I often remember death after my 40s, especially because I did not know what death was like and what I would encounter after death, so I was worried and worried about it.

TÜRKÇE VERSİYON
Ölümün nasıl bir his olduğunu ve ölümden sonra neyle karşılaşacağımı bilemediğim için özellikle 40'lı yaşlarımdan sonra ölümü sıklıkla hatırlar, bu konuda endişe ve korku duyardım.
![Soul-image-1.jpg](
Gerçekten de ölümden sonra ruhsal veya bedensel sonsuz bir yaşam var mıydı? Cennet var mıydı? Varsa neredeydi ve nasıl bir yerdi? Orada nasıl bir yaşam sürecektik? Dünya yaşamına benziyor muydu? Ailemi bir daha görebilecek miydim? Yine onlarla birlikte yaşayabilecek miydim? Eğer orada sonsuz bir yaşam varsa amacımız ne olacaktı? Dinsel öğretilerde belirtildiği gibi sonsuza kadar bolluk içerisinde yeyip içerek ve eğlenerek amaçsızca yaşama fikri bana hiç mantıklı gelmiyordu. Sonsuza kadar amaçsızca bu şekilde yaşamak bir noktadan sonra çok sıkıcı olmaz mıydı? Hiç bir zaman boş durmayarak sürekli bir şeylerle ilgilenip üreten bir insan olarak dini öğretilerde tabir edilen Cennet yaşamı hiç bana göre değildi. Dünyada ki yaşamımızın da, ruhlar aleminde ki yaşamın da bir amacı olmalıydı. Bu soruları aklımdan geçirir ama ikna edici bir yanıt bulamaz, tıkanıp kalırdım.
Aslında bedendeyken erişemediğim anılarımda ölüm deneyimini defalarca tecrübe etmiş ve sayısız yolculuk yapmıştım. Hatırlayabilsem endişe ve korkularımın ne kadar yersiz olduğunun farkına varıp gülümseyebilirdim ama hafızamda bu yolculuklara dair hiç bir iz yoktu. Ve maalesef Dünya üzerinde yaşayan her canlının kaçınılmaz sonu olduğu gibi yaşarken gelmesini hiç istemediğim ölüm anı ile bir kez daha karşı karşıyaydım.
Kendimi hastane yatağında görebiliyordum. Eşim ve kızım hıçkırarak ağlıyordu. Hemşire beyaz bir çarşafla üstümü örtüyordu. Ölü gibi görünüyordum ama hiç ölü gibi hissetmiyordum. Odanın içinde havada süzülüyor, her şeyi görüp duyabiliyor ve 'Ölmedim, buradayım' diye haykırmak istiyordum ama yapamıyordum. Sesim çıkmıyordu.
Sanki bedenimin ölümüne kısa bir süre kala bir güç tarafından itilerek başımın üstüne fırlatılmıştım. Hastalığım ilerlediği için bedenimde dayanılmaz acılar çekiyordum ve ölümüm tam olarak sonlanmadan bedenimden ayrılmıştım. Artık acı hissetmiyor ve tüm olan biteni başrolünde oynadığım bir filmi izlercesine görebiliyordum.
Acı içinde hıçkırıklara boğulan eşime ve çocuklarıma ölmediğimi, yaşadığımı, burada onları görebildiğimi anlatmak istiyordum ama sesim çıkmıyordu ve iletişim kuramıyordum. Doktor ve hemşireler ailemi sakinleştirip teselli etmeye çalışıyordu ve ben sadece olan biteni izlemekle yetinmek zorundaydım. Ne yapacağımı, nasıl iletişim kurabileceğimi bilmiyordum. Zihinlerine ulaşıp iletişim kurabilirdim aslında ama aşırı derecede üzüntüden tüm algıları kapanmıştı. O an içimi çaresizlik duygusu kapladı. Oysa ki, artık çok kalitesiz bir yaşam sürmeme neden olan yaşlı bedenimden kurtulup tamamen özgürleştiğimi, her şeyin yolunda olduğunu ve onları bekleyeceğimi anlatabilsem kederleri azalacaktı.
