I met Franz Kafka 28 years ago when I was a university student who aspired to become a writer. The first book of Kafka I read was Description of a Struggle. The winter of 1990 was very cold, and we were living in an apartment in Abidinpaşa District of Ankara, two floors below the ground. I remember reading the grey cover book under the blanket because the electric stoves didn't warm the house. At that time, the United States organized the first Gulf War in Iraq, and we were worried about Ankara's bombing. So we were kind of happy to be two floors below the ground, and our house was like a natural refuge.
Description of a Struggle didn't look like anything I'd read before. The book could tell what it meant. However, I could not understand the character's thinking and concerns. Kafka's mindset was entirely unfamiliar to me, and I was not a mature literary reader, and I left the book unfinished.
Since communism was dissolved in Russia in 1991, the interest in writers such as Franz Kafka, Fyodor Dostoyevsky has increased over time. The left-wing intellectuals were experiencing a great depression in the psychology of defeat. On the one hand, they were trying to understand and interpret what was going on. Kafka and Dostoevsky's work contributed to this effort to express these feelings and concerns.
Everyone was talking about Kafka, so a few years later I read Kafka's novel of The Metamorphosis, and this time I understood it partly. At least the first pages were quite clear, Gregor Samsa woke up from his restless dreams converted to a bug and was worried that he was late for his job. It was a tragicomic anxiety, and the family members' behavior toward poor Gregor was not friendly. Dostoyevsky's wish to turn into a bug expressed in the Notes From The Underground was converted to a long story by Kafka.
I also read The Trial novel because I liked The Metamorphosis. The Trial was as strange as the Metamorphosis. The main character Josef K. found out that he was being sued for a crime he didn't know, instead of turning into a bug when he woke up in the morning. What people would think in the workplace was again the most important cause of his anxiety. The Trial novel was narrating Josef K.'s attempt to justify the crime that he did not know in a justice system that he couldn't understand. It was such a desperate effort that I was terrified while reading. The most critical deficiency of Kafka characters was that they didn't know how to rebel. They were attempting to analyze the situation so detailed that their actions could not be effective. Kafka described the ruthless oppression of unorganized, socially isolated individuals accompanied by tragic events.
Kafka describes the enthusiasm the protagonist K. of joining the mysterious authorities that govern the village in another novel, The Castle. The aim of K., which is assigned to a town as a cadastral surveyor, is to create bridges between the bureaucracy and the people. Despite his persistent efforts, he could not reach Klamm, who lives in the castle. The castle would represent the state; it can be interpreted as representing God or reality. In his novel, Kafka described the weakness of an individual in the face of God, in the face of state and bureaucracy with a gloomy atmosphere and a maze of events.
Another obvious example of the tragi-comic aspect of Kafka's works is the story of In the Penal Colony. In the story, the narrator tells horrifying events in such an insensitive tone that you are surprised. The sympathy of the people who will be punished for the torture apparatus is also astonishing.
As a writer, I would like to mention some of the typical features of Kafka's works. It is an excellent way to present the issue of the book in the first sentence or the first few sentences. This method allows the reader to get to the point immediately.
Franz Kafka created the main character names through variations of his first and last name. Gregor Samsa's last name, for example, evokes Kafka. The main character of the Trial novel Josef K. has a surname consists of the first letter of the surname Kafka. The castle's protagonist is only known as K. Shortening character names is a symbol of their weak existence.
Kafka used places and weather to reflect the social position and inner world of characters. As he was born in a city like Prague, there are rich architectural depictions in his books. Details such as prolonged corridors, half-floors, sleeping characters in the workplace lockers are among the critical elements of Kafkaesque. The air is usually hazy, dirty, dark, wet or rainy.
Kafka draws a rather dark panorama in his works, and Kafka's uncompromising pessimism appears clearly in the book Letter To Milena:
"Oh, Milena... It's like we're in the sea, we're drifting from here to there without swimming... If we don't drown, it's to be evil."
"The animal pulls the whip from the hand of his master and whips himself to become his master. He does not know that this is nothing more than a dream caused by the new knot thrown into the whip of his master ."
Kafka can be said to be the embodiment of the gloom on Earth. He sees life as a war that has been lost all over at the beginning.
What is the secret to Kafka's literary success? Dedication to literature is an essential factor, however. He succeeded in transforming his troubled life into art. It would be a mistake to think that his pessimism stems from psychological delusions.
He was a Prague Jew. The Germans did not love him because he was Jewish, and because he spoke German, he was despised by the Czechs. He has never been the ideal son of Hermann Kafka, his great and healthy father. He was frail and petty. He has often been ill, and he was too intelligent to be included in social life without question.
