My Antalya trips second day. I was discover city fully. Weather was hot and damp. Despite everything I had a beautiful day.
Global yazar olma yolunda denediğim ingilizce yazı yazma işi para kazandırmadığı için sona erdi :) bu yüzden yazının ikinci kısmına Türkçe devam edeceğiz. Türkçe yazacağım için ne ben ne de sizler acı çekmeyeceksiniz :) Aslında tamamı bir yazıydı fakat kimse okumadan upvote veriyor diye parça parça yazmayı tercih etmiştim baktım ki yazacak çok şey var partları birleştirerek yazacağım :)
Öncelikle bir yere kapıdan girilir ve kapıdan çıkılır dolayısıyla
Hadrian kale kapısı (3 kapılar) ile başlıyalım.
M.S.130 yılında Roma İmparatoru Hadrian adına yapılmış. 1960 da bu günkü haline getirilmiştir. Marinaya giderken burada durup fotoğraf çektirebilirsiniz.
Zaten her 2 kişiden biri fotoğraf çektiriyor :)
Antalya çevresine değinmeden Kale içi ile ilgili bir kaç enteresan şey paylaşmak istiyorum:
ilki bu yapı. Nedenine gelince evet eski bir yapı tarihi bir yapı marinaya giden yolda terkedilmiş vaziyette vs. vs. hiç biri değil. cevap alttaki fotoğraflarda gizli.
Daha önce böyle bir şey görmüş müydünüz ? 5.000 tl etmiyecek torosa 6-7 bin tl harcanarak modifiye edilmiş. Üstü açık tofaştan sonraki en büyük gururumuz ayrıca hayatımda denk geldiğim en enteresan modifiye projesi.
Yukarıdaki yapıdan marinaya giden yol..
Şehrin bu kısmı bunun gibi yollarla dolu defalarca kayboldum :D
Marina ve Kale iç içe, Kale kalıntıları restore edilerek dükkan haline getirilmiş halde genel olarak. Marinadaki mini deniz fenerinin oraya giden uzun ince bir yol var fotoğraf oradan,akşamları balık tutanlarla ve denize giren dızlolarla karşılaşabilirsiniz hanımla giderken dikkat edin :)
Kendini çok iyi kamufle etmiş bir resterasyon örneği,tarihi dokuya zarar vermeden gayet başarılı bir şekilde yapılmış. Bu yolun sonu dar kaleiçi sokaklarına gidiyor. Barlar sokağı diyorlardı sanırsam bu kısma ( 2 tane barlar sokağı denen yer vardı ). Çay sigara için & ailece gitmek için çok hoş bir yer. Gitmedim ama tavsiye ederim.
Deniz fenerinin oradan çektiğim başka bir marina fotoğrafı. 2. enteresan yapı tam olarak burada.Tam karşıdaki yapı bir asansör. Evet doğru duydunuz belediye çalışıyor! Biraz sıra oluyor genelde ama sizi yaklaşık 25 dakikalık tırmanma parkurundan kurtarıyor.
2.Konyaaltı Plajı
Antalya deniz ve Rus deyince akla ilk gelen yerdir oysa ki Konyaaltı fakat eylül ayında pekte öyle olmuyor genellikle Antalya'nın yerli halkı tek tük yerli turist ve bir kaç tanede yabancı turist vardı. Hesapladım 1 erkeğe 200 gr kemiksiz Rus turist düşüyordu pek umduğumu bulamasam da temmuz-ağustos aylarında oldukça canlı oluyormuş. Bu aylarda National Geographic ekibi muhteşem yırtıcılar belgeseli çekiyor burada aman dikkat :))
Plaj Aquarium'dan Limana kadar uzanıyor. Aquarium hayvan gibi pahalı olduğundan gidemedim. [keşke postlarıma destek ataydınızda o şekil girebileydim amma olmadı işte tamamını gezmek yaklaşık $200 (oha Antalya Belediyesi ciğerimi söktün) ]
Deniz çok dalgalı değildi. Su sıcak ve temizdi diyebilirim. Gördüğüm en geniş ve uzun plajdı Türkiye sınırları içerisinde. Su sporları yapabiliyorsunuz ayrıca biraz tuzlu tabi haliyle :)
Antalya'da gün batımı
Notlarım:
Antalyada ulaşım ucuz sayılır. Şehir içinde dolmuş olayı yok tramvay tam 2tl, otobüs 2.60 tl, öğrenci ise 1 lira tramvay 1.25 otobüs. Tramvay ile Muratpaşa da ki çoğu yere gidebiliyorsunuz Havalimanı,Fatih,Otogar,Kepez,Mark Antalya duraklardan bazıları.Taksi biraz tuzlu. Piyazlı köftesi meşhurmuş bana pek hitap etmediği için yemedim.Deniz kenarı işletmeler oldukça pahalı o konuda dikkatli olun :) Gündüz çok sıcak olmasa bile nem çok fenaydı yanınızda mutlaka su taşıyın ben genelde termosta su taşıyordum gün boyu soğuk kalıyordu. Çarşıdan bir şey alırken kesinlikle pazarlık yapın.
2 . kısmın sonu :)
Ek olarak kaliteli içerik, içeriklere verilen destekler sonucu ortaya çıkıyor malumunuz,bu yazıyı okuduysanız lütfen yorum yapın. O kadar uğraşıp yazıyorum posta bakmazsanız valla papaz oluruz :)