Çıplak sokağa koşturacak kadar insanı heyecanlandıran ne olabilir. Arşimeti heyecanlandıran suyun kaldırma kuvvetini bulmasımıydı?
Sanırım hayır çünkü Arşimet'in ilk buluşu bu değildi ve o ana kadar hiç bir buluşu bunu yapmasına sebep olmadı. Egosu da bunu yapmasını sağlayamazdı, çünkü birilerine ispat etmek gibi bir arzusu yoktu. Tek bir sebebi olabilir tabi ki işini yapmış olmanın verdiği heyecan. Düşünsenize adam duşta bile işini yapıyor ve bu yüzden Arşimet. Yanlış anlaşılmasın hemen adamın duş aldığı ortamı bir çalışma alanı olarak düşünmeyin. Adamın çalışma alanı sadece beyni, geri kalan dünya üzerinde ki herşey onun için bir malzeme. Hiç mi yanlış yapmamıştır sizce?
Muhakkak yanlışları olmuştur ama o içinde hep diri tuttuğu heyecanı her zaman sonuca ulaşmasını sağlamıştır.
Çocuklarımıza daha iyi daha yaşanabilir bir gelecek hazırlamak mümkün mü acaba?
Şimdilik mümkün görünmüyor ve bu sadece ülkemiz için değil dünya üzerinde hiç bir yerde mümkün görünmüyor. Yeryüzünde hiçbir eğitim sistemi, hiçbir yönetim sistemi, hiçbir yargı sistemi, ya da sistemsel olarak işleyen hiçbir araç, kurum yada kuruluş bunu sağlayacak nitelikte değil çünkü heyecanları yok. Eğitim sistemi başarıya odaklı sadece, yönetim sistemi koltuk kavgasından kurtulamıyor, yargı desen adaleti işletmekte çok ağır kalıyor. Hiçbir sistemin heyecanı yok. Durum böyle olunca yetişen toplumunda heyecanı olmuyor doğal olarak. Sorun sadece sistemle alakalı değil tabiki, toplum olarak sistemin işini kolaylaştıran bizleriz. "Okuyup bir meslek edin hayatın kurtulsun" ya da "aman ya hırsız bu kapıdan giriyor, diğer kapıdan çıkıyor kim uğraşacak" veya "siyasetçi değilmi hepsi aynı" diye sistemin işini kolaylaştırıyoruz. Çin'li dünyanın en büyük e-ticaret sitesinin kurucusunun hayatını dinlemişsinizdir muhakkak, her başvurduğu yerden eli boş dönmesine rağmen heyecanını hiç kaybetmemiş ve bugün dünyanın sayılı şirketleri arasında yerini almıştır. Eğitimde yapılması vaad edilen düzenlemeleri, adalet sistemlerinin verdiği emsal niteliğindeki kararları ya da yönetici kadrolarının yaptığı hizmetleri baş üstünde tutmak en büyük yanlışımız. Zaten işleri bunları gerçekleştirmek değilmi?
Biz daha fazlasını istemeliyiz, her başarıya alkış tutmak bana göre karşınızdakinin heyecanını törpüleyip köreltiyor. Tamam takdir edelim ama geç kalınmış olmasını ve atacağı adımların daha büyük olmasını hatırlatalım, yoksa aldığımız bütün hizmetler, bütün yenilikler bize birer sus payı olarak kalacaktır ve biz gelişmişliğin gerisinden gelmeye devam edeceğiz.
Gerçek hayatta su üzerinde heyecan yapmak en iyi yüzücüyü bile terste bırakabilir, ama bizim daha iyi bir gelecekte yaşam için heyecana ihtiyacımız var. Sanat severin heyecanı sanatçıdan fazla olmalı, yönetilenin heyecanı yönetenlerden fazla olmalı, okurun heyecanı yazardan fazla olmalı, sevenin heyecanı sevilenden fazla olmalı ki hedefler daha ileri noktaya taşınsın. İnsanın en büyük heyecanını üniversite sınavından başarıyla çıkmayı beklediği çocuklarının sınav gününde yaşaması garip bir durum, bu heyecanı bütün bir ömüre yaymayı benimsemeli. Bana göre bir toplum geçmişindeki destansı tarihini övünme aracı olarak kullanmak yerine heyecanıyla harmanlayıp daha iyi bir tarih yazabileceğine kendini inandırmalı ve bunu gelecek nesillere yansıtmalıdır. Attığımız her adım heyecanımızı arttırsın inşallah...
Destekleriniz için sonsuz teşekkürler...
e.avina