Herkese selamlar. 🙋♀️
Bugün serüvenimizin ikinci konusu hakkında bir şeyler karalayıp sizlerle konuşmaya geldim. Kahvem eşlik ediyor bu akşam.☕
Sırf cam kavanozunu kullanabilmek için almıştım. Artık acı da olsa içeceğiz mecbur. 🙆♀️
Geçen bayramda annemlere uğradığımda eski bozuk paralardan ve düğmelerden hoşuma gidenleri seçerek almıştım. Koleksiyonumu çeşitlendirdim bu sayede. Bebeklikte giydiğim yelek, kazak gibi giysilerin düğmelerinden duruyor olması ve benim onları tanımış olmam harika bir duygu. Onlarla ne yapacağım konusunda hiçbir fikrim yok ama benimle kalmalarını istedim. Zaten her gittiğimde bir şeyleri de yanımda getiriyorum bu düşünceyle. Geçenlerde bilyelerimi de almayı ihmal etmedim. Annemin bunları atmamış olmasına hayret ediyorum. Tam bir başak kadını ve evde fazlalık olarak düşündüğü hiçbir şeye tahammülü yok. Bazen bizlere bile. :D
Bir de gazoz kapaklarına merak sardım son günlerde. Dikkatlice ve bozmadan açıp biriktiriyorum. Üzerinde tarihlerin yazmasından mı yoksa renkli metal kutulara vs zaafım olduğundan mı nedir ilgimi çekiyor. Yeni bir istifçilik yüklemesi oldu da denilebilir aslında. 🙂
Anlattıklarım çok alakasız gibi gelebilir ama arkadaşlık konusunu düşünürken bir anda döküldü bu satırlar. 'Bana arkadaş grubunu anlatır mısın?' minvalindeki "İdeal sosyal ortam nasıl olmalı?" sorusu dikkatimi çekti.
Gözümün önünde bir sahne canlandı o an. Arkadaşlarımla küçük yaşlarda koleksiyonculuğa adım attığımız günler.. İlk olarak peçete ile başlamıştık. Komşu teyzelerin gün tabağında ikram edeceği yiyecekler değil de rengarenk desenlere sahip hangi peçeteyle karşılaşacağımız daha çok ilgilendirirdi bizi. Arkadaşımı düşünme bilincini ilk o zamanlar kazandım galiba. Rengini sevdiğim peçeteden ya ona da ister veya kaynağını söylerdim. :)
Yıllar sonra bir kavganın içinde bulmuştum kendimi. Sebebi ise peçete değiş tokuşundaki anlaşmazlıktı. :) Olay kuzenimle arkadaşı arasında geçse de ve yengemin müdahalesiyle büyümeden önlense de insanların gönül verdiği eşyayı delicesine savunmasına şahit olmuştum. O günden sonra benim biriktirdiklerimin sayısı da arttı ama ne yazık ki liseye giderken, annem dağıttı. :/ Birkaç tanesini ayırmıştım neyse ki.
Geçen bayramda akrabamızın oğlunun da peçete koleksiyonu yaptığını öğrendim. Bana ilgiyle gösterdi hepsini. İlk defa bir erkek çocuğunda görünce hem şaşırdım hem de sevindim. Genelde o iş biz kızlara mahsusmuş gibi gelirdi. O günden sonra gittiğim her markette kalın ve güzel desenli peçete arayışındayım. Ona götürüp sevindirmek istiyorum. Neredeyse kendim de tetiklenip başlayacağım ya. 🙆♀️ Ama hiçbirinin eski peçetelerin güzelliğine ulaşamayacağını bildiğimden kendimi durdurabilirim sanırım.
Çocukluğum farklı şehirlerde geçtiği için uzun süren bir arkadaşlığım olamadı maalesef. Tam yeni bir sınıfa gelip öğretmen ve arkadaşlarıma ısındığım zaman şehir değiştirdiğimiz için her şey sil baştan ve sıfırdan başlıyordu benim için. Buna alışmak çok zordu. Yaşadığım durumu kabullendikten sonra bir insana yakınlaşmak ve arkadaş olma isteği yavaş yavaş azalıyor. Nasılsa yine ayrılacağım mantığı devreye girdiği için uzak ve mesafeli kalmaya başlıyor insan.
Bu duygumu pek yenebildiğim söylenemez. Sanki ortak paydada buluştuğun şey ortadan kalktığında tüm arkadaşlık da son bulacakmış gibi. Ne kadar emek versen de özen göstersen de 'gözden ırak olan gönülden de ırak olur' sözü doğru çıkıyordu hep. Üniversitedeyken kaldığım yurttaki oda arkadaşlarımla asla ayrılmayacağımı düşünürdüm. O kadar yakındık ki birbirimize. Ama zamanla değişiyor her şey..
