Selam sevgili Hive ailesi;
Açıkçası bugün için güzel bir yazı yazmayı hedeflemiştim. Fakat bugün yaşadığım durum sonrası hiç bir şey yapmaya hevesim yok. Normal şartlarda yaşadığım olaylardan ders alıp yoluma bakarım ve bunu büyütmem ama eğer olay kendiliğinden büyümüş ve ucu başkalarına dokunur hale geldiyse üzülmem kaçınılmaz olur. Sizlere bugünün sonunda başımdan geçenleri anlatmak istiyorum;
Çalıştığım kurumda saat 5 olmuştu. Katılmayı planladığım bir tur için sözleşme gününü unutup bugüne sıkıştırmıştım. Çıktı almak için Dışarda kırtasiye arama zahmetinde bulunmayıp çalıştığım kurumda halletmek istedim ve şahsi odamda yazıcı olmadığı için başka bir bölüme ricada bulunmaya gittim. Mesai bitmişti haliyle herkes ceketi kolunda son işlerini hallediyordu. Personel, bilgisayarını kapattığını söylese de bana yardım etmek için çaba harcamaya başladı bir kaç kişiye sorduktan sonra bilgisayarını tekrar açmaya karar verdi. Ben ise geceden kalma uykusuzluğumla işimi bir an önce bitirip gitmek istiyordum. Bilgisayar açılmamak için direniyordu sanki tam teşekkür edip oradan ayrılmak üzereyken açıldı. Ah keşke az daha inat etseydi belki içinde bulunduğum şu duruma sürüklenmemiş olurdum.
Neyse devam ediyorum şifre girme kısmına geldik. Abartmıyorum tam 4. denemede doğru şifreyi girebildim sanki evren bana uzaklaş oradan diyordu. Ama mesajı almamak için direnmiştim. Belki de sadece 3 saatlik uyku ile durmamın vermiş olduğu halsizliğin sonucu diye düşünmüştüm. Algım hayli zayıflamış bilgisayar ise açılmıştı. Hanımefendi müsaade isteyip işim bittiğinde kapatmayabileceğimi söyledi ve gitti. Bilgisayar ile baş başa kalmıştım her şeyden habersiz mail adresimi girip bana atılan sözleşme örneğini indirdim yazdır tuşuna bastım. 4 sayfalık yazı dizini sorunsuz bir şekilde ellerimdeydi. Orda işlemi sonlandırıp uzaklaşsaydım eğer bu hikâye olmayacaktı belki de. Ama ben bir diğer maile tıklayıp açıklama içeren yazıyı ayrıntılı incelemek için yazdırmayı tercih ettim ve işte o an kâğıt sıkıştı uyarısı aldım. Şaşırmıştım, daha önce yazıcı kullanmıştım ama bu biraz farklıydı ilk bakışta halledebilir miyim diye bakındım ne yazık ki yapmam gerekeni bilmiyordum. Çaresizce etrafa bakındım. Bu sırada önümden (kimi personel olan) insanlar geçiyordu. Çalışan olduğunu düşündüğüm bir beyefendi gözüme ilişti. Ona yazıcıdan anlayıp anlamadığı sorusunu yönelttiğimde sessizce yazıcıya yönelip bir kaç defa içini söküp tekrar tekrar çalıştırmaya çalıştı ben ise kaygıyla telefonun ışığını yazıcının içine yansıtıyordum.
Yarın haftanın 2. Gününün verdiği yoğunlukta burada yazıcı olmaz ise çalışan arkadaşlar hayli zorlanacaktı. Çünkü burası bir Hastane. Zorluğu yaşayacak kişi ben olmasam bile buna aracı olacağım için sorunu gidermeye odaklanmıştım. Yardımını istediğim beyefendi hala uğraşıyordu. Bilmiyorum demek ona göre değildi sanırım ben halledemeyeceğimi düşünüp hızlıca yardım almayı tercih etmişken kendisi kâğıtları kopararak çıkarmayı denedi ve iş, içinden çıkılmaz bir hal aldı. Sonunda pes edip o da başkasından yardım almak istedi. Önümüzden iki sekreter kadın geçerken seslendi. Kadınlardan biri yönelip inceledi. Sorunu biliyordu. Bu koparılmış ama deyip çaresizce yüzüme baktı teknik servisin aranması gerektiğini ifade etti. Telefonu alıp aradı ve elime uzattı. Açan kişi mesainin bittiğini yarın yardımcı olabileceğini söyledi. Diğer kadın ise yarın için ölü bir yazıcımız var deyip arkadaşını alıp uzaklaştı. Yardımsever beyefendi de sağ olsun işin içinden çıktı ve gitti. Gitmesine sevindim mi üzüldüm mü bilemedim bozuk yazıcıyla baş başa kalmıştım. Biraz yürüyüp yardım edebilecek başka birini bulmak istedim. Teknik servisin