Even though he created hard-to-understand and gloomy works, he was a real person. He didn't have the defense mechanisms that ordinary people used to protect themselves. He showed the courage to cast his original personality and dark spirit into writing.
Thanks to Max Brod publishing his works in a manner contrary to his will, we have met this strange hero, who was trying to fight alone with the whole world, just like Don Quixote.
Thanks for reading.
Image sources: https://www.ntv.com.tr/turkiye/kafkanin-mirasi-ve-sirlari,EuWYqCktf0O0ZFHNGz34Tw and http://www.arkakapak.com/franz-kafka-yalnizligi/
Kafka ve Edebi Mirası
Franz Kafka ile 28 yıl önce yazar olmaya özenen bir üniversite öğrencisiyken tanıştım. İlk okuduğum kitabının adı Bir Savaşın Tasviri'ydi. 1990 yılı kışı çok soğuk geçiyordu, Ankara'nın Abidinpaşa semtinde yerin iki kat altında bulunan bir apartman dairesinde oturuyorduk. Elektrik sobaları evi yeterince ısıtmadığı için gri kapaklı kitabı battaniyenin altında okuduğumu hatırlıyorum. ABD o sıralarda Irak'a Birinci Körfez seferini düzenlemişti ve bu nedenle Ankara'nın bombalanmasından endişe ediyorduk. Dolayısıyla yerin iki kat altında olmaktan bir bakıma memnunduk, evimiz doğal bir sığınak gibiydi.
Bir savaşın Tasviri daha önce okuduğum hiçbir şeye benzemiyordu. Kitabın belki çok ağdalı bir dili yoktu, söylenenlerin ne olduğu anlaşılıyordu. Ancak karakterin düşünce şekli ve kaygılarına anlam veremiyordum. Kafka'nın zihniyet dünyası bana oldukça yabancıydı, olgun bir edebiyat okuru da değildim üstelik, kitabı yarıda bırakmıştım.
1991 yılında Rusya'da komünizm çözüldüğü için Franz Kafka, Fyodor Dostoyevski gibi yazarlara tüm dünyada ilgi arttı. Sol görüşlü aydınlar yenilgi psikolojisi içinde büyük bir bunalım yaşıyorlardı. Bir yandan da olup biteni anlamaya, yorumlamaya çalışıyorlardı. Kafka ve Dostoyevski'nin eserleri bu anlama ve kaygıları dışsallaştırma çabasına katkı sağlıyordu.
Edebiyat çevresinde herkes Kafka'dan övgüyle söz ediyordu, dolayısıyla birkaç yıl sonra Kafka'nın Dönüşüm romanını okudum ve bu kez anlatılanları kısmen de olsa anladım. En azından ilk sayfalar gayet anlaşılırdı, Gregor Samsa huzursuz düşlerinden bir böceğe dönüşmüş olarak uyanıyor ve ilk işi işe geç kaldığı için kaygılanmak oluyordu. Oldukça trajikomik bir girişti, aile üyelerinin zavallı Gregor'a davranışları da hiç dostça değildi. Dostoyevski'nin Yeraltından Notlar'da dile getirdiği böceğe dönüşme isteği Kafka'da uzunca bir öykü olarak karşılık bulmuştu.
Dönüşüm romanını beğendiğim için Dava romanını da alıp okumuştum. Dava da en az Dönüşüm kadar garipti. Dava'nın ana karakteri Josef K. sabah kalktığında böceğe dönüşmek yerine bilmediği bir suç nedeniyle dava edildiğini öğreniyordu. İşyerindekilerin hakkında ne düşüneceği yine en önemli kaygı sebebi oluyordu. Dava romanı Josef K.'nın yapısını anlayamadığı bir adalet sisteminde ne olduğunu bilmediği suçundan aklanma çabasını anlatıyordu. Bu o kadar umutsuz bir çabaydı ki okurken içim sıkılmıştı. Kafka karakterlerinin en önemli eksikliği isyan etmeyi bilmemeleriydi. Hiç isyan etmiyor değillerdi, ama içinde bulundukları durumdan çıkmak için o kadar ayrıntılı çözümlemelere girişiyorlardı ki eylemleri etkili olamıyordu. Kafka örgütsüz, toplumdan yalıtılmış bireylerin otorite karşısında acımasızca ezilişlerini trajikomik olaylar eşliğinde anlatıyordu.
