Bu yazıyı iki sene önce OT dergisine yollamıştım ,yayınlanmadı ama dergıye benim için guzel bır tesekkur yazısı koymuslardı..
KALK AYAĞA
Her dafasın da denedin olmadı işte,” kalk ayağa” diye bağırdın kendine, en büyük silahındı belkide,en fazla biraz daha toparlandın mutlu oldun, gaza geldin ders çalıştın, bir topluluğa karıştın, spor yaptın,aşık oldun ama en sonunda dönüp dolaştın oturdun yerine, bir döngü içinde yıllarını harcadın, kayboldun.
Geçmişle yaşamayı o kadar öğrendin ki geleceğe dair hiçbir fikrin olmadan planlar yaptın, ülkenin hali ortada diye bir bahane de buldun kendine, değiştirmekten savaşmaktan korkarak, bırak ülkeyi kendin için bile parmak oynatmadan huzurla yaşamayı düşündün ama başaramadın , senden önceki jenerasyona hep özlem duydun bizden daha akıllı daha bilinçli diye , ülkeyi ne hale getirdiler diye düşündürten sistem bilmezki o sağcılar solcular kadar okuyup bilinçli olabilseydik, bu olanların hiç biri olmazdı belkide, ülkenin her bir yanında kitaplarını yaktı o insanlar , senin bir gün bile merak edip okumadığın o kitapları, entelektüel insan olmayı sana yumuşaklık olarak gösterdiler dalga geçtiler cahil bir toplum yaratmak adına , maço olmayı erkeklik, özgür kadını meşreflik , yalan söyleyebilen çocuğu zeki , parası çok olanı asil diye nitelendirdiler.Sende bunlara inandın böyle yaşamaya alıştın. Hayellerin değişti holding sahibi birinin metresi olmayı, pembe panjurlu evi olsun isteyen bir fabrika işçisi kadın olmaya tercih ettin, alın terinle para kazanmak zor geldi ,aynen dizilerde sana öğrettikleri gibi. Kemal sunal’ın şaban karekteri kadar cesur olamadın her filiminde verdiği savaş , hep yozlaşmış çürümüş adi bir düzene karşıydı, sen sadece ettiği küfürleri öğrendin,.
Sıradan bir insansın, dâhi değilsin, çok paran felan da yok tek sermayen vicdanın, özgür olabilceğin bir hayatta yaşamıyorsun ki, ellerin bağlı düşünceler pranğada, içinde kaybetme korkusu, her an ölebilme ihtimalin var bir kere, güzel bir işin var mesela tam mesain bitmek üzere eve giderken ne alayım diye düşünürken,hayat boyu boğazında bir yumru gibi kalacağın çocuğun sensiz devam edecek hayatına,sevdiklerin için atan kalbin ve herkesten daha temiz olan kanın ülkenin topraklarına karışıp gitti işte,yada gururla, davul, zurnayla oğlunu askere gönderen bir babanın yerine her telefon çaldığında acaba oğluma bişey mi oldu diye korkan bir baban var artık.
Diyelim şanslıydık ve ölmedik sevgilinle elele yürüyebileceğin bir parkın yok adını kazıyacağın ağaçların yerinde avmler var,sana dik dik bakan namus bekçileri var,evlendin çocuğun oldu okula korkuyla gönderdiğin okulu var tacizci öğretmenler var,üniversiteden gelirken vahşice katledilen kızın var, herşeyi herkesle konuşamazsın arkadaşlarınla siyaset veya din tartışamazsın karşındakinin kökeni ne inancı ne yanlış anlarmı bana gıcık olurmu darılırmı diye düşünürsün,telefon markan ve gittiğin mağzadan konuşabilirsin ancak,yaşamak senin neyine öyle herşeyede inanamazsın,inancını önce ülke menfaatlerine sonra kendi menfaatlerine göre ayarlaman lazım, korkma temiz bir kalbin var ettiğin dua hangi dilde olursa olsun tanrı herşeyi bilen ve görendir sonuçta, arapça bilmek zorunda değilsin yani. Doğru inanç doğru zihinde olur,cahil bir beyin asla dini yorumlamaya yetmez .
Ne yapmak lazım biliyoruz madem ,önce kendimizle başlayalım okuyalım sonra okutalım , cehaleti yendiğin gün zincirlerini kırarsın bu ülkenin. Okumak insanı özgür kılar..
Sen haberleri her izlediğinde gazeteleri her okuduğunda içindeki bişeyler yapmalıyım isteğini her defasında kör eden sisteme lanet etmek yerine hiç bıkmadan yılmadan tekrar tekrar söyle daha da yüksek bir sesle “ KALK AYAĞA”
kaynak 1