Merhabalar, geçtiğimiz senelerde üniversitede okurken okulu uzattığım için iş aramaya başladım ve oldukça iyi bir firmada şans eseri çok güzel bir iş buldum. İlk iş tecrübemdi, çok heyecanlıydım. İşe başlamamla beraber beklenmedik olaylarla karşılaştım ve gün geçtikçe oradan daha çok nefret ettim. Yaşanan olaylar bu yazının konusu değil. Her uyandığım gün ilk yarım saat boyu istifa etmeyi düşündüm, ancak para kazanmam gerekiyordu ve çalışmak zorundaydım. Stresten gözüme uyku girmiyordu, oldukça zayıflamıştım. 3 ayım bu şekilde geçti. Buna bi son vermem gerekiyordu çünkü hayattan zevk almamaya başlamıştım, yaptığım hiçbir şey tat vermiyordu. Sonraları beni üzecek bir durum olsa dışarı hava almaya çıktım ve sevdiğim bir arkadaşımı aradım. Önceleri sık sık mola vermekten korkardım bir şey söylerler diye ancak umursamamaya başladım. Benim onlara ihtiyacım olduğu kadar onların da bana ihtiyacı vardı çünkü. Bu farkındalık aslında beni strese girmekten uzaklaştırıyordu, dışarı çıkıp birisini aramak değil. Kendimi önemsemeye başladım, yaptığım işi iyi yapıyordum ve iyi yapmaya devam ettikçe bana herhangi bir söz söyleyemezlerdi. O andan itibaren önce kendim demeye başladım. Bu bencillik olarak algılanmasın, para karşılığı yapmak zorunda olduğumuz işlerde geçerli ya da siz nerede isterseniz. Daha sonra başka sebeplerden o işten ayrıldım ve şu an KPSS sürecindeyim. Zaman zaman girdiğim bunalım dayanılmaz boyuta gelecek gibi oluyor ve diyorum ki "her zaman yapabileceğin başka şeyler var, alternatifler var". Kendimizi köşeye sıkışmış hissetmemizin arkasında yine kendimiz varız. Unutmamız gereken tek şey şu, önemli olan biziz ve orada bir yerde her zaman alternatiflerimiz var.