Bölüm 3
Yüreğini yakıp kavuran öfke nedeniyle Begüm bir türlü uykuya dalamadı. Kalkıp salona geçti, önceki gün başladığı romandan birkaç sayfa okudu, ancak kitaptan hiçbir şey anlamadı. Oturduğu kanepeden kalkıp salonda kafesteki bir kaplan gibi gezinmeye başladı. Kariyerinin tepetaklak olmasından çok kendisini çaresiz hissetmesine içerliyordu. Sanki yaşama tutunmak konusundaki azmi bir anda buharlaşıp uçmuştu. İçine düştükleri durumdan kurtulmak için Bulut’tan medet umması doğru muydu? Ne yapmalıydı? Nasıl yapmalıydı? Yaşadıklarını hak etmediğini düşünüyordu, bunca senedir iyi niyetle elinden geleni yapmıştı. Kızının alacağı eğitimin maddi sıkıntılar yüzünden zarar görmesine asla izin vermeyecekti. Birdenbire zihninde bir kıvılcım çaktı ve ameliyat olurum diye düşündü. Bunu daha önce nasıl düşünememişti? Mutfakta stand-by konumunda bekleyen Albert’ten kendisine kahve getirmesi rica etti. Bilgisayarın başına geçip tahtakurusu sesleri eşliğinde zihin artırımı teknolojilerini araştırmaya başladı. Albert gıcırdayarak yaklaşıp kahvesini uzattığında konuyu zaten iyi bildiğine ikna olmuştu. Meseleyi daha önce de derinlemesine araştırmış, ancak ameliyat olacak cesareti kendisinde bulamamıştı.
Üç gün sonra Bulut’a haber vermeksizin ameliyat masasına yattı ve kafatasının altına bir düzine mikroçip yerleştirildi. Zihin dalgalarını okuyan ve kanda dolaşan nanobotlara talimat verebilen bu mikroçipler zihin dalgalarının okunmasına ve dijital ortama aktarılmasına olanak sağlıyordu.
Mikroçipler beyne bilgi yüklemek konusunda ise aynı derecede yetenekli değildi. Beyne doğrudan dijital bilgi aktarımı söz konusu olamıyordu. İçerik üreticileri akademik bilgilerle birlikte o alanda uzman olan kişilerin beyinlerinin elektrik alanı dağılımlarını da yayınlıyordu. Zihin artırımı uygulamasından geçmiş kişilerin beyinlerinde dolaşan nanobotlar beyinde oluşan elektrik alanlarını bu haritalar doğrultusunda düzenliyor, bu sayede öğrenme hızı ve etkinliği iki kata kadar yükseliyordu.
Dünyaya gözlerini yeniden açtığında Begüm kendisini çok yorgun hissediyordu. Başında hafif bir uğultu vardı ve etrafa sislerin arasından bakıyor gibiydi. Bulut’un koca gövdesi yatağa yaklaştıkça belirgin hale geldi.
“Sanal dünyanın kraliçesine merhaba diyelim” dedi Bulut. Buse babasının arkasından başını uzatıp nihayet annesine bakmaya cesaret edebildi ve sevinerek “Annem aynı, değişmemiş” dedi.
Gözleri nemlenen Begüm “Anneler değişmez, hep anne olarak kalırlar” diye cevap verdi. Başındaki uğultuya ve halsizliğine rağmen ruh hali ameliyat öncesine kıyasla daha iyiydi.
“Babam sonunda sözümü dinledi, Puslu Şehir dün ziyaretçilere açıldı” dedi Buse şen şakrak bir sesle.
Begüm “İnsanlar ilgileniyor mu?” diye sordu.
“Hem de nasıl. İlk iki günün hasılatıyla babam bana uçan kaykay aldı.”
“Baban gibi başka insanlar da var demek ki."
“Benim babam bir tanedir, ona kızma artık."
Begüm yatağında hafifçe doğrulup “İşyerinde olanlara biraz canım sıkılmıştı” dedi.
“Ameliyat işe yarayacak mı?” diye sordu Bulut.
Begüm şefkatli bir gülümsemeyle “Galiba işe yaradı bile” diye cevap verdi.
Görsel Kaynağı: https://pixabay.com/photos/italy-sicily-sea-ocean-reflections-1587278/