Teoride mızrak ile roketatar arasında bir fark yoktur, ikisinin de amacı var olan güncel tehdidi caydırmaktır, gerekirse ikisi de yok etmek için yaratılmış şeylerdir. İnsanoğlunun kendisi de insan için bir doğadır, o da tehdit edilmesi gereken bir hayvandır benlik için, aslan ya da başka renge boyanan bir kabile, ormanda ikisi de son derece tehlikelidir. Parlak bir mantar, sarı bir kurbağa, tüylü bir tırtıl ve de binlercesi yaklaşacak her şeyi öldürmekten, onu işgal etmekten başka bir tavır sergilemez.
Doğanın temel prensibi, yaklaşan her şeyi öldürmektir. Yemek ya da korunmak için, sürekli öldürmek zorundadır tüm türler.
Ancak insan bu döngüyü kırdı, onu farklı kılan da buydu, yaklaşan her şeyi öldürmek yerine, anlamak ve kullanmak istedi, hükmetmek istedi insan ve görebileceğimiz en güçlü, en zeki ve en tehlikeli türün doğmasına neden oldu doğanın kendisi.
Daha önce yaşamış tüm yırtıcılardan daha tehlikeli, daha zeki, daha dayanıklı ve daha güçlü bir avcı.
Terleyebileceği için kilometrelerce koşabilen bir tür, planlayabilen, hile yapan ve de her zaman galip çıkan en işgalci tür.
Dünya'da hayal edilebilecek en tehlikeli canlı türü, yalan söyleyebilir, rol yapabilir, kendi zararınıza olan şeyleri size seve seve yaptırabilir.
Ama bir başka yanı daha vardır, sonsuz bir diktatörler geçidi yaratan insanlık, Roma'dan Sovyetler Birliği'ne değin, Prusya'ya, Osmanlı İmparatorluğu'na, üçüncü Reich'a kadar türlü deliliklerle dolu olan türümüz değil midir en büyük merhamet kaynağı?
Güçsüz türleri besleyen, kullanan, öldürmeyen ve kasıtlı olarak üreten, güvenliğini sağlayan.
Kedi türünü var eden türdür benim türüm!
Ancak tüm bu başarısını mızrağa, kılıçlara, zırhlara ve tuzaklara borçludur ırkım. Ayı pençelerini geçirmeyecek zırhlar, diğer kabilelerin yağmalarından koruyan duvarlarla geliştirdik.
Teknoloji ve gelişim türüyüz bu yüzden, yılan zehirleri için sağlık bilgimiz ve iyileştirme yeteneğimiz var, aslanlar için mızraklar ve zırhlar, gece için ışıklarımız var.
Hiçbir tür önümüzde duramazdı artık, ancak yine insanlık yok olan türlere destek olmaya çalışıyor, bizler nesli tükenen hayvanlar için habitatlar yaratıyoruz.
Ölüm döşeğindeki hayvan türleri için erk biziz, Sezar gibi, bir işaretimiz tüm türün kaderini etkilemekte. Ancak neden?
Neden insanlık, doğadan bu denli kopup kendini doğanın tanrısı ilan etti?
Çünkü teknoloji bizim hükmümüzde, göremezken görüşümüzü geliştiren ara aletler geliştiririz, gözlerimize ışığı doğru kıracak camlar takarız, bu sayede yaşarız. Artık görme yeteneği kalmayan bir ayının bu yaşamda işi yoktur doğada, ancak biz böyle değiliz, sahip olduğumuz her şey ve eksikliklerimize rağmen hayatta kalışımız sadece bilimimiz yüzünden.
Bu yüzden bir daha bir primitif gördüğünüzde lütfen onu ciddiye almayın, doğanın doğa haliyle teknolojisiz övgüsüne inanmayın.
Baltalarınız ve ateşleriniz yoksa, en ilkel hali de olsa bilime sahip değilseniz ölürsünüz.
Doğayı övmeyi bırakın, doğayı bilimle iç içe sokmaya çalışanlara yardım edin, doğa övülmesi gereken sonsuz peri masalları yeri değil, zehirli ve sonsuz asitlerle dolu bir felaket cehennemidir.
Felç, canlı canlı yenilme, böceklerden dahi korkma, gece uyurken gece görüşü olan avcılar tarafından öldürülme...
Lütfen doğayı övmeyi bırakın, onun ve övülecek ne de nefret edilecek bir yanı yok. Tüm bu başarı sadece bilgimizin bir pratiğidir, ötesi değil.
Ormanda geçecek tek para birimi, bıçak, ateş ve ışıktır.