It has been exactly 16 years since I settled in Antalya. When I was studying in my high school years, when I learned that some of my friends went to Antalya for work or school and they started a brand new life for themselves, I was frankly jealous of them. When I was little, I had two dreams. Studying and working in Antalya... Thank God I accomplished one of these. I have been working on the education sector in Antalya for 16 years. I will try to introduce Alanya, one of the most beautiful districts of Antalya, which is at the end of the endless travel adventures of the Romans. Let's start our journey.
Merhaba Doğasever ve Gezginci Arkadaşlar,
Antalya'ya yerleşeli tam 16 yıl olmuş. Lise yıllarımda okurken bazı arkadaşlarımın iş veya okul nedeniyle Antalya'ya gittiklerini ve kendilerine yepyeni bir yaşam kurduklarını öğrendikçe onları açıkçası kıskanırdım. Küçükken iki hayalim vardı. Antalya'da okumak ve çalışmak... Bunlardan birini, şükürler olsun ki gerçekleştirdim. 16 yıldır Antalya' da eğitim sektörü üzerine çalışıyorum. Romalıların bitmek bilmeyen yolculuk maceraların sonunda bulunan Antalya'nın en güzel ilçelerinden biri olan Alanya'yı sizlere tanıtmaya çalışacağım. Hadi yolculuğumuza başlayalım.
[//]:# (!pinmapple 36.543972 lat 31.995671 long d3scr)
Antalya şehir merkezinden kendi aracınızla yola çıktığınızda yaklaşık 135 km, yani yaklaşık iki saat süren yolculuk sonunda Alanya sınırları giriş yapabilirsiniz. İstanbul'dan gelecek olanlar için ise burası ortalama 800 km yol mesafesindedir. Ulaşım olarak havayolunu tercih edenler için bu mesafe tahmini 50 dakikaya inmektedir. Türkiye'nin güney sahillerinde yer alan Alanya'nın yazın nüfusu iki katına çıkmaktadır. Akdeniz kıyısına paralel olarak uzanan Torosların ve Masmavi Akdeniz'in arasında kendine yer edinmiş küçük bir yarımadadan bahsediyoruz. Alanya'nın en dikkat çekici yönü, tam merkezde Akdeniz kıyısına doğru uzun bir köprü şeklinde uzanan yarımada üzerinde kurulmuş, çevresi yüksek surlarla kaplı olan korunaklı kaleleridir.
When you come to Alanya, the first thing you should see is Alanla Castle, which has undoubtedly become a symbol in Alanya. Before, you had to walk for an hour uphill to get to the castle. Or you could reach the castle in 10 minutes by car. Alanya Municipality produced a solution in this regard and established a cable car system in front of the beach. Alanya Teleferik, with its 10 cabins, serves its customers on a 900-meter-long line. They determined the boarding fees for the cable car as follows;
Free for children 0-6 years old
30 TL for children aged 7-16
17 years and older 50 TL
Alanya ya geldiğinizde, ilk görmeniz gereken hiç şüphesiz Alanya'da bir sembol haline gelmiş, Alanla Kalesidir. Önceleri kaleye çıkmak için yokuş yukarı bir saat yürümeniz gerekiyordu. Ya da aracınızla 10 dakikada kaleye ulaşılıyordu. Alanya Belediyesi bu konuda bir çözüm üreterek plajın önüne teleferik sistemini kurmuşlar. Alanya Teleferik 10 'a yakın kabiniyle 900 metre uzunluğunda hat üzerinde gelen müşterilerine hizmet veriyor. Teleferiğe biniş ücretlerini şu şekilde belirlemişler;
0-6 yaş çocuklara ücretsiz
7-16 yaş çocuklara 30 TL
17 yaş ve üstü 50 TL
City families are not charged any fees. They also provide a 50% discount to our disabled brothers and sisters. The cable car opens at 09.30 and closes at 23.00. The cable car, which was built in the park next to the beach, gives you a pleasant journey in the sky, in the magnificent view, until the entrance of the castle.
Şehir ailelerinden herhangi bir ücret talep edilmiyor. Engelli kardeşlerimize de yüzde elli indirim sağlıyorlar. Teleferik 09.30'da açılıp 23.00 'de kapanıyor. Plajın yanında bulunan parkın içine kurulmuş olan teleferik, kalenin girişine kadar sizleri muhteşem manzarada, gökyüzünde keyifli yolculuk yaşatıyor.
As you go up to the castle by cable car, you have the opportunity to watch the magnificent view below. Look, the clean sand of the beach, the sparkle of the sea and the sparkle of the sky almost greet us.
