EN
Hello Dear Friends,
I'm traveling around cities. I am learning about different cultures. I meet new people. From time to time I am amazed by the beauty I see. An abandoned village, a church or an ancient city that has survived until today always excites me. Especially when I go on explorations where I don't know the end of the road, I love seeing the forests and seas that come my way. Now I would like to take you to a museum that reminds you of the periods of history brought from different civilizations of Anatolia. Let's start turning the pages of history.
Apart from Antalya's natural beauties and sparkling deep blue sea, the ancient cities and museums in the districts of the city are also the cultural heritage it has left to the present day. One of those legacies is the Alanya Museum. The museum is about two hours away from Antalya city center. The museum, which is very close to the Damlataş cave in the city center of Alanya, contains artifacts belonging to the Ottomans, Seljuks and Turkish-Islamic States. Entrance to the museum is paid and costs 75 Turkish Liras per person. Museum card is valid in Alanya museum and the entrance fee for foreign visitors is 4 euros. The museum is open between 08.30 and 21.00 and you can visit it every day.
After passing through the museum's box office, we see that it has a large garden decorated with colorful flowers. In the garden, there are historical ruins unearthed during excavations, old graves and old stones showing the inscriptions written on the stones. In one part of the garden, there are tools and old building stones that try to show how agricultural labor was done in the past. On the other sides of the garden, Islamic inscriptions, tombstones and old building stone ruins have been exhibited one by one. There are also human figures carved on some building stones and drawings reminiscent of various flower and animal images.
The museum also has Archeology and ethnography departments in a closed building. There are two statues from the Roman period on the right and left of the entrance of the museum door. Let's show them to you and go inside.
The museum has 3 rooms in total. In the first room, old coins, marbles, glass and mosaics from the Hellenistic, Roman and Byzantine periods were exhibited. In addition, pottery and some hunting-related cutting tools used during the Ottoman and Seljuk periods were also exhibited.
The museum has 3 rooms in total. In the first room, old coins, marbles, glass and mosaics from the Hellenistic, Roman and Byzantine periods were exhibited. In addition, pottery and some hunting-related cutting tools used during the Ottoman and Seljuk periods were also exhibited.
The structures below are male statues made of marble, dating back to Roman times, showing the upper parts of human figures. The three statues have expressions as if they were fighting with each other and waiting for someone to intervene and make peace. 😊
Now let's look at who the Gods and Goddesses of those periods were. Among these Gods, there are names such as Zeus, Hermes, Apollo and Athena. My favorite is Zeus. After all, he is known as the Chief God. She is also known as the goddess of lightning, skies and thunder. They made necessary explanations for each god in the pictures.
The works exhibited in one of the rooms of the museum are listed chronologically through the Ancient Ages. Let's look together at the artifacts that show what kind of ruins were discovered in which era. These ages include the Paleolithic age, Neolithic Age, Early Bronze Age and Middle Bronze Age. In the Paleolithic Age, people consisted of hunter-gatherer communities. These people, who did not know how to produce food, ate wild vegetables, fruits and roots, and the animals they hunted. Very useful information is given in this picture, which explains what people did in every developing age.
Brief information about the Turkish-Islamic Giants is also given on the walls of the museum inside the building. The old history of Alanya and Alanya Castle have been tried to be explained using pictures. Some walls contain historical ruins and old building stones from the Byzantines and Romans. When we look at all ancient periods, we see that they did not lag behind art. We see that there is a theater stage in every ancient city in Antalya and its surroundings. They showed one of these scenes here.
We came to the area of the museum that caught my attention the most and where I examined the works carefully. Alanya was the first shipyard of the Seljuks in the Mediterranean. That's why this region is highly developed in terms of Ships and Maritime. Especially the works left behind by the Seljuks are exhibited in a separate room in this museum. Information showing how maritime trade and ports were used in ancient times has also been tried to be shown in this room. The wooden boat and its contents in the middle of the room look extraordinary. There is also a ship's rudder at the front of this boat. I'm ready to take the helm and move the ship. I can take you across vast seas, to distant lands and new discoveries. 😊🤗 The appearance and formations of the seashells in the room were very striking.
