İzlenim 1;
Bu akşam seni yemeğe davet etmiş olsam, her çeşit yemekle sofrayı donatsam, sen otur ve ye diye!
Ama bunu öyle değişik bir şekilde yapsam ki, aldığın her kaşıkta seni aşağıladığımı, seni alçalttığımı, daha önemli başka bir şeyden seni ayırdığımı hissetsen!
Ama yemek zorunda olsan, öyle aç olsan ki yemezsen ölecek olsan.
İzlenim 2;
Burada da diğer her yerde olan şey oluyor.
İnsanlar önce geliyorlar, doğa biliminin ucundan baktıkları leziz tatlara hayran kalıyorlar.
Diyorlar ki:
“ Ooo, çok güzel. Artık buradan aldığım bilgelikle iş yerimde de özel hayatımda da başarılı olacağım. Her şey böylece iyi olacak.”
Başlangıçta insanlar kişisel çıkarları için işe başlıyorlar.
Buna insanın “mutluluk günleri” denir.
Eğer böyle olmasa zaten kimse doğa bilimini öğrenmeye falan çalışmaz.
Ve daha sonra işin tam olarak böyle olmadığını anlıyorlar ve ayrılıyorlar.
Bu aşamada akıllarından şunlar geçiyor;
“Paramı yatırdım, zamanımı harcadım ve çok büyük bir çaba gösterdim. Peki sonunda ne oldu? Kocaman bir hiç! Üstelik bunun dışında bir şeyle ilgilenmiş olsaydım çoktan başarılı olurdum.”
Kişi bazen bu düşünceler içinde olur ve yoldan ayrılır.
“Mutsuzluk günleri” ise kişinin bu çalışmadan hiçbir şey kazanmayacağını anladığı zamandır.
Sadece bu olsa yine iyi, artık daha önce kazanmayı ümit ettiği her şeyden çok daha önemli bir şeyi arzuluyordur.
İşte asıl çalışma burada başlar!
Alıştırma: İzlenim 1 ve izlenim 2 arasında bağlantı kurmak.