Okula yeni başlamış öğrenci heyecanıyla yazdığımı öncesinden bildirmek istiyorum.
Genelde sunumlarda ya da topluluk önünde konuşurken önce heyecanımı bildirmek beni her zaman rahatlatmıştır. O yüzden biraz sevgili günlük gibi başlayıp sonra içeriğe girebilirim, mazur görün:)
Bu platformu eşim () sayesinde tanıdım. Açıkcası twitterin kasvetli ve sürekli bunalım havasından sonra yeni bir şeyle tanışmak iyi geldi diyebilirim. Friendfeedi özler olmuştum artık. İnsan geyik yapmaya, gülmeye, bilgi paylaşmaya ya da bir şeyler kapmaya, yeni insanlar tanımaya hasret olmuş. O kadar günlük telaşımızla, ülkenin bitmeyen gündemiyle meşgul olmuşuz ki gülersek kendimizi suçlu hissediyor, dışarıda temiz hava alırken bile tepkilere maruz bırakılabiliyoruz. Bu nedenle burası benim için yeni bir yol, yeni bir nefes alanı gibi geldi. Hatta kendimi yabancı ellerde Türk ile karşılaşmış 'voaaaay kardeş memleket nere?' diyen gurbetçi gibi hissediyorum. Tüm gördüğüm Türk isimlere tıklıyorum:) Oysa tam tersi, Türkiye'de yaşayan bir gurbetçiyim.
Aslında çok büyük beklentilerim yok bu platformda. Her ne kadar bugün () kaliteli içeriğe yönelik yazıyı okuyup 'sanırım ders çalışıp gelcez' diye biraz gerilsem de:) Şaka bir yana, yazı bu platform için tamamen yol gösterici niteliğinde ama bireysel hedeflere göre de değişir bence. Şimdi sonradan gelip yazılı kuralları değiştirmeye çalışıyor gibi olmayayım ama benim hedefim, gündemimden kurtulmak, 'kaliteli içerik' okumak ve anlık nefes dakikalarımda -çöplüğe çevirmeden- içerik üretmek.
Fakat bunun önünde gördüğüm bazı engeller var. Bu plaftorma girebilmek için web arayüzünü kullanmak gerekli. Benim gibi sadece geceleri tez yazma maksatlı laptop açanlar için içerik girmek çok da mümkün değil. Bunun yanında telefondan girmek de son derece ızdıraplı. Bu yavaşlık için bile Türk kullanıcılar girmiyor olabilir. Çünkü biz hızlı tüketim insanıyız. Çekirdek çitler gibi yazmalıyız, az okumalıyız, çok yazmalıyız. Yazdığımız o an gitmeli yoksa o aleti parçalarız:)
Alışkanlıklarımdan vazgeçemem, yeniliklere kolay alışamam. Ama neden bilmiyorum, ısındım buraya. Sanırım biraz blog gibi kullanabilecek olmak iyi hissettirdi. Tez aşamasında bir pHd öğrencisi, psikolojik danışman olarak aranızda onlaynım. Yeri gelir çocuk etkinliği yazarım (evet bir çocuğum var:) ), yeri gelir okuduğum bir makaleden özet geçerim, yeri gelir ben de mercimek köftesi yapar koyarım (evet o postu da gördüm ve canım cekti, bugün yarın yapacağım:)). Fotoğraf severim ve geçmişte iyi bir gözüm olduğuna inanıyordum ama malumunuz çocuk doğduğundan beri gözüm bir tek onu görüyor ve telefonum sadece onun fotoğraflarıyla dolu:)
Hem benimle beraber gelen arkadaşlarımı hem de bizden büyük abi ablalarımızı selamlıyorum. Hoşbulduk!
Yazıya eşik eden şarkı: Jehan Babur- Leyla