Teleferikle kaleye çıkarken aşağıdaki muhteşem manzarayı izleme imkanınız oluyor. Baksanıza sahilin tertemiz kumu denizin pırıltısı ve gökyüzünün ışıltısı bizleri adeta selamlıyor.
When we examine the history of Alanya, it is not known by whom Alanya was discovered. During the Byzantine period, this place was called Kalanoros. One of the Anatolian Seljuk rulers, the 1st Allaaddin Keykubat, changed the name of this place to Alaiye after besieging the city. M. Kemal Atatürk, who came to visit the city in 1935, wanted the name of this city to be Alanya. Mongol attacks in 1243, Egyptian Mamluks entering Anatolia in 1277 wore down the Anatolian Seljuk State, and in 1300 the Seljuk State was disintegrated and collapsed. The city was sold by the Karamanids to the Mamluk Sultan for five thousand gold. In 1471, Fatih Sultan Mehmet Khan, one of the sultans of the Ottoman Empire, who lived his most powerful period, took Alanya into the borders of the Ottoman Empire. Source
Alanya'nın tarihini incelediğimiz de Alanya'nın kimler tarafından keşfedildiği bilinmiyor. Bizanslılar döneminde burası Kalanoros adıyla anılırmış. Anadolu Selçuklu Hükümdarlarından, 1. Allaaddin Keykubat kenti kuşattıktan sonra buranın adını Alaiye olarak değiştirmiş. 1935 yılında kenti ziyarete gelen M. Kemal Atatürk bu şehrin adını Alanya olmasını istemiş. 1243'te Moğol saldırıları, 1277'de Mısır Memlüklerinin Anadolu'ya girmeleri Anadolu Selçuklu Devletini yıpratmış, 1300 yılında da Selçuklu Devleti parçalanarak yıkılmıştır. Kent, Karamanoğulları tarafından beş bin altın karşılığında Memlük Sultanına satılmış. 1471 yılında en güçlü dönemlerini yaşayan Osmanlı Devleti padişahlarından olan Fatih Sultan Mehmet Han Alanya'yı Osmanlı Devleti sınırları içine almıştır. Kaynak
Since Alanya has an important location in the Mediterranean coast, it appears as the first city that many ancient civilizations wanted to buy. Therefore, there are many castles and solid stone walls in and around Alanya. In order to get off the cable car and visit the Alanya Castle, you have to climb the stairs made of wooden boards. If you are uncomfortable with too much sun, if you don't like the heat, traveling in June and August is tiring and overwhelming. The sun is directly overhead. You sweat while walking. You must have a bottle of water with you. Because a tiring walk will be waiting for you. You want to watch the surroundings and take a picture every 10 steps.
Alanya, Akdeniz kıyıları içinde önemli bir konuma sahip olduğu için, bir çok eski çağ medeniyetlerinin ilk almak istedikleri kent olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu yüzden Alanya ve çevresinde bir çok kale ve sağlam taş duvarları mevcuttur. Teleferikten inip Alanya Kalesini gezmek için ahşap tahtalardan yapılmış sağlı sollu merdivenleri tırmanmanız gerekiyor. Fazla güneşten rahatsız oluyorsanız, sıcağı sevmiyorsanız Haziran ve Ağustos ayları içerisinde gezmek yorucu ve bunaltıcı oluyor. Güneş tam tepenizde oluyor. Yürürken terliyorsunuz. Yanınızda mutlaka bir şişe su bulundurmanız gerekiyor. Çünkü yorucu bir yürüyüş sizleri bekliyor olacak. Her 10 adımda bir etrafı seyredip resim çekmek istiyorsunuz.
Alanya Castle, which is built on a steep cliff, covers all of Alanya and its surroundings when viewed from the outside. I can say that Alanya castle consists of three parts. At the top of the peninsula, there are the Citadel, Middle Castle and Ehmedek castles. After you finish this section, you can visit the second section where Kızılkule, Shipyard and Tophane are located in the small harbor under the castle. Finally, you can complete your castle tour by seeing the walls and structures at the very tip of the peninsula.
Dik kayalığın üzerine kurulu olan Alanya Kalesi dışardan bakıldığında tüm Alanya ve çevresini kapsıyor. Alanya kalesinin üç bölümden oluştuğunu söyleyebilirim. Yarımadanın en üst kısmında İç kale, Orta Kale ve Ehmedek kaleleri bulunuyor. Bu bölümü bitirdikten sonra kalenin altında küçük limanda Kızılkule, Tersane ve Tophanenin bulunduğu ikinci bölümü gezebilirsiniz. Son olarak da yarımadanın tam uç kısmındaki surlar ve yapıları görerek kale gezinizi tamamlayabilirsiniz.
