Whenever I have the chance, I try to head up into the mountains in Turkey’s beautiful landscapes. Last week, at the Ölüdeniz resort I visited, I saw people paragliding. An instructor was giving lessons to beginners. I watched them and listened to what they were saying. Here, they don’t just teach people how to fly. They’re also shown how to confront their fears—and then, by overcoming those fears or that excitement, glide through the air.
Zaman buldukça Türkiye'nin güzel coğraflarında yükseklere çıkmayı deniyorum. Geçen hafta gittiğim Ölüdeniz tatil köyünde yamaç paraşütü yapanları gördüm. Bir eğitmen bu işe yeni başlayacak olanlara eğitimler veriyordu. Bende onları izledim. Anlatılanları dinledim. Burada sadece insanlara uçmak öğretilmiyor. Onların belki de korkularıyla nasıl yüzleştikleri, sonra da bu korkularıyla ya da heyacanlarıyla, başa çıkarak havada süzülebilecekleri gösteriliyor.
I’ve seen similar scenery during descents from the hills—ranging in elevation from 300 to 700 meters—in the Kumluk area, which is part of the Alanya district of Antalya. Every hill has its own unique wind. Flights with different winds have different stories. I received my paragliding training during my university years. Back then, the Turkish Aeronautical Association provided this training to us free of charge.
Buna benzer manzarayı, Antalya'nın Alanya ilçesine bağlı, 300 ve 700 metre arasında yüksekliği bulunan tepelerden Kumluk alanına yapılan inişlerde de görmüştüm. Her tepenin farklı bir rüzgarı var. Rüzgarı farklı olan uçuşlarında hikayeleri farklı oluyor. Ben üniversite yıllarında yamaç paraşütü eğitimini aldım. O dönemlerde Türk Hava Kurumu bize bu eğitimi ücretsiz vermişti.
What drove me to this sport is my love of freedom. You know that first moment when you reach the top and look down... In that instant, you feel like a bird ready to spread its wings toward freedom... Even though it may seem intimidating and dangerous at first glance, your trust in your inner courage overcomes those fears. In fact, I know many people who started out saying, “I could never do this,” yet went on to become pioneers in the sport.
Beni bu eğitime iten sebepte özgürlüğüme düşkün olmamdır. Yükseklere çıktığınızda tepeden aşağıya baktığınız ilk o an var ya... İşte o anda özgürlüğe kanat açmaya hazırlanan bir kuş gibi hissediyorsunuz kendinizi... İlk bakışta korkutucu ve tehlikeli bir spor gibi görünse de içinizdeki cesarete olan güveniniz, bu korkularınızı yeniyor. Hatta ilk başlayanların çoğu ben bunu asla yapamam diyerek, sporu ilerleten kişiler biliyorum.
Rest assured, once you start practicing this sport, your self-confidence, courage, and determination will grow stronger day by day. The moment your feet leave the ground, fear gives way to awe and adventure. As you glide through the air like a bird, you savor the taste of freedom and excitement. Just imagine being up high, alone in the air with nothing but the wind and endless open space.
Emin olun sporu yapmaya başladıktan sonra, kendinize olan inancınız, cesaretiniz ve azminiz gün geçtikte daha fazla oluyor. Ayaklarınız yerden kesildiği anda, artık korkunun yerini hayranlık ve macera alıyor. Yükseklerde kuş gibi süzüldüğünüzde, özgürlüğün ve heyecanın tadını çıkarıyorsunuz. Düşünsenize yükseklerde havada sadece rüzgar ve sonsuz bir boşlukla başbaşa kalıyorsunuz.
During some training sessions, I’ve seen people scream when they first take to the air. After a while, that scream turns into laughter and joy. As for me, I was happy, just like a child. At first, I couldn’t bring myself to look down. I felt at ease when I saw myself gliding through the open sky. What put me at ease most of all was reaching the same level as the clouds. I thought I was flying along the path of freedom I had created for myself.
Bazı eğitimlerde, ilk defa havada uçanlardan çığlık atanları gördüm. Belirli zaman geçtikten sonra o çığlık kahkahaya ve sevince dönüşüyor. Ben ise bir çocuk gibi, mutlu olmuştum. Başta aşağıya bakamadım. Kendimi havanın boşluğunda ilerlerken görünce rahatladım. Beni rahatlatan en önemli detay ise, bulutlarla aynı seviyeye gelmiş olmamdı. Kendi rotamda oluşturduğum özgürlük yolunda uçtuğumu düşündüm.
Just imagine the difference between walking on the ground and flying in the sky... Life on the ground is always heavy and difficult. Your responsibilities, your thoughts, your worries... But the sky is not like that. All the burdens you’ve taken on remain down below. Every time the wind hits my face, I feel the weight on my body falling away. I realize that the world, which once seemed to encompass the entire universe, has suddenly shrunk.
Toprağın üstünde yürümek ile gökyüzünde uçmak arasındaki farkları düşünsenize... Yerdeken hayat hep ağır ve zor. Sorumluluklarınız, düşünceleriniz, telaşlarınız... Ama gökyüzü öyle değil. Üzerine aldığınız tüm sorumluluklar aşağıda kalmıştır. Rüzgar her yüzüme vurduğunda, bedenindeki ağırlıkların aşağıya düştüğünü hissederim. Koca evreni kaplayan dünyanın bir anda küçüldüğünün farkına varırım.
I made many friends during these training sessions. Some of my friends came in afraid, found their courage, and even decided to start a new chapter in their lives. There are still some among them whom I keep in touch with. Everyone feels a deep love for freedom while practicing this sport. Because the sky gives people courage. It makes you feel strong. It keeps you humble. And one day, you’ll start talking to the sky.
Bu eğitimlerde birçok arkadaş edindim. Korkarak gelen, cesareti bulan, hatta hayatına yeni bir başlangıç yapmayan isteyen arkadaşlarım oldu. Aralarında hala daha görüştüğüm kişiler var. Herkesin bu sporu yaparkan içinde hep özgürlüğüne duyduğu bir sevgi var. Çünkü gökyüzü insana cesaret verir. Seni güçlü gösterir. Kibirlikten uzaklaştırır. Ve gün gelir gökyüzüyle konuşmaya başlarsın.