Kötü insanların dünyasında fayda denilen şeyin, imkan denilen şeyin bir ceza olduğunu, bir lanet olduğunu düşünüyorum. Ben oğluma böyle yapay imkanlar tanıyan bir adam olmak hiç istemem. - Cem Yılmaz
izlediğim bir röportajının açılış cümlesi yukarıdakiler. Bukadar imkan içerisinde, kendi elleriyle kazandığı hayatını kendi çocuğuna en doğru şekilde aktarmaya çalışması çok güzel. Umarım ben de ilerde kendi çocuğum için böyle düşünebilirm.
Cem yılmaz çocukluğumdan beri hayranı olduğum yetenekli, zeki ve çok yönlü bir insan. Kimileri sever kimileri sevmez. Özellikle komedi unsuru içeriklerinde bahsettiği şeylerin eski jenerasyonlara hitap etmemesinden dolayı bir çatışma yaşandığını gözlemliyorum. Cem'in mizahını anlamayan ya da alışık olmayan kitlelerin - genelde anne babalarımızın, 60'lar 70'lerde genç olanların - onu sevmediğini düşünüyorum.
Cem Yılmaz neyi doğru yapıyor da bu kadar kitleye kendini sevdirmeyi başardı? Bu soruya verilebilecek çok yönlü cevaplar var. Özellikle üniversite okuduğum dönemde geliştirdiğim ingilizce dilinden dolayı yabancı stand-up komedyenlerini orjinal dillerinde dinleme fırsatı buldum. Ricky Gervais, Bill Burr , Bert Kreischer, Louis CK, Ali Siddiq gibi komedyenler en beğendiklerim arasında. Bu komedyenlerle çok benzeyen yönü Cem'in sahne performansları olabilir. Anı ve komik hikayeler anlatmaya yönelik başlayan ve seyirci reaksiyonlarına göre şekil alan samimi sohbet niteliğindeki komedi gösterileri popülaritesinin temellerinden biri. Fakat bu yazıda bahsetmek istediğim standup komedi yönü değil. Ben bu yazıyı yazdığım zaman itibari ile 31 yaşındayım. Benim çocukluğumda ve daha çok büyüklerimizin gençliklerinde maruz kaldıkları mizah anlayışı dolayısıyla, Kemal Sunal tarzı diyebileceğim bir konudan bahsedeceğim. Kemal Sunal zamanında neyi doğru yaptıysa, Cem de aynı çizgiden gidiyor. Şartlar dolayısıyla Sunal'ın bu kadar kitlelerce sevilmesinin yüzlerce sebebi arasında bir tanesi benim dikkatimi çekiyor. Halkın içinden ve halkın yaşadığı durumları anlatan filmler ve durum komedileri. Sunal okadar iyi başarıyordu ki bu işi, herkes onu kendinden biri gibi hissetti ve ailesinin içine kabul etti.
Sunal ile Cem Yılmaz'ı kıyaslıyor değilm, lütfen yanlış anlamayın beni. Burada sadece Cem'in Sunal'ın yaptığı şeyin bir benzerini yaptığını anlatmak istiyorum. İkisi de birbirinden değerli benim için.Burada standup gösterilerini ve filmlerini ayıracağım ve sadece filmlerden ve oyunculuktan bahsedeceğim.
Filmler
Cem Yılmaz'ın yazdığı oynadığı filmlerin hemen hepsi - belki yeni çıkan bir iki tanesi hariç - tüm kitleler tarafından çok sevilmiş, filmin replikleri dillere pelesenk olmuş, liseli, üniversiteli gençlerin ağzında şakalarla kullanılmıştır. Bu filmlerin ortak özelliği ise benim gözlemlerime göre insanların zaten bildiği popüler kültür öğelerini mizahla harmanlayıp tekrar izleyicinin beğenisine sunmak. Cem'in işlerine baktığım zaman orjinallik göremiyorum çoğu zaman. Cem var olan bir olguyu alıp, kendi mizahını, zekasını, fikirlerini katıp onu bambaşka ama orjinaline de sadık kalarak izleyiciye sunuyor. Örneklerle devam edelim. Reklam filmlerinde bunu daha çok görüyoruz.
Alırım Anahtarını
Bu reklamı hepimiz hatırlarız. 1982-1986 yılları arasında ABD'de yayınlanan ve Türkiye dahil Dünya'nın birçok ülkesinde de yayınlanarak popüler olmuş efsanevi televizyon dizisi Karaşimşek'in konseptinin murat 134 marka arabaya uyarlanmış bir hali. Burada yine toplumun çok beğendiği sevdiği bir olguyu alıp kendince yorumlamış Cem yılmaz. Hiç bilinmeyen bir hikayeyi bir kurguyu alıp seyircinin karşısına çıkmak çok riskli olabiliyor. Bilinmeyen bir hikaye için seyircinin önce onu anlaması, sevmesi sonra gülmesi gerekir. Cem burada halkın zaten bildiği birşeyle 1-0 önde başlıyor. Bunun gibi birçok reklam filmi var, burada hepsini listeleyip çok uzun bir yazı yazmak istemiyorum ama bu örnekle aklınıza Cem'in yaptığı birçok reklam filmi gelmiştir. Hemen hepsinde benzer örnekler var.
Gora
Ve efsaneye gelelim. GORA Türk sinemasında bence çok önemli bir yere sahip. Defalarca izlemiş olmama rağmen hala sıkılmadan tekrar izleyebileceğim bir komedi filmi. Filmin hemen her sahnesinde bir espri ve bir komedi unsuru var. Filmi tekrar izleseniz dahi, replikleri ezbere bilseniz, bir sonraki söylenecek cümleyi bilseniz dahi duyduğunuzda tekrar gülebileceğiniz bir film.
Burada da Cem yine benzer bir taktiği uyguluyor. Filmin heryerinde Matrix gibi herkesin sevdiği bildiği popüler bir hikayenin uyarlanması var. Kutsal taşlarda da 5. element filminden. Cem bunu yaparken yaptığını saklamıyor daha doğrusu insanların gözüne sokuyor. Göstere göstere kendi mizahını var olan şeylerin üzerine uyguluyor.
Sonuç olarak Cem'in filmlerine baktığımızda, Arif ve 216 filminin bukadar tutulmasının sebebi filmin tamamında o dönemde genç olan insanların anlayabileceği göndermeler ve hikayelerin olması hatıyor. Gora'da uzaylı macerası, star wars, star trek, matrix gibi bilim kurgu ile büyüyen nesile hitap etti. Yahşi Batı'da benzer şekilde bir dönem ülkemizde çok popüler olan hala hayranlarının bulunduğu western filmlerin bir modernize edilmiş versiyonu. Hep o filmlerde duyduğumuz amerikalı isimlerin kullanılması, sheriff murphy'ler , jack danieller vs.. Birdaha Cem Yılmaz filmi izlediğinizde mutlaka dikkat edin. Görüşmek üzere