Hayırlı işler peşinde kendimi feda ediyorum. Bir yapıt(metodu her ne olursa olsun) eğer kaliteliyse aktarımı için her kulvardan zorlamak gerekir. Bu düşüncenin etkisiyle kendime edindiğim kaliteli şeyleri yayma misyonu, dün akşam itibariyle güzel sonuçlar elde etti.
Black Mirror; her bölümüyle, ayrı ayrı konseptleriyle ve kurgusuyla kaliteli içerik kategorisinde başları çekiyor. İzleyip hoşuma gitmeyen birkaç bölüm ya olmuştur ya olmamıştır. Ki o birkaçı diye tabir ettiğim bölümler yine alanında çok başarılı ama beklentiyi tepeye çıkardıkları için bu bölümler biraz yavan kalıyor.
İstemsiz olarak tanıdığım, gördüğüm her insana muhabbetin ortasında diziyi izleyip izlemediğini soruyorum. Aslında, şöyle oluyor: Muhabbetin bir ucu, istemsiz olarak hep Black Mirror'da işlenen bir konuya dokunuyor. Daha sonra da analizler, hayretler, methiye düzmeler falan...
Halihazırda ben bu kadar seviyorken kız arkadaşımın izlememesini kendi ayıbım olarak görüyordum. Ta ki artık, dün akşam tutup kolundan izletene kadar.. Açtım 'San Junipero' bölümünü (3. sezon, 4. bölüm) yaslandım arkama hayretler içinde izlemesine keyifle şahit oldum.
San Junipero'yu seçmen için farklı parametreler vardı; hem bilim kurgu öğeleri oldukça az olan, hem de kız arkadaşımla sık sık gündemize gelen, olası gelecek tartışmalarımıza farklı bir bakış açıyla bakan bir bölümdü. Ek olarak başrolde oynayan ablalar gerçekten çok sempatik.
Black Mirror misyonerliği alanında güzel gelişmeler yaşandı kısacası. Bir de bunun Fringe adında farklı bir versiyonu var. Onu da başka bir yazımda paylaşırım. Siz şimdiden Black Mirror'a başlayın. Fringe bir tık daha sonra. Keyifli distopyalar... ✋