Çoğu zaman huzuru hissetmek istiyor insan. Buna ihtiyaç duyma sebebi ise çok basit: bu yorucu hayatın yükü. Bazen anılarla baş etmek imkansızlaşıyor, bazen akıp giden ana ayak uydurmak. Aslında başlı başına insan olmak zor. Yükleri var; sorumlulukları, kuralları, bir düzeni. Bu düzene uymadığın an insanlığını silip atmak istiyorsun çünkü kendini buraya ait hissedemiyorsun. Düzenin dışına itilmiş, hastalıklı bir varlık oluyorsun artık. Bir bakmışsın ne dostun var etrafında ne de duyabileceğin bir ses. Artık hiçbir şeye eskisi kadar değer veremez oluyorsun; ailene, arkadaşlıklarına, eşyalarına, etrafındaki hiçbir şeye. O zaman yitip gittiğini hissediyorsun, var olmanın anlamsızlığını.
Yine böyle hislere kapıldığım bir gün sahile indim. Sadece yürümek istedim, hiçbir şeyi düşünmeden saatlerce yürümek. Ve bu manzarayla karşılaştım. İşte o zaman anladım ki sana huzur veren şeye kavuştuktan sonra anlamsızlaştırdığın şeyler yeniden anlam kazanıyor, yitirilen değerler yeniden doğuyor. Bu benim için bir gereksinim, bir ilaç. Sahildeki bu manzaraya kavuşmak bana deva oldu. Artık her yalnız hissettiğimde bu güzel sahile inip yürüyorum ve manzaranın tadını çıkarıyorum. Sanırım bu güzelliği İzmir'den başka yerde bulamazdım.
Umarım bu eşsiz manzara size de huzur verir. Kederlerinizden kurtarır ve sizi arındırır.