Kaç zamandır doğru dürüst dışarı çıkmamıştım. Bilen bilir, İstanbul'un trafik çilesi çekilmezdir. Bazı dönemlerde tam bir faciadır. Ben de bugün için biraz dışarı çıkmayı planlıyordum. Öğlenleyin, İstanbul "dışında" bir işim vardı. Dışarı dediğime bakmayın, sadece uzak bir semt. "Normal şartlar altında" 1 saatlik yol, biraz trafikle bir buçuk saat alan yol, o gün tam 3 saat aldı, hem de tek yön. Uzun zaman sonra havanın güzel olmasından mütevellit, herkes kendini dışarı atmıştı. Bunu tahminen "erken" çıkmıştım ama nafile. Epi topu yarım saat süren işimi bitirdikten sonra, bu sefer de dönüş çilesi başladı. O da yaklaşık 3 saat daha sürdü. İşimi bitirip Marmaray ile Kadıköy'e geçecektim, İstanbul'a gelen bir misafirimi görecektim. Marmaray'a yakın bir yerde inip, o tarafa giden otobüsü bekledim. Aslında yürüyerek 30 dakika alıyor. Biraz yorgunluktan ben de otobüsle gideyim dedim. Yine "normal şartlar altında" 10 dakika süren yol tam bir buçuk saat sürdü. Poouuffffffff.
Geç olsun güç olmasın dedik, vardık yerimize ve arkadaş ile buluştum. Sağolsun, gezme konusunda tercih ve zevklerime güvendiği için, 3-4 saatlik bir sürede güzel bir yer bulmamı istedi. Fotoğrafta da gördüğünüz üzere, Moda'ya götürdüm. Her ne kadar kendisi mest olsa da, farkettimki BEN BİLE İSTANBUL'U ÖZLEMİŞİM. Curcuna ve koşturmadan doğru dürüst İstanbul'un güzelliklerini göremiyouz, kaçırıyoruz maalesef.
Fotoğrafın çekildiği yer, Kadıköy ilçesinin Moda mahallesi. Burda, Avrupa yakasına bakan tarafta, sahil boyunca çay bahçeleri var. Fotoğrafı burda çektim. Karşı taraf da, silüetden görüleceği üzere, Tarihi Yarımadanın denize yakın kısımları, yani Topkapı Sarayı, Sultanahmet Camisi ve Aya saofya.
İstanbul'u doya doya yaşamak dileğiyle