"El bebek gül bebek büyümek" günlük hayatta sıkça duyduğumuz bu deyim aslında çok şey anlatır. Kısaca Türkçesi şu şekilde: El üstünde tutulan, çok nazlı bir şekilde büyütülen ve bu nedenle hayatta en ufak bir problemle karşılaşınca afallayan ve başkalarına ihtiyaç duyan çocuk ve gençler için kullanılan bir deyimdir.
Şöyle ki bu deyimi bir anımı anlatarak kullanmak isterim. Ben henüz 14-15 yaşlarında iken ailem köyde hayvancılık ile uğraşıyordu. O zamanlar her baharda yaylaya çıkardık. Ne yayla ama. Hayvanları alıp yola düşerdik. 4 gün boyunca yürürdük. Geceleri durup dinlenirdik. Sabahın dördünde tekrar yola koyulurduk. Tabi bunlar rutin şeylerdi. Bir de henüz çocuk yaşta olmama rağmen yaşadığım zorluklar vardı. Ama buna alışmak, uyum sağlamak zorundaydım. Çünkü "El bebek gül bebek" büyütülmemiştim. Hiç unutmam dört günün sonunda akşam saatlerinde yaylaya varmıştık ve o yorgunlukla soğuk havada çimenlerin üzerine uzandım biraz sonra baktım ki yavaştan kar yağıyor. Aylardan Nisan. Yaktığımız ateşin etrafında battaniyelerle ısınmaya çalışırken diğer yandan üzerimize lapa lapa kar yağıyordu. Demek istediğim "El bebek gül bebek büyümek" yerine ayağın taşa değdiği, zorlukların olduğu bir çocukluk ileride de insana çok şey katar. Bırakın çocuklarınız mücadele ederek büyüsün.
Posted on HEDE - A place for sharing knowledge in a friendly way