Stephen Hawking ile ilgili yazımızı yazarak haftaya modern fizik ile başlangıç yapmıştık. Bu yazıda ise bir iki bilgiyi birlikte düşünelim istiyorum. Yorumlarda minik bir tartışma köşesi oluşturabilmek dileğiyle yazıya başlayalım.
Kaynak : Resim 95C tarafından Pixabay'a yüklendi
Bir yıldız içe doğru çökmeye başladığında (Jr. Karadelik), yıldızın yüzeyine yakın duran bir astronotun spagetti gibi uzama ihtimali olduğunu biliyor muydunuz? Böylesi bir pozisyonda astronotun ayaklarına etki eden kütleçekim kuvveti ile başına etki eden kütleçekim kuvveti arasındaki fark Dünya’da pek hissedilmezken, astronot bir karadeliğin yüzeyine yakın olduğundan kendisi açısından bu kuvvet çok daha güçlü hissedilecek-MİŞ. Haliyle astronot ya uzayacak ya da parçalanacak. MIŞ. Öğrenilen bilgi bu.
Bilgi İçin Kaynak: Zamanın Daha Kısa Tarihi, Yazar: Stephen Hawking (Kitap)
Bu konuyu ilk okuduğumda makarna gibi uzayabilme olasılığımızın bilgisi beni benden almış, hatta büyülemişti. Bilginin sadece görülenden ibaret olduğunu unutmamak ve hayatın her anında bunu hatırlamak gerek diye kendime notlar çıkardım.
Sonuçta görülen şeylerin görülmüş olması için ışığın ona çarpıp gözümüze yansıması, beynimizin algılanan ışığı yorumlayıp bilgi haline çevirmesi gibi bazı süreçlerin de yaşanması gerekiyor. Süreçler fark etmediğimiz kadar hızlı gerçekleşse de, bu süreçte bir zaman kaybedildiği gerçeğini değiştirmiyordu. İnsan kendi gözlerinden, kendi bildiğinden ne kadar emin olmalıydı o zaman?
Nitekim kuantum fiziği de tam olarak bunun derdine düşmüştü. Böylece Hawking'in küçük kara delikleri, Schrodinger'in kedileri derken uzun bir zamana yayılan yeni okuma alanımı bulmuş oldum.
Schrodinger'in kedisi için kaynak vermek pek zor. Kendisine ait makaleleri mi atıflayacağım yoksa kulaktan dolma bilgilerin yer aldığı sayfalara link mi vereceğim yoksa yıllara yayılan okumalar sonucu oluşan kendi bilgime mi derken şuna karar verdim. Ne olduğunu uzun uzadıya açıklamaktan vazgeçiyorum. Sizlere bırakıyorum araştırma tarafını. Benim size vereceğim kendi fikrim olacak ve tartışmaları başlatmış olacağım böylece.
Schrodinger’in kedisi ölmüş olabilirdi. Yaşıyor da olabilirdi. Gözlemlenmediği sürece aynı anda her ikisiydi. Gözlemlendiği an ise bildiğimiz hali aslında tam da şu ana değil geçmişe ait bir bilgi olacaktı. (Hani şu ışığın gözümüze yansıması, bizim algılamamız falan filan süreçlerinden kaynaklı) Özetle, biz hep geçmişi bilerek yaşayan canlılar olmuşuz meğer. Gerçek hayatı gecikmeli yaşıyoruz. Oyunlarda "lag var" diye çıkan haberler aslında gerçek hayatta var.
E o halde her birimizin beyninin farklı hızlarda yorumlama yaptığını da düşünürsek, her birimiz için bu çok kısa da olsa var olan süreç farklı süreler alıyor. O halde aslında hepimiz farklı zamanlarda yaşıyoruz? %100 aynı an'ı deneyimlemiyoruz?
İki bütünleyici yazıdan oluşan bu haftanın modern fizik temalı yazıları umarım sizlere bir fikir kapısı açabilir, bir merak uyandırabilir, belki elinize bir kitap alıp okumanıza vesile olabilir. Okuyup öğrenmenin, pozitifinden negatifine (negatif bilimler var mı?) tüm bilim dallarına ilgi duymanın, insanın ufkunu, vizyonunu, hayata bakışını, dünyayı ve evreni algılama şeklini değiştirmesine olan hayranlıkla şunu söyleyip bitirelim.
Evet, bütünü görmeye çalışmak bazen hiç anlamadığınız bir fizik kitabını okumakla başlayabiliyor. İyi öğrenmeler.
Görsel kaynağı görselin altındadır.
Görsel linki : https://pixabay.com/tr/illustrations/kara-delik-bulutsusu-y%C4%B1ld%C4%B1z-uzay-2483571/