde derinlerde bir yerde duyduğum gurur sende de var. Biliyorum. Mütevazı davranmak gerektiği zamanlarda dibine kadar mütevazı oluruz. Niye? İçimizdeki gizli beni doyurmak için. Başka zamanlardan kalan ta derinlerde duran tereddütlerimizi silmek için. Çünkü ruhumuzun bir yerlerinde bir şeylere karşı kusurlu olduğumuz hissi hep vardır ve oradan hiç gitmez.
Camus' un deyişiyle: "Öylesine doğru ki bu, biz kendimizden iyi olanlara nadir olarak bel bağlarız. Daha çok onların toplumundan kaçarız. Tersine, çoğu zaman kendimize benzeyen ve zayıf yanımızı paylaşan kimselere açarız içimizi. Demek ki kendimizi düzeltmeyi ya da iyileştirmeyi istemeyiz: önce kusurlu diye hüküm giymemiz gerekir."
Ve bu kusurlu kendimizi kusursuz düzeye çıkarmak için hiç konuşmadığımız komşumuzun cenazesinde ağlarız. Ya da sokakta gözleri görmeyen birini farkettiğimizde hemen koluna girip karşıya geçiririz. Bir kadının yere düşürdüğü bir şeyi hemen alıp iyi bildiğimiz bir gülümsemeyle ona veririz. Bizden daha acelesi olan birine sırada yerimizi vermek, o günümüzün mutlu geçmesine sebep olur. Tiyatroda bir çiftin beraber oturmasını sağlamak için yerimizden kalkmak, yağmurlu havada kaldırımda bekleyenleri arabamıza almak... Bunları yapma fırsatını kollarız ve tatlı zevkler alırız bunlardan.
Cömert de sayılırız. Öyleyizdir. Kendimizden çok vermişizdir. Bazıları bir eşyadan ya da bir miktar paradan yoksun kalmaları gerektiğinde acı duymak bir yana, bundan zevk alır. Bir arkadaşınızın gelip sizi durdurması, onun için yaptıklarınızı dünyada hiçbir şeyin ödeyemeyeceğini mırıldanması, ona yanıt olarak bunun çok doğal olduğunu, herkesin bunu yapabileceğini söylemeniz, hatta ona ilerideki zor günleri için bir yardım önermeniz, sonra da onun içini boşaltmasını kısa kesmek ve bunu tam dozunda bırakmak için onun sırtına dokunmanız ve işi orada kesmeniz inanın bana azizim, hırslı sıradan insanlardan daha yükseğe çıkmanız ve erdemin artık yalnızca kendisiyle beslendiği o en yüce noktaya ulaşmanız demektir. İşte bizim cömertliğimiz, yardımseverliğimiz, mütevazılığımız ve tüm ince davranışlarımız buradan gelir. O gizli bene ulaşmak ve onu doyurmak isteriz.
İnsan Zihniyeti
"Kadın bir erkeğe varmaz, kadın bir erkeğe verilmez ve bir erkek bir kızı almaz, (almak, vermek) bu tabirler kadını kıymetten düşüren, ona ahkar (en hakir) mahiyeti veren şeylerdir ve her şeyden evvel bu zihniyeti kadınlarımız kafalarından çıkartmalıdır. Bilmelidirler ki iki cins birbirleriyle hayatlarını birleştirirken yuvaya getirdikleri aynı kıymette şeylerdir ve koca mal sahibi değil, ortak, hayat ortağı demektir...
Memleketimizin kadın ve erkeklerini, biri diğerini sürükleyen ve taşıyan değil, el ele ve aynı tempoda yürüyen iki mahluk olarak göreceğimiz günün uzak olmamasını dilerim. Bu kadar efendim..."
Bu güzel cümlelerin sahibi Sabahattin Ali. O kadar çok yanlış yaptığımız şey var ki kadın-erkek ve evlilik ilişkilerinde, o kadar çok sığ, anlamsız ve kadını aşağılayan söz ve deyimlerimiz var ki. Bunların geçmişten geldiğini düşününce insan geçmişinden utanıyor adeta. Nasıl bir geçmiştir ki bu kadını aşağılamadığı alan kalmamış. Evde, sokakta, işte her yerde kadın aşağılanmış. Yürürken bir adım geriden yürümüş. El birliğiyle özgürlüğü kısıtlanmış. Buna zamana göre çeşitli isimler takılmış. Töre denmiş, adet denmiş, gelenek-görenek denmiş. İçine tükürmek lazım gelir öyle törenin ve öyle adetin. Ve maalesef o zamanlardan kalma kadını aşağılayan deyimler, sözler hala kullanılıyor. Yazının sonunda bunlara örnekler vereceğim.
Bunları kabul eden ve kendine kadın diyen varlıklara da yazıklar olsun. Kocayı bir mal sahibi olarak gören ve yaşamını kocasına bağlayan kadınların kendi hayatlarına ettikleri kötülüğü düşünmek bile insanı hüzünlere gark eder. Kendini insan sıfatından çıkartmaktır bu. Özgürce hareket edebilecekken başka bir insanın maddi ve manevi anlamda kölesi olmak. Buna yaşam denmez azizim.
Yıllarca bunları engelleyemeyen adalet ve kanunlar da üstünde ayrıca konuşulması gereken hususlardan biridir. Çok derin ve üzerinde kitaplar yazılabilecek bir konu olduğundan dolayı bir reklamda gördüğüm örnekleri verip yazımı sonlandırıyorum.
Adamakıllı Layığıyla
İş kadını İş insanı
Erkek sözü Söz
Bayan yönetici Yönetici
Bilim adamı Bilim İnsanı
Sözünün eri Sözüne Sadık
Bu İşin Adamı Doğru Kişi
Bayan tuvaleti Kadın tuvaleti
Adam gibi Doğru düzgün
Kadın ve erkeğin özgürce düşünebildiği ve özgürce yaşayabildiği günleri görmek umuduyla...