Merhabalar.
Canım dostum Miniklady'min doğum günü sebebi ile bir günlüğüne İstanbul'a gittim. Bu yolculuğum için bu sefer otobüs yerine tren kullanmayı tercih ettim. Benim trenlere karşı kendimi bildim bileli bir sempatim var. Bana çok nostaljik geliyorlar. Hazır böyle imkanım varken neden bu fırsatı değerlendirmeyeyim dedim ve 'e sürpriz olması için haber vermeden yola çıktım.
Sabah saat 09:10. Arkalı önlü yakın korumalarım ile ben tren istasyonuna yol alırken.
Eminönü'ne iner inmez meşhur balık ekmekçileri görünce dayanamayıp boş bir yere hemen oturdum. Boş bir yer diyorum ama inanın hiç yer yok. O kadar tıklım tıklımdı ki, elime alıp bank bulsam orada bile yiyecektim. Neyse ki birisi kalkar kalkmaz hemen oturdum. Bir güzel karnımı doyurduktan sonra arkadaşım gelene kadar biraz dolaştım. Uzun zamandır gelmiyordum ve kalabalık ortamı hariç, gerçekten çok özlemişim.
"Dünya bir tek ülke olsaydı başkenti İstanbul olurdu -Napolyon Dünyaya bir kez bakma imkanın olacaksa sadece İstanbul'dan bak - Alphonse de Lamartine Tüm şehirler ölümlüdür İstanbul hariç - GylliusBu büyük insanlar boşuna dememiş bu sözleri. İstanbul dinlerin, milletlerin ve kültürlerin harman olduğu bir şehirdir. Bu güzel şehrin incilerinden bir tanesi her zaman Eminönü olmuştur. Turistlerin beğeni ve meraklı bakışlar atmasına sebep olan bu güzel şehir bana gurur veriyor.
Hafta sonu olduğu için aşırı bir kalabalık vardı. Kalabalık ortamlarda aklım ve ruhum çok fazla bunaldığı için detaylı gezemedim. Yine de biraz dolaşıp vakit geçirdim. En fazla insanın yoğun olduğu kısım da Nimet Abla oldu. Buraya başka şehirlerden bilet almak için gelenler bile varmış en çok buna şaşırdım. Gerçekten öyle uzun sıra vardı ki sonunu bulamadım. Kendi kendime "Eee, bu kadar insan buradan bilet alırsa tabi ki ikramiye buradan çıkar" diye çok güzel bir tespit yaparak olayı kapattım.
Gönül isterdi ki, biz de Nimet Abla'dan bilet alalım ama aklımı peynir ekmekle yemedim tabi ki. Bilet almam için o kuyrukta iki gün boyunca ayakta beklemem gerekirdi. Ben de "kısmetin nereden geleceği hiç belli olmaz" diyerek gözüme kestirdiğim bir abladan biletimi aldım. Buraya da koyuyorum ki, eğer benden ses seda çıkmazsa bilin ki büyük ikramiye bana çıkmıştır. Gerçi bileti çeyrek aldım ama olsun çeyreğine de razıyım. Böyle bilet alanlara hep sorarlar ya hani, "büyük ikramiye size çıkarsa ne yaparsınız" diye. Ben de sormuşsunuz gibi cevap vereyim, öncelikle tabi ki hayvanlar için bir şeyler yaparım. Tabi ki burada ki Türk topluluğunun en büyük balinası(umarım böyle söyleniyordur) olacağım için sizlere de bir kıyak yaparım artık.
354 yıllık mirasımız olan Yeni Camii'yi tam çekmek isterdim ama restorasyon çalışmasından dolayı etrafı kapalıydı. Bu yüzden çekemedim ama yine de bir boşluktan sizler için açı yakalamaya çalıştım.
Buluştuktan sonra doğum günü kutlaması, dedikodusu derken resim çekilmeyi unutmuşuz. Bu seferlik böyle olsun ne yapalım. Buradan tekrar kutluyorum canımın doğum gününü. İyi ki doğdun canım dostum. Her zaman yanımda olduğun ve her an beni kollayıp koruduğun için sana teşekkür ederim. Seni çok seviyorum, iyi ki varsın!
Doğum günü akşamını Miniklady'de geçirdim. Bir gün sonra evime dönmek üzere yola koyuldum. Biraz daha fazla kalabilirdim ama Dayım ziyaretime geleceği için pek fazla kalamazdım.
Trenin vermiş olduğu mutluluk ile resim çekilmesem olmazdı. Nereden olursa olsun dönüşler beni her zaman hüzünlendirmiştir. Bir de doğup büyüdüğüm şehirden ayrılmış olmamdan dolayı daha bir hüzünlendim tabi ki. Sevdiğim müzikler eşliğinde dönüşümü tamamladım.
Evime henüz 4 saat önce geldim. Gelir gelmez beni en çok özleyen kişi kızım Şila olmuş. Oturur oturmaz soluğu kucağımda aldı. Sizlere böyle güzel bir bakış ile poz verdi. Dünyanın en huzurlu anını ben bu şekilde yaşıyorum işte.
Şuraya da görevini tamamlamış, mesajını vermiş tişörtü ile bir TUĞBA bırakıp vedamı ediyorum.
Okuduğunuz için teşekkürler.
Sevgiler,
Posted from my blog with SteemPress : http://tugbagungor.steemblogtr.ovh/2018/12/17/istanbul-yolcusu-kalmasin/