Hello Friends,
You are stranded on a deserted island. There was always a question asked, let's remember. What three things would you take with you? This question has been asked many times in every platform in order to get to know people and to reveal what is curious. In this question, which I usually come across on radio programs, those who listen to the radio were having fun, laughing, and trying to have fun by contributing. In the question to which different answers come, we review for a moment everything that is most valuable to us in order to survive. Even though we know that we will stay on the deserted island, we still answer. Although these answers are funny and surprising, I think the first answer to this question should be water that gives us life.
Selam Dostlarım,
Issız bir adada mahsur kaldınız. Her zaman sorulan bir soru vardı, hatırlayalım. Yanınıza alacağınız üç şey ne olurdu? Bu soru defalarca her platform da insanları tanıyabilmek ve merak edilenleri ortaya çıkarmak için soruldu. Genelde radyo programlarında karşılaştığım bu soruda radyoyu dinleyenler, hem eğleniyor, hem gülüyor, hem de katkıda bulunarak keyif almaya çalışıyordu. Farklı cevapların geldiği soruda bir an için hayatta kalmak adına bizim için en değerli olan her şeyi gözden geçiriyoruz. Gerçi ıssız adada kalacağımızı bildiğimiz halde bile yine de cevap veriyoruz. Bu cevaplar her ne kadar komik ve şaşırtıcı olsa da bana kalırsa bu sorunun ilk cevabı bize hayat veren su olmalıdır.
People can never live without water. We know that all our cells and organs in our body need water to function properly. One of the cornerstones of a healthy diet is the water we drink. That's why we consume water in a way that meets our needs for our health. Do we know the quality of the water we drink? However, good and quality water is very important for us to continue our lives.
İnsanlar su olmadan asla yaşayamazlar. Bedenimizde bulunan tüm hücrelerimizin ve organlarımızın sağlıklı bir şekilde çalışabilmesi için suya ihtiyacı olduğunu biliyoruz. Sağlıklı bir beslenmenin temel taşlarından biri de içtiğimiz sudur. Bu yüzden sağlımız açısından ihtiyacımızı giderecek şekilde su tüketiyoruz. Peki içtiğimiz suyun kalitesini biliyor muyuz? Ancak iyi ve kaliteli bir su, yaşamımızı devam ettirmemiz adına çok önemlidir.
I do not meet my water needs by buying from the brands sold in the market. I meet my water needs with natural spring water coming from the mountains in a village called Geyikbayır in Antalya's Konyaaltı district, where I go on weekends. After I finished the two carboys of water I bought long ago, I did not take any water again. I fill the trunk of my car with two demijohns and water cans that I have saved at home, and head towards Geyikbayırı.
Ben, su ihtiyacımı piyasada satılan markalardan alarak gidermiyorum. Su ihtiyacımı hafta sonları gittiğim, Antalya'nın Konyaaltı ilçesine bağlı Geyikbayır adı verilen bir köyde, dağlardan gelen doğal kaynak suyla karşılıyorum. Çok önceleri almış olduğum iki damaca suyu bitirdikten sonra bir daha su almadım. İki damacana ve evde biriktirdiğim, su bidonlarını aracımın bagajına doldurarak Geyikbayırına doğru yol alıyorum.
Geyikbayır is in the Konyaaltı district of Antalya. It is approximately 40 km from the city center. To get here, you have to pass through the famous Çakkır village of Antalya. After passing Çakkır village, you have to complete the ramped and winding road which will take about 15 minutes. The water of "Geyikbayırı Waterfront", which even the people of Antalya do not know much, comes from the foothills of the Taurus Mountains of Antalya.
Geyikbayır, Antalya' nın Konyaaltı ilçesindedir. Şehir merkezine yaklaşık 40 km uzaklıktadır. Buraya gelebilmek için, Antalya'nın meşhur Çakırlar köyünün içinden geçmelisiniz. Çakırlar köyünü geçtikten sonra yaklaşık 15 dakika sürecek rampalı ve virajlı yolu da tamamlamanız gerekiyor. Antalya halkının bile çok fazla bilmediği "Geyikbayırı Su Kenarı" nın suyu Antalya'nın Toros dağlarının eteklerinden gelmektedir.
The section of "Geyikbayırı Waterfront" consists of a mountainous and forested area. In some parts of the large rock pieces rising just behind the forests, there are short gaps from ancient civilizations. You can also camp, picnic and barbecue in the area where the water is located. When you look from the side of the road while filling the water, you can see the uniquely beautiful natural landscape of Antalya as a bird's eye view.
"Geyikbayırı Su Kenarı"nın olduğunu bölüm dağlık ve ormanlık bir alandan oluşuyor. Ormanların hemen arkasında yükselen büyük kaya parçalarının bazı bölümlerinde eski medeniyetlerden kalma kısa aralıklı oyuklarda mevcuttur. Su kenarının olduğu alanda kamp, piknik ve mangal yapma imkanınız da var. Suyu doldururken yol kenarından baktığınızda Antalya'nın o eşsiz güzelliğe sahip doğal manzarasını kuşbakışı olarak tam net görebilirsiniz.
Geyikbayır is at a very high altitude above sea level. Therefore, you can immediately notice the temperature difference between the city center and the city center. Even in the scorching heat of summer, you can feel the coldness of the wind blowing. Since the water's edge is at the bottom of high cliffs, it can remain as a shade all day long. It amazes those who see it with its clean air and hidden natural beauty.
Geyikbayır, deniz seviyesinden oldukça yüksek bir rakımdadır. Bu yüzden şehir merkezi ile arasındaki sıcaklık farkını hemen fark edebilirsiniz. Yazın kavurucu sıcağında bile esen rüzgarın soğukluğunu hissedebilirsiniz. Su kenarı, yüksek kayalıkların dibinde olduğu için gün boyu gölgelik olarak kalabiliyor. Tertemiz havası ve gizli kalmış doğal güzelliğiyle de görenleri hayran bırakıyor.
There are no businesses or facilities in this area, which has untouched lands in nature. I can also say that it is a suitable area for camping and setting up tents. A single trouble is that the probability of a wild animal coming to the forest at night is also very high. You reach the Geyikbayırı Cave when you walk for 10 km from this water side to the slope of the mountain.
Doğanın içinde el değmemiş topraklara sahip olan bu alanda hiçbir işletme ve tesis bulunmuyor. Kamp ve çadır kurmak için elverişli bir alan olduğunu da söyleyebilirim. Tek bir sıkıntı gece ormana yabani bir hayvan gelme olasılığı da çok yüksektir. Bu su kenarından dağın yamacına doğru 10 km yürüdüğünüzde Geyikbayırı Mağarasına ulaşıyorsunuz.
After I fill my empty bins here, I spend my remaining time walking in nature, breathing in the fresh air. I hope you like this beautiful forest area where I spend my weekends. See you again in another introductory article, bye.
Burada boş bidonlarımı doldurduktan sonra, Kalan zamanımı temiz havayı içime çekerek doğanın içinde yürüyerek geçiriyorum. Hafta sonlarımı geçirdiğim bu güzel ormanlık alanı umarım sizlerde beğenirsiniz. Bir başka tanıtım yazımda tekrar görüşmek üzere, hoşça kalın.