Kafka diğer bir romanı olan Şato'da K. isimli baş kahramanın köyü yöneten gizemli otoritelerin arasına katılma hevesini anlatır. Kadastrocu olarak bir köye atanan K.’nın amacı bürokrasi ve halk arasında köprü oluşturmaktır. K. ısrarlı çabalarına rağmen Şato'da oturan Klamm’a bir türlü ulaşamaz. Kafka'nın ömrü romanı bitirmeye yetmemiştir, ancak romana mutsuz bir son planladığı bilinmektedir. Şato devleti temsil ettiği gibi, bir yoruma göre Tanrı'yı ya da aşkın gerçekliği de temsil ediyor olabilir. Kafka bireyin Tanrı karşısında, devlet ve bürokrasi karşısında yaşadığı güçsüzlüğü insanın içini sıkan bir kasvetli bir atmosfer ve labirentvari bir olay örgüsüyle anlatmıştır bu romanında.
Kafka eserlerinin trajikomik yönüne bariz bir diğer örnek de Ceza Sömürgesi öyküsüdür. İsimsiz bir ceza kolonisinde geçen öyküde anlatıcı dehşet verici olayları, işkence aletlerini öylesine duygusuz bir tonda anlatır ki şaşıp kalırsınız. Öyküde cezalandırılacak olan kişilerin işkence aletine olan sempatisi de insanı dumura uğratan detaylardandır.
Bir edebiyatçı olarak Kafka eserlerinin bazı tipik özelliklerinden söz etmek istiyorum. Kitata ele alınacak meselenin henüz ilk cümlede ya da ilk birkaç cümlede ortaya konulması hoş bir yöntemdir. Bu yöntem konuya hemen vakıf olmanızı sağlar.
Franz Kafka baş karakter isimlerini kendi isim ve soyadının varyasyonları üzerinden oluşturmuştur. Gregor Samsa'nın soyadı örneğin Kafka'yı çağrıştırmaktadır. Dava romanın baş karakteri Josef K.'nın soyadı Kafka soyadının ilk harfinden oluşmaktadır. Şato'nun başkarakteri ise sadece K. olarak anılmaktadır. Karakter isimlerinin kısaltılması onların küçülmelerinin, azalışlarının bir sembolüdür.
Kafka mekanları ve hava durumunu karakterlerin konumunu ve iç dünyasını yansıtmak üzere kullanmıştır. Prag gibi bir şehirde doğmuş olmasından olsa gerek kitaplarında çok zengin mimari tasvirler vardır. Uzayan koridorlar, yarım katlar, işyerinde dolapların içinde uyuyan karakterler gibi detaylar Kafkaesk'in önemli öğeleri arasındadır. Hava genellikle puslu, kirli, karanlık, isli ve yağmurludur.
Kafka eserlerinde oldukça karanlık bir panaroma çizer, Kafka'nın ödünsüz karamsarlığı eMilena'ya Mektuplar ve Aforizmalar kitaplarında net bir biçimde ortaya çıkar:
"Ah Milena... Denize düşmüşüz sanki, elimizde olmadan oradan oraya sürükleniyoruz... Boğulmuyorsak bu kötülük olsun diyedir"
"Hayvan kırbacı efendisinin elinden hışımla çekip alır ve kendi efendisi olmak için kendisini kırbaçlar. Bilmez ki bu efendisinin kırbacına atılmış yeni düğümün yol açtığı hayalden başka bir şey değildir"
Kafka'nın dünya üzerinde kasvetin ete kemiğe bürünmüş hali olduğu söylenebilir. Hayatı baştan kaybedilmiş bir savaş olarak görür. Sıkışmışlık, yabancılaşma, kaybolmuşluk Kafka'nın eserlerinde baskın olan hislerdir.
Kafka'nın edebi başarısının sırrı nedir? Edebiyata adanmışlığı önemli bir faktör olsa gerektir. Kaygılı yaşantısını sanata dönüştürmek konusunda başarılı olmuştur. Karamsarlığının sadece psikolojik hezeyanlar kaynaklandığını düşünmek hata olur.
O Praglı bir Yahudi'ydi. Yahudi olduğu için Almanlar tarafından sevilmiyor, Almanca konuştuğu için Çekler tarafından hor görülüyordu. Hiçbir zaman iriyarı ve sağlıklı babası Hermann Kafka'nın istediği gibi evlat olamadı. Çelimsizdi, ufak tefekti, sık sık hastalanıyordu ve toplumsal hayata sorgusuz sualsiz dahil olamayacak kadar zeki bir insandı.
Zor anlaşılan ve bazen insanın içini sıkan eserler vermiş olsa da Kafka yapmacıksız ve sahici bir insandı. Normal insanların kendilerini gerçeklerden korumak için kullandıkları savunma mekanizmalarına sahip değildi. Özgün kişiliğini ve karanlık iç dünyasını yazıya dökme cesaretini gösterdi.
Max Brod'u vasiyetine aykırı bir biçimde eserlerini yayınlaması sayesinde, Doş Kişot gibi tüm dünyayla tek başına savaşmaya çalışan bu tuhaf kahramanla tanışmış olduk.