Öncelikle bu cevap niteliğindeki yazıma terim-tanım ve kavram yanlışlıklarını düzeltmek ile başlayayım .
- Demokrasi subjektif bir tanımdır yaşam ve yönetim biçimi anlamına gelir "oy hakkı" içinde barındırdığı bir olgudur sadece.
- Kutsal kitaplar topluluk yada ülke yönetimi kitabı değildir, içinde bir anayasa barındırmaz.insanın yaratıcısına karşı sorumluluklarını ,ahlakı ve insanın iç dünyasını ayetlerle ve surelerle anlatır...
- Her bireyin oy verme hakkı aynıdır, bireyin ahlaki tutumu bunu değiştirmez bu tamamen adalet ve hukuk konularına tabidir..
Başkalarının sınırlarını işgal etmeden hak ve özgürlüklerine dokunmadan dil,din ve ırk gözetmeksizin yönetilen her toplum demokratik bir toplumdur.Bunlar ise bize pasaportunu taşıdığımız ülkede seçme ve seçilme hakkı sağlar.Aynı zamanda belirli etik kuralları çerçevesinde muhalefet ve eleştiri hakkıda verir.
Siyaset bir bilimdir insanları yönetmek için degil toplulukları yönetmek için vardır..Din ile devlet işlerinin bir arada olduğu ülkelerde hiç bir zaman adil bir sistem oluşturulamaz..Çünkü din yorumlanamaz kesin kuralları vardır bu yüzden daha sonra yazılan binlerce hadis, dinlerin kendi içinde başkalaşmasına neden olmuştur.bir anda kendinizi sapık,ruh hatası bir hocanın 9 yasında bir kızla evlenilebilir vaazını dinlerken bulabilirsiniz..Din ile devlet yönetmek o dinin kutsallıgına hakarettir.İnsan önce kendini yönetmelidir ha bunu yapacak zekaya ve ahlaka sahip degilseniz,beni bu şekilde yönetsinler ben beceremiyorum diye düşünüyorsanız, o zaman yine özgürce, bu şekilde yönetilen bir ülkede gönlünce yaşayabilirsiniz...
kaynak 1