Güzel ülkemde büyümenni bir ölçütü de sınavlardır.Bu sınavlar neredeyse bütün yaş kategorilerinde karşımıza çıkmaktadır.Hiç düşündünüz mü bilmiyorum ama ben ergenliği bi sınavla açtım başka bi sınavla kapattım. Bitti mi? Hayır,meslek sahibi olduğumu düşünürken başka bir sınav çıktı karşıma... Akademisyen olabilir miyim diye düşünürken birden fazla sınav bana dur biraz daha düşün dedi. Ne kadar üzücü hepsinin isimlerini bilmek bile ayrı bir emek gerektiriyor.LGS,YKS,ALES,KPSS,DGS,YDS gibi daha nice sınavlar mevcut ve bigün OSYM nin sitesine girip ne kadar sınav olduğunu incelemenizi öneririm.(Bu süreç içinde isimleri değişmemiş olur umarim😕)
Hepimiz bu sınavların kurbanı olduk ne yazık ki. Peki bu sınavlara hazırlanırken ne zorlu süreçler geçirdik,geçiriyoruz hatırlar mısınız? Elde edilen başarısızlıkların büyük bir çoğunluğunu zekamıza bağladık.Bu durum gerçekte de böyle miydi acaba ? Cevap basit hayır. Herkesin zekası birbirine yakındır.Yapılması gereken en temel öğreti emek ve disiplindir.Bu durumu bazı başlıklar vererek açıklayıp pekiştirelim.
➡ Zeka değiştirilebilir birşeydir.Sınavlarda bunu başarabilmek için çok ve farklı soru tipi çözmek en önemli noktadır.Örneğin,iyi santranç oyuncularının neredeyse 50 bin veya daha fazlası pozisyon bilgisine sahip olması gibi...
➡En avantajlı öğrenci çok soru çözerek farklı soru tiplerine görüp yeni soru tiplerine hazır olan öğrencidir.
➡Çözülemeyen sorular mutlaka çözdürülüp tekrar edilmelidir.Yaptıklarımız kadar yapamadıklarımız da başarımızı belirleyecektir.Spor yaşamı boyunca 10 binden çok şut kaçıran, 300 den çok maç kaybeden efsane Michael JORDAN ın elde ettiği başarıları bu başarısızlıklara bağlaması örneğinde olduğu gibi...
Sınavsız günlere ulaşmak ümidiyle ....