Adım Ceren. Yumuşak G ne kadar yumuşaksa benim adımın baş harfi de o kadar sessiz. Annem Ceyda olmamı istemiş babamsa Eren. Ben ikisi de olmamışım. Soyadım ise yumuşak G'nin olamayacağı kadar gerçek ve gerçekten Sessiz. Edebiyat yapmaktan büyük keyif alırım. Felsefe tam benim işim aslında ama maaş vermedikleri için okulunu okumam ailem tarafından reddedildi. Ben de mektebine gidemiyorsam alayına giderim dedim ve okuyanlarla arkadaş oldum. Gerçekten de alayına gittim. Birisi için şehir dışına bile çıktım. Birçoğuyla internetten tanışmıştım. Buraya yazıyor olmamı da bunlardan birisine borçluyuz. Beni "edebiyattan anlıyorsun ama paradan anlamıyorsun" diyerek çekti buralara. Yoksa ben yazdıklarım keşfedilse de bir dergide köşe kapsam diye sosyal medyada heba olacaktım.
Adım Ceren. Günlük tutmaktan nefret ederim ama nerdeyse her gün mutlaka bir şeyler karalarım uyumadan önce. Çünkü yazmadan uyuyamıyorum. Benim vicdanım olmuş artık defterim. Kalem bulamazsam telefonuma kaydederim. Ama kesinlikle onu ertesi gün defterime işlerim. Defterim benim dünyada bıraktığım tek şey olacak diye düşünürdüm eskiden. O zamanlardan alışkanlık olsa gerek. Fakat o defter biteli üstüne birkaç defter daha biteli yıllar oluyor. Bana kazandırdığı bir şey olmadı kalemle kağıtla haşır neşir olmanın. Kaybettirdiği bir şey de olmaması tek tesellim.
Adım Ceren. Adımdan sonra en sevdiğim şey onu bana layık gören ailem. Adımı aşığım çünkü kendime aşığım. Beni ben yapan şeylere de bayılırım. Mesela aileme. Beni sadece ailem ben yapmadı. Benim hatalarım, abuk sabuk hayallerim ve onların kırık parçaları, edindiğim iyi kötü arkadaşlar, defterlerim, gözlüklerim, verdiğim kötü kararlar ve sonuçları, tamamını sakladığım sinema biletlerimdi beni ben yapanlar. Beni ben yapan her şeyi yazabilmem mümkün değil taktir edersiniz ki. Kendimi dört dörtlük anlatamam. Ben kendimi ne kadar tamamen anlattım sansam da anladıklarınız kadar tanıyacaksınız beni zaten. Herkes okuduklarından başka anlamlar çıkarır, başka şeyler anlar. Herkesin aklı aynı çalışsaydı biz de civciv olurduk ve büyüyüp tavuklara ve horozlara dönerdik değil mi? Timsah da olabilirdik, maymun da, eşek de…
Adım Ceren. Bu kadarını bilin yeter. Beni bilmiş kadar olursunuz. Birisini tanıdığınızı söylerseniz onun en azından nesini bilmeniz gerekir? İsmini değil mi? Bu çağda telefon numarasına da sahip olmak gerekiyor artık. Kullanıyorsa sosyal medya hesaplarıyla etkileşimde bulunmanız şart. En az bir kere diyalog içersinde bulunmanız da şarttır en nihayetinde. Siz benim adımı bilin, beni gerçekten bilmiş sayılırsınız. Çünkü benim en bilinesi özelliğim bu. Yoksa bu kadar ısrarla asımı söylemezdim.
Adım yine Ceren. Her zamankinden ne eksik ne fazla. Sadece Ceren. Sessiz biriyim ama laf olsun da soyadıma uysun diye değil. Gerçeklerden kaçamayacağınız gibi benim sessizliğimden de kaçamazsınız. Özellikle de benim yakın çevremdeyseniz sessizliğimden gerçekten kaçamazsınız. Hayır sinsi değilim. Sinsi olsam kuyunuzu arkanızdan kazarım ama ben kuyunuzu sessizce karşınızda kazarım. Mezar sanar, vaktim geldi sanar atlarsınız içine. Halbuki tek sorun bana yaptığınız ufak bir yanlıştır. Evet son doğru gelirken biraz ürpertici şeyler yazdığımın farkındayım. Hayatımdaki herkesten özür dileyerek söylüyorum, hepinizden çok kendimi sevdiğim için bu kadar korkutucu olabilmek zorundayım da. Kendimi sevmesem, size bıraksam halimden de anlamazdınız beni kötülerden de korumazdınız. Beni en iyi ben anlarım ve en iyi ben korurum. Bu yüzdendir ki arkadaşlarımı da ona göre seçerim ve bana verdikleri zararın boyutuna göre her kötülük için bir kontra atak yaparım.
Yeni yazılarda görüşmek üzere,
Hoşçakalın.
Posted from my blog with SteemPress : https://sessizce.000webhostapp.com/2019/07/selam-steemit