odasına gitmeliydim belki direk ricada bulununca beni kırmaz ve gelip sorunu çözerlerdi. Böylece yarın mesai başladığında herkes rutinine devam etmiş olacaktı. Koridorda ilerlerken Koridorun sonunda arkası dönük bir güvenlik personeli gördüm ve seslendim teknik servisin yerini sordum. Yönlendirmeyi kusursuz yapmak için teknik servisi arama nedenimi sordu yazıcıdan bahsedince teknik servis için bir yerin kırılıp dökülmesi lazım sizin iş bilgi işlem ile dedi ardından yer tarifinde bulundu. Teşekkür edip odaları aramaya koyuldum. Bulmuştum ama tüm kapılar kapalı ve hiç bir ses yoktu. Umudu iyice kesip koridorda süzülmeye devam ettim; eve gitmek için kullandığım rota değildi bu belki başka bir çözüm üretebilirim diye düşünerek yürüyordum. Ne tesadüf! Aynı güvenlik karşıdan geliyordu ve tabi ki beklediğim soru geldi:‘ Ne yaptınız işinizi halledebildiniz mi ‘ dedi. Yüz ifademden anlamış olacak ki ‘Bulamadınız mı?’ diye tekrar sordu. Odaların boş olduğunu ifade ettim. Bilgi işlemi aramamı nöbetçi personelin mutlaka olacağını söyledi. Yakınlarda kullanabileceğimiz bir telefon var mı deyince biraz ilerleyip kan alma bölümünün telefonunu çevirdi. Bilgi işlem biriminin personeline yaşadığım durumu kısaca özetledim. Yarına halledilebileceğini söylese de benim ses tonumdaki çaresizliği sezmişti. Yazıcının bulunduğu yeri sorup orda beklememi söyledi. Çok uzak değildim zaten hemen geçip beklemeye başladım.
Gözlüklü, uzun, zayıf, ellerinde iki küçük metal alet ile yürüyen biri yaklaşıyordu. İçimden o kişi bu olsa gerek desem de yaklaşmasını ve bana bir işaret vermesini bekledim. Kapının önüne gelmişti ‘ Siz misiniz?’ deyince kalkıp yazıcıyı gösterdim. İçini açtı ve kâğıdın koparıldığı kısma bakıp başını bir yana salladı. Kâğıt parçalarını elindeki iki metal aletten biriyle ufak ufak parçalar halinde çıkarmaya başlamıştı. Sıkışan kâğıtlar bu şekilde koparılmasaymış çok kolay bir şekilde çıkarılıyormuş. Bunu yardım istediğim beyefendi kâğıdı çekiştirirken anlamış olsam da iş işten geçmişti. Çömelmiş vaziyette uğraşmaya devam ediyordu ben ise bir yandan telefonun ışığı ile aydınlatıcı işlevi görüyordum. Zorlandığını hissediyordum ama çözüme ulaşırsa çok mutlu olacaktım. Hikâyenin sonuna doğru yaklaşırken sonunun iyi bittiği haberini vermek isterdim ama ne yazık ki son çarem de boş çıkmıştı yarın ki mahcubiyeti her türlü yaşayacaktım. Ayağı kalkarak yarın bizi tekrar ararlar gelir yaparız deyip şu an halledemeyeceğini söyledi. İnce işçiliği ile hayran bırakmış olsa da işlemin uzunluğunu sezmiş ve yarına ertelemişti. Onlara bir not mu bıraksam acaba diye sesli düşündüm. Yarın gelir görürler zaten uğraşmayın dedi. İyi akşamlar dileyip uzaklaştı. ‘Yarın gelip görürler’ bu cümleye takılmıştım. Zira son 2 saatimi yarın gelip görmemeleri üzerine harcamıştım. Adam haklıydı, belki de yarın gelip görmeleri ve onların da bu sorunu yaşamaları gerekiyordur. Fazla da zorlamamak gerektiğini düşündüm ve eve dönüş yolunu tuttum.
Benimle bu satırlara kadar gelip hislerimi paylaştığınız için teşekkür ederim. Hayatta acı dolu birçok olay yaşanırken böyle bir şeye üzülmemi belki de anlamsız karşılayanlar olacaktır sonuç olarak yarın iş yerine mutlu ve ya mutsuz gidecek birileri için gün kötü başlayacak ve bunda biraz benim de payım olacak temennim şudur ki güzel bir sabaha uyanıp yarın zorluk yaşamadan iş yerlerine varsınlar ve bozuk yazıcıyla mücadele ederken beni daha az ansınlar.
Son olarak kendime not:
Evrenin verdiği mesajları daha dikkatli izle.
Doğru kişiden yardım istediğine emin ol.
İşe uykusuz ve yorgun gitme.
Ve asla işini son güne bırakma.
Okuduğunuz için teşekkürler. Daha güzel hikâyeler de buluşmak dileğiyle.