Nasıl yani? Şimdi buradaki bütün çiçekleri o küçük kız mı topluyor? İyi de bu kadar çiçek ne işine yaracak? Adı ne peki?
mı? Çok şaşırdım, doğrusu. Çiçeklerin onun adına ihtiyacı var. Onunla konuşmam gerekiyor.
Adımı nereden biliyorsun? Seni tanımıyorum. Bu sokağın sakinlerinden değilsin. Hoş, bu sokakta sakin kimse de yok ya!
Pff. Ne tuhaf isimmiş.
Hehe. Neden böyle bir şey dedin?
Sence de tuhaf bir adın yok mu? Var mı, yok mu? Bir tane daha buldum. Şunun güzelliğini koklar mısın?
Hayır. Bahsettiğim o değildi. Pekala, nasıl istiyorsan öyle oynayalım. Şu çiçeklerin sonuna, sokağın başına yeni taşındım. Gördüğüm kadarıyla buradaki herkes sevecen geldi bana. Sakin...
Değiller. Hiçbiri değil. Sen de öyle olacaksın.
Bana burada tam olarak neler olduğunu anlatır mısın? Bu arada ben de çiçek toplamana yardım ederim.
...
Sanırım anlaştık.
Bilmiyorum. Beni sürekli dışlıyorlar. Az önce kalktığın kürsü var ya.. O eskiden
'in kürsüsüydü. Sadece o otururdu orada. Sonra gitti. Dayanamadı, sakinliğine yenik düştü. Çay mı içtin az önce sen?
Eee, evet?
Bu dükkanda çok güzel kahve yapar
abla. Kahvenin sahibi
'ın sihirli dokunuşu vardır, her fincanda. O da dedesi
'den öğrenmiş kahve yapmayı. Ne var canım kahve yapmakta, deme.
Demedim.
Buradaki herkesin psikopatlığı, çılgınlığı o kahveye dayanır. İçip içip kahve fincanının sonunu getiremiyorlar. Geçenlerde
ve
geldi. Bakma öyle, tanışırsın yakında. Bir sürahi kahve istediler ortaya karışık. Bunlar henüz içmeye başlamıştı ki
, @Incubus ve
geldiler, oturdular, kuruldular. Hep birlikte içmeye başladılar. Bir fincan bitiyor, diğer fincan doluyordu. Yanında lokumlar, envai çeşit atıştırmalıklar tüketiliyordu.
'ın ikramıdır, özel sunum ve lezzet abidesi gül lokumlar. Bir süre sonra
efkarlandı.
'i özlemiş. Oturduğun kürsüyü hatırladın mı? Ona bakıp bakıp ağlıyordu. Sonra diğerleri de dayanamadı. Onlar ağlarken ben gülüyordum. Onlara sorsan bu sokaktaki tek deli benim. Hiç de bile, hıh...
Bence sen çok akıllısın.
Deliliğin akılla bir ilgisi yok ki... Kahve yaptırıyor onlara tüm bu delilikleri kuzum. Neyse. Sonra
amca çıktı kapıya. O mahallemizin muhtarıdır. Tanıştın mı onunla?
Hıhm...
Evrakların eksik olmasın?
Haha. Bunun adı ne? Güzel görünüyor.
Kasımpatı. Orkide daha güzeldir. Ancak buralarda oldukça zor bulunuyor. Neyse.
amca kızdı onlara. Gençlerin kalabalığından kahvesinin içememiş, gazetesini dinleyememiş, küplere binmiş. O anda da gazetede en sevdiği yazarın Güllerin Sonbaharı paragrafı çalıyormuş. Güzeldir. Ben de çok severim
'ni. İnsana bahar getirir bu kelimeler. Bir gün gidecem Şiir konserine. Biraz daha büyüyünce... Üff! Bütün çiçeklerimi solduracaksın. Yanında fazla suyun var mı?
Hemen alıp gel...
Hayır! O kahveden bir damla su dahi istemem. Kahvenin yanında su içmek varken çiçeklere su vermek onları tercihi değil! Neyse. Onlar o kadar kalabalık olunca bütün sokak eğlenceye katıldı o akşam. Balkonda
,
'nun ve
'nin kahve falına bakarken terasta
teyze yukarıdan kahve çekirdekleri saçıyordu sokağa. Fincanını kapan sokağa attı kendini. Kiminin elinde Türk kahvesi, kiminin elinde filtre kahve yatıyordu. Bitmesini istemiyorlar ama bittikçe doldurmasını da çok iyi biliyorlar. Sonra bir curcuna koptu. Kahkahalarla çığlıklar birbirine karıştı. Biri müziği açık unutmuş. Ağlamaklı gözlerle dans ediyordu en son
. Peh. Ben ezilmiş çiçeklerimi toplarken son hatırım,
pencereden sesleniyordu
'a. O çocuk da eve hiç uğramaz. Onun da kahve içmesi yasak ama benimle çiçek toplamıyor. Bir sen varsın işte. Sahi sen bu
Sokağı'na niye taşındın? Kahve içmeye mi, çiçek toplamaya mı?