Bir ağacın yaprağı dâhi dünya üzerinde büyük bir anlama sahiptir. Mesela bu yaprağın ne olacağını biz seçeriz, biraz da onun yaratıcısı biz oluruz. Bizleri inançlarımıza göre tanrı yarattı, ve bizler ise başka ihtiyaç ve gerçekleri yarattık. Ağacı tanrı oluşturdu, devamını biz getirdik.
Derdi tanrı verdi, bu dertlerin çözümü de ondandır fakat bunu yönetmek bizim elimizdedir. İstersek kendimi kahredebiliriz, İstersek bu derdi sevip mutlu da olabiliriz. Demek istiyorum ki biz ne ekersek o filizlenir, mutluluğu ekmemiz gerekiyor. Huzuru bulamasakta mutluluğu çoğaltmamız gerekiyor. Çoğaltmak demişken aklıma çocuklar geldi.
Böyle bir dünyaya bir çocuk getirmek ister miydiniz? Ben istemezdin. Bir insan neden ebeveyn olmak istiyor anlamış değilim, sevmek için değil mi? Uzun bir süre vakit geçirmek ve sorumluluk almak için çocuklar dünyaya geliyor. Kız çocukları uslu ve tatlı olabiliyor ama erkek çocukları 2 yaşından sonra yaratık olmaya başlıyorlar. Çevrede bulunan çocuk örneklerini görünce çocuğum olsun istemiyorum.
Ben bu dünyaya mutluluk Ağacı ekmek istiyorum, kendi tohumuyla büyüsün istiyorum. Kendi tohumumdan hüzünlü bir dünyaya hüzün yaşayacak bir çocuk getirmek istemiyorum.