Yorumunuz en az yazınız kadar ilgi çekici, bir taraftan da yeni sorular içeriyor benim açımdan. İzninizle yorumumu paylaşayım, aynı fikirde olmasak da umarım sizi sıkmam;
Kültür, belirli bir dönemi, belirli bir etnik grubu ya da inanç sistemini kapsamıyor yıllar yüzyıllar içinde aynı toprakta farklılıklarla gelişiyor, yayılıyor, bazen başkalaşıyor ama o toplumlar için eskiden getirdikleri ile yeninin harmanlanması değişmesi dönüşmesi ve bu yeni haliyle devam etmesi ile büyüyor. Bu değişim aslında kalıcılığını da garantiye alıyor.
Her birimizin üzerinde belki farkında bile olmadıpımız bir battaniye etkisi yapıyor, zorunlu bir tercih olmamasına rağmen...Bireysellik önünde engel teşkil ettiği zamanlar olabilir ancak malumunuz bizim toplumumuz batılı olanların aksine bireyselliğin farkında değildir hatta önem de verilmez pek, hayatı kümülatif yaşama tercihleri baskındır. Ancak bu yapısı onu diğer kültürler karşısında ne daha iyi yapar ne de daha kötü. Kültürümüz bizi biz yapan çok önemli bir toplumsal bileşendir kanımca.
Devlet ise Türk tarihi özelinde bakarsak bizim için hep vazgeçilmez olmuş, millet varlığını yüzyıllar boyunca devlet ile eşleştirmiştir. İstişare ise, kurultay ve divan örneklerinde olduğu gibi, çoğunlukla yönetimin bir kontrol mekanizmasıdır. Akıllı lider sorumlu vezirler yönetiminde halkın mutluluğu ve refahı artarken liyakatın göz ardı edildiği hemen tüm zamanlarda otorite ve baskı aracı olmuştur. Devlet insanlar tarafından yönetilir, en mükemmel devlet yapısı da olsa sorumsuz insanlar elinde doğru sonuçları üretmekten uzak olacaktır. Bu durum kurumun kendisinden çok en alttan en üste o sistem parçalarından kaynaklanmaktadır; Tanzimat dönemi ile başlayan borçlanma ataklarında iyice artan rüşvet bataklığı örneklerinde rahatlıkla görülebileceği gibi...
Fransız devriminden sonra gelişen özgürlük bireysel haklar kavramlarından haberi olanlar birbiri ardına imparatorluğu terk ederken yükü taşıyan taşıyıcı unsur bu rüzgarlardan uzak tutulmuştur, islamcılık, osmanlıcılık sonunda Türkçülük fikriyatının gelişim süreçlerine bakarsak bir arayışın olduğunu, ancak batı fikir dünyasıyla yarışamayacak ölçekte olduğunu da görürüz.
Gördüğümüz her yeniliği aslında tam da anlamadan kopyalayarak almak alışkanlığı fikir dünyamızı çoraklaşmadı mı?
Seçkinler elinde kalan yönetim mekanizmalarının liyakata göre dağıtılması nasıl sağlanabilir?
İnsanı yaşat ki devlet yaşasın diyebilmek ve elbette uygulayabilmek neden zor olsun?
Bu ülkeyi hatasıyla doğrusuyla sevip hataları düzeltmek için etiketlemek yerine doğruluğun inşaası için bir tuğla da biz koysak ne olur?
Selamlarımla
RE: Roger Bacon ve Cehaletin Ezilmesi Gereken Dort Basi