Geçer günler.
Neler yaşar bilemem.
Ne olursa her gittiğimde olur.Bir dönerim Refya hastalanmış Sürekli bayılır.Birilerini görür bayıldığında, döverler onu.
Kalçalarına inen düz kizil saçlarını kestirir Refya.
Hocalara götürürler.Fayda etmez.Gece bir uyur.Sabah morluklarla uyanır. Kimse bilmez, anlam vermez. Refya güler."Alıp götürecekler beni. Evlerini gördüm. Her yer pembe. Mutlu bitecek."diye.
Nasıl olur?
Nasil geçer?
Kendi yaşar.
Kime anlatir?
Kimse duymaz.
İki yıl bayılmalarla, morluklarla, düşlerle, yeni ve çok sevdiği hayalinde olduğunu düşündüğüm bir tek kendisinin gördüğü yedi arkadaşıyla yaşar Refya.
Refya hem evden kaçmış hem de bir kaçıktar herkesin gözünde.
Bazı geceler yanına giderim. Beraber uyurum, düşleyerek kurar. Bir inat, bir inat. Yedi arkadaşım var bir de der, "Bir gün götürecekler beni. Gideceğim. Seni özleyeceğim." der. Anlamam. Ne anlarım ne susar bakakalırım. Yorgun, karışık kalakalırım...
Dönüşüm yaklaşmıştır. Ben belki bir daha kimbilir ne zaman dönmek üzere gitmek zorundayımdır asıl yaşadığım yere. Zaman daralır. Refya daralır. Son gün beni uğurlamak ister terminalden. Eli elimde. Ondan küçüktür erkek kardeşi ama abilik yapar, bırakmaz. Telefon yasak, pencere yasak, kapı önü yasak. Izin vermez. Yol ortasında kavga kıyamet. Refya' ya giderim." derim. Sarılır, ağlar, döner arkasını gider. Kahvenin önünden hışımla geçer. Arkasından erkek kardeşi koşturur. Evlerinin önünde yakalar ve bütün gece döver Refya' yı. Sonraki sabahin kör bir saatinde haberini alırım yine. Refya beşinci kattan atlamışım.
Dedim ben ama. Üzüldüm, ağladım , haberin alamadım .
Ama Refya, düşleri var.
Hayaller kurar ve daha birini bile yaşamamıştir.
Refya bir inat,
Bir inat yine yaşar...