Cumhuriyet kurulduğundan bugüne kadar geçen sürede hiç bir zaman kalıcı çözüme ulaştıramadığımız, gelişmekte olan ülkeler liginden gelişmiş ülke klasmanına geçemiyor olmamızın sebebi, kronikleşmiş hastalığımız cari açık.
Bu hastalığın sebebi başarısız ekonomi politikaları gibi aklınızda yer ediyor olsa da kimseyi kandırmaya gerek yok. Siyasi görüşlerinizi bir kenara bırakın ve sadece kendinizi düşünün. Türkiye ekonomisinin gidişatı için ne kadar endişeleniyorsun veya bunun için hangi özel ihtiyacından vazgeçersin?
Bir an için çok endişelendiğinizi ve bir dost sohbetinde ekonomi konuştuğunuzu düşünün. Çok büyük ihtimal içi ideolojiyle dolu, ekonomiye dair zerre bilgi kırıntısı içermeyen ekonomi konuşman, konuştuğun yerde yok olup gidecek. Hadi sadece orada yok olsa iyi, birde dediklerini unutacaksın. O vatansever, ekonomist arkadaş bir anda dolar buradan alınır mı diye konuşmalar yapacak. Bu bahsettiğim arkadaşı çok uzakta aramaya gerek yok. Türkiye'nin %90'ının çizdiği tablo bu.
Neredeyse 100 yıllık süreçte politikacıların hiç mi suçu olmadığını iddia ediyorum, tabi ki hayır. Fakat politikacıları siyasileri suçlamaktan öte ekonomiyi asıl yöneten bireylerdir. Bireylerin doğruyu yanlıştan ayırması ahlaklı birey olması beklenir.
Biriktirmediğimiz sermayenin yanlış yönetilmesi sorundur ama burada kritik nokta biriktirmediğin sermayedir. Cumhuriyetin ilk yıllarında bunu anlaşıyla karşılayabilirim. Uzun ve yorucu bir savaştan çıkmışsın. Avrupa'da çoktan büyümüş burjuvazinin sende zerresi olmaması büyümeni yavaşlatabilir, çok geçerli ve kabul edilebilir bir engeldir.
Hatta kendi burjuvazini yaratabilmek için bir bakkalı devasa büyütebilmeni de anlarım. Devlet politikası olarak bunu öngörerek hamleler yapmak çok doğru tercihler. Fakat bunlar 80 yıl önceydi.
2018 Türkiyesi'nin maalesef hiçbir bahanesi yok. Hanehalkının yaptığı ekonomik tercihler hep ülkenin rüzgarına ters işliyorsa, '' millete rağmen ekonomi büyümez''
Devletin önünde maalesef çok fazla seçenek yok. Halkın talebini karşılamak için para bulmak zorunda. Bu parayı klasik ekonomik sistemden bulamayacağı gün geçtikçe iyice netleşiyor. Hem doların ülkesine dönüyor oluşu hem kredi derecelendirme kuruluşlarının yatırım yapılabilir ülke klasmanına almadığı dönemde ülkeye yatırım yağacak sözü bana çok inandırıcı gelmiyor.
Yatırımda alamıyorken geriye hangi seçenek kalacak? Tabi ki de kripto para piyasaları. Geçmiş yazılarımda da yazmıştım, gerekli dikkat çekilene kadar da yazmaya devam edeceğim. Mevcut yönetim sistemimizle çok hızlı düzenlemeler akabinde Türkiye'de kalıcı sermayenin, düşük faizin kısacası bol paranın önü bir anda açılabilir.
Biriktirmemenin gerektiği yüksek faiz faturasını kompanse edebilecek hatırı sayılır miktarda sermaye, faiz oranımızı tek haneli rakamlara geri döndürebilir. Düşük faiz üreticinin elini kolaylaştırır ve bizde en nihayetinde fakirlik kısıtından kurtulabiliriz.
Kaynak
https://www.disticaret.biz.tr/2016/01/yillara-gore-turkiyenin-dis-ticaret-acigi.html
https://slideplayer.biz.tr/slide/4871166/
http://ipahaber.com/2018/06/08/turkiye-en-yuksek-faiz-odeyen-4-ulke/