Her ne kadar olağan bir durum gibi görünse de,yabancı dil öğrenmek bence hayatımızda verdiğimiz en iyi karardır.Nede olsa yabancı dil hayatınızın önemli bir kısmını kaplar,vaktinize ve emeğinize ihtiyaç duyar.Emek ve istek olmadan yabancı dil öğrenmek çok zordur.Lise yıllarımı endüstri meslek lisesin'de okumama rağmen yabancı dile olan ilgim ve hayranlığım sürekli üzerine düşmeme sebep olmuştur.Lise arkadaşlarım elektrik devrelerini öğrenirken ben bir yandan Yds sorularını çözüyordum.Ne kadar çok çözersen o kadar fazla kelime öğreniyorsun.Bir elimde sözlük diğer elimde test kitabı 1 sene nasıl geçti de ben bu kadar şeyi yetiştirdim diye hala bugünlerde kendime şaşırıyorum.Dil öğrenirken ihtiyacınız olan yegane şey yaptığınız işi sevmek.Sevmeden bu işi yapamazsınız.Bu durumda bu işi sadece sıkıcı test ve grammer kitaplarıyla değil,ilgi duyduğunuz şeylerle desteklemek bu sayede daha sıkılır ve dil öğrenmek daha kolay gelecektir.Mesela ben sürekli altyazılı yabancı dizileri filmleri,şarkıları bile youtube de açarken bir taraftan da ''lyrics''(altyazıları) açar duyduğum sesleri yazı ile karşılaştırırdım.Bu ne faydası var derseniz de telaffuzu geliştirirsiniz.Siz de onlar nasıl telaffuz ediyorsa öyle telaffuz etmeye uğraşın.İlk başta olmayabilir ama yılmayın sürekli tekrar edin.Hangi aksan hoşunuza gidiyorsa ona odaklanın.Bu işte önemli olan düzgün ve akıcı ingilizce konuşan kişileri dinlemeniz.Size tavsiye edebileceğim araştırmacı,yazar ve stand up'çı olan ''George Carlin''.Ben yıllardır onun videolarını izlemiş biri olarak ilk önce türkçe altyazılı sonra ingilizce altyazılı en son seviyede ise altyazısız George abimizi anlamaya başladım.Ne kadar müthiş his değil mi? Altyazıya ihtiyaç duymadan konuşulanı anlamak.Buna ulaşmak çok zor değil,biraz grammer biraz kelime bilgisi ve bolca ingilizce konuşulan dizi ve filmler.Bir bakmışsınız altyazısız dizileri izlemeye başlamışsınız.Bir benim için hayal olan birşeydi bu ama hayaller gerçekleştirmek için değilmidir zaten.