You will see the Ehmedek inscription on the road to the right as you move from Alanya Castle to the Inner Castle. It is said that the old statesmen were hosted in the middle of this old castle, which connects the outer castle walls with each other. I see a mosque just ahead. This is Kale Mosque, the people of Alanya called it the Süleymaniye Mosque. Rumor has it that the mosque was destroyed as a result of a giant lightning strike. Suleiman the Magnificent, one of the sultans of the period, had this mosque rebuilt.
Alanya Kalesinden İç Kaleye doğru ilerlerken sağ tarafa doğru giden yolda Ehmedek yazısını göreceksiniz. Dış kale surlarının birbiriyle bağlantısını sağlayan bu eski kalenin tam ortasında, eski devlet adamlarının ağırlandığı söyleniyor. Hemen ilerinde bir cami görüyorum. Burası Kale cami, Alanyalılar buraya Süleymaniye cami ismini vermişler. Rivayete göre dev bir yıldırım çarpması sonucunda cami yıkılmış. Dönemin padişahlarından Kanuni Sultan Süleyman bu caminin inşaatını yeniden yaptırmış.
On the Ehmedek entrance road, don't miss the small shopkeepers selling traditional souvenirs and clothes of the region. Here you can find many original handmade products made by women. Here they charge 15 TL as an entrance fee. Museum card holders do not pay any fees.
Ehmedek giriş yolu üzerinde yöreye özgü geleneksel hediyelik eşya ve kıyafetler satan küçük esnaflara da uğramadan geçmeyin. Buralarda özellikle kadınların yapmış oldukları el yapımı bir çok orijinal ürün bulabilirsiniz. Burada giriş ücreti olarak 15 TL alıyorlar. Müze kartı olanlar herhangi bir ücret ödemiyor.
The top of the Alanya Castle is the inner castle. In other words, we can say that it is the last point of the castle. In this section, I come across some artifacts belonging to the ancient Romans and Byzantines. The old baths, cisterns and chapels from the Byzantines catch my eye. At this last point of the castle, we come across a scene that shudders and frightens us a bit. This place is referred to as Adam's thrower. It was a system that the ancient Romans applied to their prisoners.
Alanya Kalesinin en tepesi İç kale oluyor. Yani kalenin son noktası da diyebiliriz. Bu bölüm de eski Romalılara ve Bizanslılara ait bazı eserlere rastlıyorum. Bizanslılardan kalan eski hamamlar, sarnıçlar ve şapeller gözüme çarpıyor. Kalenin bu son noktasında biraz içimizi ürperten ve korkutan sahneye denk geliyoruz. Burası Adam atacağı olarak geçiyor. Eski Romalıların mahkumlarına uyguladığı bir sistemmiş.
In Roman times, criminals were killed by throwing them off a cliff to punish them. When we look at the depth of the structure, it is eerie... Again, according to the rumor, the Romans used to wrestle two criminal prisoners here. The defeated party was pushed into the abyss and put an end to his life. The other winner was given one last chance to get out of the pit. They wanted the criminal to drop one of the three stone pieces they handed into the sea. If he dropped one of the stones into the sea, he could regain his freedom. If he could not drop it, the throwing device, which is frequently used in wars, was thrown into the sea and his life was ended.
Romalılar zamanında suçluları cezalandırmak için, uçurumdan aşağıya atarak öldürürlermiş. Yapının derinliğine baktığımızda içler ürpertici... Yine rivayete göre, Romalılar, iki suçlu mahkumu burada güreştirirlermiş. Yenilen taraf uçuruma itilerek hayatına son verilirmiş. Diğer kazanan kişi çukurdan çıkması için ona son bir şans verilirmiş. Suçlunun eline verdikleri üçtaş parçasından birini denize düşürmesini isterlermiş. Taşlardan birini denize düşürürse özgürlüğüne kavuşabilirmiş. Eğer düşüremez ise savaşlarda sıkça kullanılan fırlatma aleti denize atılarak hayatına son verilirmiş.
Hearing this story, local and foreign tourists compete with each other to make a wish and deliver the stones in their hands to the sea. Imagine that you can throw a stone into the sea from a distance of about 300 meters. If you don't, you die. It's scary, isn't it?