I would like to say goodbye by showing you the old building stones and sculptures that caught my eye in the museum and that have artistic value due to their construction. Especially the large tombstones with human and animal figures carved into the stone seem to be the historical ruins that best reflect those periods. I wanted to take away the hooded statues and the eagle statue.
While visiting the Alanya Museum, we traveled to the ancient history of humanity and civilization. Take care of yourself, see you on another historical trip. Best regards.🤗🌸
TR
Merhaba Sevgili Dostlar,
Şehirler geziyorum. Farklı farklı kültürler öğreniyorum. Yeni insanlar tanıyorum. Zaman zaman gördüğüm güzellikler beni hayrete düşüyor. Terk edilmiş bir köy, günümüze kadar sapa sağlam kalmış bir kilise ya da antik kent beni her zaman heyecanlandırıyor. Hele ki, yolun sonunu bilmediğim keşiflere çıktığımda, karşıma çıkan ormanları ve denizleri görmeyi çok seviyorum. Şimdi de sizleri, Anadolu'nun değişik medeniyetlerinden getirilen, tarih çağlarının dönemlerini hatırlatan bir müzeye götürmek istiyorum. Hadi tarihin sayfalarını çevirmeye başlayalım.
Antalya'nın doğal güzellikleri ve ışıldayan masmavi denizi dışında, şehrin ilçelerindeki antik kentler ve müzeler de günümüze bıraktığı kültürel miraslardır. İşte o miraslardan biri de Alanya Müzesidir. Müze, Antalya şehir merkezine yaklaşık iki saat uzaklıktadır. Alanya şehir merkezinde yer alan Damlataş mağarasına çok yakın olan müze de, Osmanlılara, Selçuklulara ve Türk İslam Devletlerine ait eserler vardır. Müzeye girişler ücretli olup, kişi başı 75 Türk Lirasıdır. Alanya müzesinde müzekart geçerli olup, yabancı ziyaretçiler için giriş ücreti 4 euro' dur. Müze, 08.30 ile 21.00 saatleri arasında açık olup, her gün ziyaret edebilirsiniz.
Müzenin gişesinden geçtikten sonra, etrafı rengarenk çiçeklerle süslenmiş büyük bir bahçesinin olduğunu görüyoruz. Bahçede, kazı çalışmalarında ortaya çıkan tarihi kalıntılar, eski mezarlar ve taşlara yazılan kitabeleri gösteren eski taşlar yer alıyor. Bahçenin bir bölümünde, tarım işçiliğini eskiden nasıl yapıldığını göstermeye çalışan aletler ve eski yapı taşlar bulunuyor. Bahçenin diğer taraflarında, İslami yazıtlar, mezar taşları ve eski yapı taş kalıntılar bir bir sergilenmeye çalışılmış. Bazı yapı taşlarının üzerine yontulmuş insan figürleri ve değişik çiçek ve hayvan resimlerini anımsatan çizimler de görülüyor.
Müzenin bir de kapalı bir bina içerisinde, Arkeoloji ve etnografya bölümleri var. Müze kapısının giriş bölümünde sağında ve solunda Roma dönemine ait iki heykel var. Onları size gösterip, içeriye geçelim.
Müzenin toplamda 3 odası var. Birinci odasında , Hellenistik, Roma ve Bizans dönemlerinden kalan, eski paralar, mermerler, cam ve mozaik eski buluntular sergilenmeye çalışılmış. Bunun yanında, yine Osmanlı ve Selçuklu dönemlerinde kullanılan çanak, çömlek ve avcılıkla ilgili bazı kesici aletler de sergilenmiş.