Ailemle iletişim kuramadığım için üzüntü içerisindeydim. Tamamlayamadığım yarım kalan işlerim vardı. 2 yıldır yazmakta olduğum kitabımı sağlık sorunlarımdan ötürü tamamlayamamıştım. Yine son bir kaç yıldır devam eden sağlık sorunlarımdan ötürü maddi olarak da kötü duruma düşmüştük. Ailemi bir yığın borç içerisinde bırakmak zorunda kalmak ve bu konuda elimden hiç bir şey gelmemesi çok keder vericiydi.
Tüm bunlara karşın anlam veremediğim şekilde bedenimden kurtulup özgürlüğüme kavuştuğum için uzun zamandır özlemini çektiğim bir şeye kavuşmuşçasına içimi mutluluk, rahatlama, huzur ve esenlik duyguları kaplıyordu. Korku ve endişe hissetmiyordum. Çok huzurluydum. Sadece bundan sonra ne olacağına dair merak içerisindeydim. Şimdi ne olacaktı, ne yapmam, nereye gitmem gerekiyordu? Yol gösterecek bir ölüm meleği de göremiyordum çevremde. Oysa ki dini öğretilerde hep Azrail isimli ölüm meleğinin bu yolculukta eşlik edeceği anlatılırdı. Neredeydi Azrail? Daha sonra mı gelecekti?
Tüm bunları düşünürken havada süzülerek yükselmeye ve uzaklaşmaya başladım. Sanki bir mıknatıs tarafından yavaş yavaş çekiliyordum. Saydam, beyaz ışık yayan bir enerji görünümündeydim. Enerjimin git gide büyüdüğünü hissediyordum. Yer çekimi benim için hiç bir şey ifade etmiyordu. Ağırlıksız, ışık saçan saydam bir enerji kütlesi olarak havada süzülüyordum. Benden çok daha parlak, hatta hiç görmediğim kadar parlak uzaktaki bir ışığa doğru çekiliyordum. Fakat ölümümden sonra ailemle zihinsel bir iletişim kurmayı başaramadığım için henüz gitmeyi istemiyordum. Fakat manyetik güç, yoğun beyaz ışığa doğru beni çekmeye devam ediyordu. Bu çekime karşı direnç göstermeyi denedim. Evet direnebiliyordum. Hemen gitmek zorunda değildim.
Tekrar aşağıya inip bedenimin etrafında süzülüp dolanmaya başladım. Eşim ve kızım hala bedenimin başında gözyaşı döküyordu. Bedenim soluk görünüyordu ve muhtemelen soğumuştu. Kızım Melodi'nin yanağıma öpücük kondurduğunu gördüm. Ben de kızımı öpmeyi denedim ama dokunamıyordum. Dudaklarım yanağını hissedemeden içinden geçip gitmiştim. Bu arada direnç gösterdiğim çekim duygusunu hissetmeye devam ediyordum. Sanki git gide güçleniyordu ve direnmekte zorlanıyordum bu duyguya. Başka ruhsal varlıkların sevgisini de hissetmeye başlamıştım. Tanıdık gelen bir sevgiydi bu. Sanki bir an önce gelmemi istiyor ve kavuşmak için sabırsızlanıyorlardı.
Bu arada eşim Hülya ve kızım Melodi'nin zihinlerine tekrar ulaşmaya çalıştım. Sevgimi hissediyorlardı ama henüz kederleri çok taze olduğu için yine tam olarak iletişim kurmayı başaramadım. Gece konuşup birbirlerini bir nebze de olsa teselli edip kısa bir an için rahatladıkları bir anda her ikisinin de zihnine ulaşıp beni hissetmelerini ve her şeyin yolunda olduğunu hissetmelerini sağladım. Bu beni de çok rahatlatmıştı. Artık fiziki Dünya ile bağımı koparmaya hazır olduğumu hissediyordum.
Cenazemi ve defnedilişimi izlemek istemiyordum. Artık gitme zamanıydı. Yeni evimde bekleyen dostlarımın sevgisini gitgide daha güçlü hissediyordum. Direnmeyi bırakıp yoğun parlak ışığa doğru kayarak hareket etmeye başladım...
Okuduğunuz için teşekkür ederim. Devam edecek. Desteğinizi esirgemezseniz sevinirim.