Bu fotoğrafın çok güzel bir anısı var.
şöyle anlatayım. sevdiceklerin birbirine verdiği gül, çiçek, ayı, minnoş şeyler benim için hep gereksizdi. yani böyle yapmacık gibi. değer vermedim böyle şeylere. ama bir yolculuk sırasında eşimin bana verdiği bu minnoş şeyi üfleyemedim bile. elimde bir kristal tutuyormuşum gibi hissettim. O'ndan geldi çünkü, daha ne olabilirdi.
yola devam ederken arabada nereye koysam da başına bişey gelmese böyle tatliş kalsa diye düşündüm de düşündüm. arabanın torpido gözüne bu güzelliği koydum. yolculuk bitti, eve vardık, eşyaları indirdik. fakat o torpidoyu hala açabilmiş değilim. muhtemelen ilk andaki güzelliği kalmadı. ama bana hissettirdiği o muazzam his hala benimle. teşekkür ederim sana " üfleyince tüyleri uçuşan, ama üflemeye kıyamadığım çiçek". eşime de teşekkür ederim bu minicik çiçekle bana bu unutamadığım anları yaşattığı için 💕
Edit: üfleyince tüyleri uçuşan çiçeğin adı Karahindiba imiş.:)