Çok fazla kalabalık arkadaş grubumun olduğunu düşünmüyorum. Eksile eksile öze ulaşıyor sanırım insan. Sevip değer veririm, her şeyi hoş görebilirim, alttan alırım ama o sınır noktası aşıldığında tamamen kopuyor her şey. Bir daha eskisi gibi olamıyorum ve yol arkadaşlığım bitiyor. Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun şiirinde bahsettiği gibi sayfayı atlayamıyorum maalesef.
Dostluk dediğin güzel bir kitap
Hava gibi
Su gibi
Ekmek gibi
Vazgeçilmez bir tat
Sonuna kadar dayanmak şart
Dostluk dediğin eşsiz bir kitap
Sevmediğin sayfaları varsa atla
Sayfayı kökünden yırtmak şart mı
Bedri Rahmi Eyüboğlu
Öyle insanlar da var ki kelimelere bile gerek kalmıyor, düşünce gücüyle anlaşabiliyorsun neredeyse. :)
Saatlerce telefonda konuşmamıza rağmen anlatacaklarımızın sonu gelmeyen arkadaşım da var. Sanki ülke kurup kapatıyoruz bu nasıl bir muhabbettir bilmiyorum. 🤷♀️
Sosyal medyada sadece kelimeleriyle tanıdığım, sesini duymadığım ve yüzünü görmediğim arkadaşlarım var. Aynı filmi / diziyi aynı anda izleyip yorumlamak o kadar hoş ki. Seçtiğimiz kitabı doyasıya eleştirebilmek, değişik bakış açılarını yakalayabilmek de öyle. Oyunlar oynayıp mızıkçılık yapabilmek de çok eğlenceli. 🤗
Kelimelerin gücü diyorum ben buna. Aslında insanları tanıyabilmek için en büyük kıstaslardan biri de yazdıklarıdır. Seçtiği sözcükler, ifade ediş tarzı, kendisini yansıtan ayna gibidir. Çünkü konuşurken göze çarpmayan şeyler bir paragrafta olunca, yol kenarlarındaki fosforlu tabelalar gibi 'ben buradayım' der. 🙂
Samimi ve içten cümleler, tüm süslü ve sahte sözlerin üzerindedir benim için. Kişi anlaşılmadığını sansa da, sözlerini ne kadar cilalasa da kelimelerin altındaki gerçekliğin görünmesine engel olamıyor.
Hava gün içinde o kadar boğucuydu ki serinliği beklerken gece yarısına yaklaşmışım resmen. Bir yandan fonda Studio Ghibli'nin o muhteşem animelerinin rahatlatıcı müziklerini dinlerken bir kulağım da televizyondaki Masterchef Türkiye All Star seçmelerinde. 🙆♀️
Bu beşinci sezonum olacak. O kadar tecrübe sahibi oldum ki bir ara onunla ilgili bir şeyler yazmayı bile düşündüm. Belki hayata geçiririm belli olmaz. :)
İşte bu yarışma hayatın ta kendisi aslında. Bir müddet onlarca kamera tarafından izlendiğini düşünerek adım atan yarışmacıların ilerleyen safhalarda bunu tamamen unutarak sergilediği davranışlar hayret verici. Arkadaşım dediği kişilerin ayağını kaydırmak için yaptıkları ve sonra inkar ettikleri durumlar çok ilginç. Manipülasyonun binbir çeşidini kanlı canlı görmek de öyle. Güzel ve ilginç yemekleri öğrenmenin yanında böyle faydaları da olmuyor değil yani. İnsan tanımak için izlemeyi seviyorum, birazcık da olaylı hâlleri kendine çekiyor diyebiliriz. 🙆♀️
Bana bu sitenin kattığı çok değerli arkadaşlarım da oldu. Onlar kendilerini biliyor. 💜
İyi ki buraya geldim, iyi ki onlarla tanışma fırsatını yakalayabildim. Aynı frekansı tutturabilmek büyük maharet bana göre ve bunu bir sosyal medya ortamında bulmak inanılmaz. Umarım herkesin 'dostum' diyebildiği sağlam arkadaşlıkları olur ve sonsuza dek sürer. Okuyan arkadaşlarıma teşekkür ederim. 🌸🌿🌼
Ayrıca bu güzel konuları belirleyen sevgili ve
'e teşekkür ediyorum. 🌼
Dostluk dediğin çok nazlı bir kuş
Kapıp da kaçan mı
Gözünün bebeği gibi korumak marifet
Dostluk dediğin nadir bir kuş
Huyuna suyuna dikkat
Bir kez kuyruğu titretti mi
Diriltene mükafat
Bedri Rahmi Eyüboğlu