Bu sabah her sabah uyandığımdan biraz farklı uyanıp, güne farklı başlamıştım gece uyku sersemi sevdiğim kadınla konuşmanın verdiği mahmurluktan, üzerinde durmadım. Yataktan doğruldum, geceden terlemiş çıplak bedenime dokunarak yaza bir selam daha çaktım, içimde tuhaf bir hisle kalktım. 3 gündür kullandığım kısa pantolonu giydim, üzerime dolaptan alelade bir tişört alıp geçirdim ve evden koşar adımlarla çıktım.
Zira 3 dakika gerisindeydim zamanımın, daha da hızlanıp 06:44'te eğitim fakültesinin önünden geçerken farkı kapatmış ve robotlaşmış bedenim otomatikman yavaşlamıştı. Parkı geçerken her zaman ki gibi kedilere ilk günaydınlarını söylemeye hazırlanıyordum ki etrafımda hiç kedi görünmediğini fark ettim. Yine sabah ki sorunsalı yaşıyordum. Derken parkı geçtim caddeden karşıya geçip kestirme bir yola girdim, her şey normale dönmek üzereydi ki döndüğüm son mahalle de karşıma bir köpek çıktı. Gözlerime kararlı bakarak bir o kadar da ısrarlı havlayarak üzerime geldi, ben ise ne ısrarı seviyordum ne de onun kadar kararlıydım. Zira tartışmak yerine yolumu değiştirmeyi yeğlerim, biraz da köpekten tırstığım doğrudur yolumu değiştirmem de bunun da bariz bir etkisi oldu elbette.
Neyse yolu uzatıp yine hızlanıp tam 07:00' de dükkanın önünde oldum kapıyı açtım, içeri girdim girişte solda boydan camı açıyordum ki, 40'lı yaşlarda saçları hafif beyazlamış kırmızı tişörtlü bir abi "kolay gelsin, hayırlı işler" dedi. Kafamı 45 derecelik bir açıyla eğip "sağolun" dedim. Abi sesimin saflığından etkilenmiş olmalı ki 2 adım sonra geri dönüp bana "Alkol satıp satamayacağımı sordu" bense bu ahlaksız teklifinden sersemleyip saat 09:00'da alkol satabileceğimi söyledim. Sesini daha acılı bir hale getirip sanki zayıf noktamı biliyormuşçasına "Bari bir bardak rakı versen" dedi. Zaten geceden 4 saatlik bir uykudan ve güne değişik başlamanın verdiği bir şaşkınlıktan dolayı leylayım. Bunun etkisiyle bir an tereddüt ettiğimi fark edince ağına bir sinek düşürmüş örümcek gibi narin ama hızla üzerime atlayıp "Sadece bir bardak" diye gözlerimin içine baktı. Bende sabah sabah yapar herhalde bir güzellik 3-5 lira bir şeyler atar bahşiş misali diyerekten, kiranın da yaklaşmış olduğunu, paraya ihtiyacım olduğunu da bilerekten daha çayın altını bile yakmadan 1 bardak duble rakı yanında da şişe de sade sodayı abiye verdim. Tabi buzunu da eksik etmedim ki bu saatte bile serviste kusursuz olduğumuzu göstermek istedim.
Dükkanın Girişi, Üst katı ve Bahçesi olduğundan ve ben de Bahçe de ki bar bölümünde çalıştığımdan bahçe de durmak zorundaydım olacak iş ya Yusuf'un da o gün geç kalacağı tutmuştu. Abi ise dertliyim deyip üst kata oturdu başta işkillenmedim değil "Ulan bir kelek atmasın" dedim. Tam bu esnada elinde boş bardak ilkinden daha mahcup bir sesle "Bir duble rakı daha alsam" dedi. "Sonra söz gidicem ayak altında dolaşmam" dedi. Son cümlesini küçük bir çocuğun muzipliğiyle söyleyen bu abiyi nasıl kırabilirdim, bir hışım doldurdum rakısını, mutlu ve şen çocuklar gibi yerine doğru yol aldı. Aradan 5-10 dakika ya geçti ya geçmedi yine kıllandım ses seda yoktu ortada sonra kendime kızdım " Böyle bir beyefendi hesabı ödemeden kaçar mı? Kaçmaz " dedim. Müziği açmak için abinin bulunduğu üst kata çıktığım da ise boş rakı bardağı ve soda şişesinden başka hiç bir şey yoktu. 15 dakika önce ki o beyefendi, çocuk şenliğinde ki abi hesabı kitleyip kaçmıştı. Sonrası fasa fiso kendime mi kızsam, güvendiğime mi kızsam düşünürken, aklıma abinin "Bir duble rakı daha alsam. Sonra söz gidicem ayak altında dolaşmam" sözleri geldi.
Dürüst adammış dedim içimden sözünde durmuştu. Aradan saatler geçti ama buna rağmen hâlâ inanmak istemiyorum ve abi gelirde " Bir yanlışlık oldu acil çıkmam gerekti kusura bakma kardeşim" der diye bekliyorum. Hatta bu yazıyı yazarken gayet umutluyum bilmem belki de gelmez.. Ne olursa olsun insan karşısındakine güvenme(ME)li mi?