Açıkçası Ayla'yı sinemada izlemek beni biraz zorladıysa da böyle muhteşem anlamlı bir filmi izlediğim için çok mutluyum. Sorun ise göz yaşlarınıza hakim olamamanız.. Eğer çok çabuk ağlayan ve benim gibi hassas,duygusal bir yapınız varsa sinemada izlemek konusunda bir kez daha düşünün derim. :) Sinemada derin bir sessizlik hakimdi ve hıçkırma, iç çekme sesleri duyuluyordu.
Filmin içeriğine dönecek olursak savaşın tam ortasına düşmüş bir Güney Koreli kız çocuğu onu korumak için elinden geleni yapan Güney Kore'ye göreve gelmiş Süleyman Astsubay.. Tüm uğraşlara rağmen Süleyman Astsubay'dan ayrılmak istemeyen bu yüzden karargahta Türk askerlerinin içinde büyüyen, adının Süleyman Astsubay tarafından Ayla olarak konulduğu küçük kız, Süleyman Astsubayı babasının yerine koyuyor. O da aynı şekilde onu kızı gibi seviyor ve sahipleniyor. Öyle ki görev süresi dolmasına rağmen ve onu bekleyen bir sevdiği olmasına rağmen Süleyman Astsubay Ayla'yı bırakıp da dönemiyor. Onu da yanında götürmek için elinden geleni yapsa da Kore Hükümeti buna izin vermiyor. Sonunda Süleyman Astsubay istemeyerek de olsa memleketine dönüyor ama sevdiği kız artık başka biriyle nişanlı.. O da ani bir kararla onu çok sevecek ve destek olacak bir kadınla evleniyor. Ama hayatı boyunca aklı Ayla'da kalıyor.. Çünkü ondan ayrılırken ona tekrar döneceğine söz vermişti..
Filme hala gitmemiş olanlar için burada kesiyorum. Kavuşup kavuşmadıklarını kendiniz görün :)