Bu hikayeyi duyan yerli ve yabancı turistler, buradan dilek tutarak ellerindeki taşları denize ulaştırmak için birbirleriyle yarışıyorlar. Yaklaşık 300 metre uzaklıktan denize taş atabileceğinizi düşünün. Atamazsanız canınızdan oluyorsunuz. Ne korkutucu öyle değil mi?
There is a different paradise in every corner of the wooden boarded stairs we walk while visiting Alanya Castle. I witness the magnificent view of the castle and the beach through the green bushes and large pine trees that come before me. The castle walls look so magnificent; While traveling, I suddenly feel myself in that era. Small pine trees coming out of the castle walls greet us with their lush green color. The gates we pass through the castle walls seem to tell us the history of this place. The length of the walls surrounding the castle continues along a beach. There are nearly 100 bastions on the Alanya castle. Who knows which states' soldiers were guarding behind these bastions?
Alanya Kalesini gezerken yürüdüğümüz ahşap tahtalı merdivenlerin her köşesinde ayrı bir cennet yatıyor. Önüme gelen yeşil çalılar ve büyük çam ağaçlarının arasından kalenin büyüklüğü ve plajın muhteşem görüntüsüne tanıklık ediyorum. Kale duvarları o kadar ihtişamlı görünüyor ki; gezerken bir anda kendimi o dönemin içinde hissediyorum. Kale duvarlarının arasından çıkan küçük çam ağaçları yemyeşil rengiyle bizleri karşılıyor. Kale duvarlarının arasından geçtiğimiz kapılar, sanki bize buranın tarihini anlatıyor. Kaleyi baştan sona çevreleyen surların uzunluğu bir sahil boyunca devam ediyor. Alanya kalesinin üzerinde 100 'e yakın burç bulunuyor. Bu burçların arkasında kim bilir hangi devletlerin askerleri nöbet tutuyordu?
Even though our tour of the castle was tiring, the sights we saw and the walls that smelled of history take all our tiredness away. We take a breather under the old pine trees that shade the sun's shine. Next to the castle gates, they created stone benches for tourists to rest.
Kale gezimiz yorucu geçse de gördüğümüz manzaralar ve tarih kokan surlar bütün yorgunluğumuzu alıyor. Güneşin ışıltısına gölge olan yaşlı çam ağaçlarının altına biraz soluklanıyoruz. Kale kapılarının yanlarında turistlerin dinlenmeleri için taştan banklar oluşturmuşlar.
I share this beautiful spot for you, where everyone is competing to take pictures.
Herkesin resim çekme yarışına girdiği bu güzel noktayı sizler için paylaşıyorum.
While walking around this beautiful castle, I would like to talk about the beauty of Alanya houses. While I was wandering among the houses of Alanya, which I resembled with the wooden houses in the streets of Kaleiçi in Antalya, I felt that someone would call me and ask for something through that beautiful wooden window. It is not known who lives in these cute houses made of rubble stone and colorful wooden floors, but of course, the taste of coffee in the balcony view will be different... You are tired and hungry while walking. Right next to these magnificent wooden houses, you can see pancakes and restaurants trying to make the place look like these houses. And if you come here in spring, you can enjoy your meal in the scent of oranges.
Bu güzel kalenin içinde gezerken Alanya evlerinin güzelliğinden de bahsetmek isterim. Antalya'daki Kale içi sokaklarındaki ahşap evlerle benzerlik kurduğum Alanya evlerinin arasında dolaşırken o güzelim ahşaplı penceren bir kişinin bana sesleneceğini ve bir şeyler isteyeceğini hissettim. Moloz taş ve renkli ahşap döşemelerden yapılmış bu şirin evlerde kimler oturuyor bilinmez ama, balkon manzarasında kahve keyfinin tadı bir başka olur elbet...Gezerken yoruldunuz ve acıktınız. Bu muhteşem ahşap evlerinin hemen yanında gözlemeciler ve mekanı bu evlere benzetmeye çalışan restoranlar görebilirsiniz. Bir de bahar aylarında buraya gelirseniz, portakal kokuları içinde yemeğinizi yiyebilirsiniz.
I am ending my Alanya trip here for now. In the coming weeks, I will try to tell you about the natural beauties of Dim Stream, Damlataş Cave and Alanya. Stay with love and joy of life, my friends...
Alanya gezimi şimdilik burada sonlandırıyorum. Önümüzdeki haftalarda Dim Çayı, Damlataş mağarası ve Alanya'nın doğal güzelliklerinden sizlere bahsetmeye çalışacağım. Sevgiyle ve yaşam sevinciyle kalın dostlarım...