Aşağıdaki yapılar, mermerden yapılmış, roma dönemlerine ait, insan figürlerinin üst kısımlarını gösteren erkek heykelleridir. Üç heykel sanki birbiriyle kavga etmiş, birilerinin araya girip, barıştırmalarını bekleyene ifadeleri var. 😊
Şimdi de o dönemlere ait Tanrı ve Tanrıçalar kimlermiş, onlara bakalım. Bu Tanrılar arasında, Zeus, Hermes, Apollon ve Athena gibi isimler de yer alıyor. Benim favori ise, Zeus'tur. Ne de olsa Baş Tanrı olarak geçiyor. Şimşeklerin, göklerin ve gök gürültülerin tanrıçası olarak da biliniyor. Resimlerde her tanrı için gerekli açıklamaları yapmışlar.
Müzenin içinde odaların birinde sergilenen eserler, kronolojik şekilde Atik çağları sıralamış. Hangi çağda, ne tür kalıntıların ortaya çıktığını gösteren eserlere birlikte bakalım. Bu çağlar arasında, Paleolitik çağ, Neolitik Çağ, Erken Tunç çağı ve Orta Tunç Çağları yer alıyor. Paleolitik Çağda, insanlar, avcı-toplayıcı topluluklarından oluşuyormuş. Besin üretmeyi bilmeyen bu insanlar, yabani sebze meyve ve kökler ile avladıkları hayvanları yiyerek beslenirlermiş. Gelişen her çağda insanların neler yaptıklarını anlatan bu resimde, oldukça faydalı bilgiler verilmiş.
Müzenin bina içindeki duvarlarında, Türk İslam Devleri hakkında da kısaca bilgiler verilmiş. Alanya'nın eski tarihi ve Alanya Kalesi resimler kullanılarak anlatılmaya çalışılmış. Bazı duvarlarda, Bizanslıların ve Romalıların tarihi kalıntılarına ve eski yapı taşlarına yer verilmiş. Tüm eski dönemlere baktığımızda, sanattan geri kalmadıklarını görüyoruz. Antalya ve çevresinde her antik kentte, mutlaka bir tiyatro sahnesinin olduğunu görüyoruz. Burada da bu sahnelerden birini göstermişler.
Müzede benim en çok dikkatimi çeken ve eserleri dikkatlice incelediğim alana geldik. Alanya, Selçukluların, Akdeniz'deki ilk tersanesi olmuş. O yüzden bu bölge Gemi ve Denizcilik bakımından son derece geliştirilmiş. Özellikle Selçukluların geride bıraktıkları eserler de bu müze de ayrı bir odada sergilenmiş. Antik Çağda deniz ticaretinin ve limanların nasıl kullanıldığını gösteren bilgiler de bu odada gösterilmeye çalışılmış. Odanın ortasında yer alan ahşaptan yapılmış kayık ve içindekiler olağanüstü görünüyor. Bu kayığın ön tarafında da gemi dümeni bulunuyor. Dümene geçip, gemiyi hareket ettirmeye hazırım. Sizleri engin denizleri aşarak, uzak diyarlara ve yeni keşiflere götürebilirim. 😊🤗 Odadaki deniz kabuklarının görüntüsü ve oluşumları çok dikkat çekiciydi.
Müzede gözüme takılan ve yapımıyla sanatsal bir değer taşıyan eski yapı taşlarını ve heykellerini de sizlere göstererek veda etmek istiyorum. Özellikle taşın içine yontulmuş, insan ve hayvan figürleri ile büyük koca mezar taşları, o dönemleri en iyi yansıtan tarihi kalıntılar gibi görünüyor. Başlıklı heykeller ile kartal heykelini alıp götürmek istedim.
Alanya Müzesi içinde gezerken, insanlığın ve medeniyetin eski tarihine yolculuk yaptık. Başka bir tarihi gezimizde buluşmak üzere, kendinize iyi bakın. Sevgiler.🤗🌸