Evren titreşimlerden oluşur. Dalga hareketlerini ortaya çıkaran titreşimlerin her birine ses dalgası adı verilir. Ses dalgalarının belirli bir ritimle titreşmesine ise müzik eski ismiyle mousikē denir. Bu mousikē sözcüğü Eski Yunanca Moúsa Mούσα "ilham perisi" sözcüğünden +ikos son eki ile birlikte türetilmiştir. Bu pencereden baktığımızda ise her türlü varlığın hareketleri esnasında çıkardığı her titreşim birer musikidir. Evrendeki her varlık musikisiyle birlikte yaratılmıştır.
Hal böyle olunca müzik hayatın her alanında varlığını sürdürmeye devam ettiği gibi en büyük alanlardan biri olan tıp alanında da eski zamanlardan beri kullanılan bir yöntem. Doğadaki sesler açısından baktığımızda; düşük frekanslı ses dalgalarına sahip olan su sesi, kuş sesi ve rüzgâr sesi; insanoğlunun uyku sırasında ki beyin dalgalarına yakın dalgalar oldukları için insanlarda dinlendirici bir etki bırakır.
Eski Yunanlılarda müziğin ruhun arınmasında ve eğitiminde büyük rol oynadığına inanılmaktadır. Yunan mitolojisinde güzel lir çalmasıyla bilinen Apollon, hem hekimliğin hem de müziğin tanrısı sayılmış ve lir çalarak insanların sıkıntılarını gidermiştir. Eski Mısır’da ise papirüslerden edinilen bilgiler ışığında hastalara güç vermede ve doğum sırasında kullanılmıştır. İlkel topluluklarda av, savaş hazırlığı, dini törenler, hastalıkların teşhisi ve iyileştirilmesi, çağrı yaparken ve büyü yaparken kullanılmıştır. İnanışlarına göre her varlığın kendine özgü bir sesi vardır ve bu ses ile temasa geçirilerek hastalıklara sebep olan kötü ruhlardan beden arındırılır.
Bilim İnsanlarınca Müzik İle Tedavi
Platon, MÖ 400 yıllarında müziğin ritim ve ahenkle ruhun içerine işleyerek kişiye hoşgörü ve rahatlık verdiğini belirtmiştir.
Konfüçyüs: “Müzik yapıldığı zaman kişiler arası ilişkiler düzelir, gözler parlar, kulaklar keskin olur. Kanın hareketi ve dolanımı sakinleşir.” diyerek müziğin insanlar üzerindeki etkilerini tarif etmiştir.
Hipokrat, bazı hastaları tedavi etmek için ilahilerle tapınaklara götürmüştür ve Hipokrat’a göre hastalıklarda müziğin denenmesi önemli bir unsurdur.
Pisagor’a göre seslerin ahenginin bir sonucu olan müzik, vücuttaki harmoninin bozulduğu durumlarda etkili bir ilaçtır. Pisagor bu konuda çeşitli araştırmalarda yapmıştır.
Athennoaops, rahatsız olan bölgenin üstünde çalgı çalarak çeşitli ağrıları titreşimlerle tedavi etmiştir.
Aristidis, Teofrates, Platon, Asclepiades, Xenokrates, Cicero ve Celsus musiki ile akıl hastalıklarını tedavi etmişlerdir.
Türklerde Müzikle Tedavi
Müziğin, psikolojik rahatsızlıklarda tedavi edici bir etkisi olduğu eski zamanlardan beri bilinmektedir. Osmanlı zamanında müzikle tedavi en parlak dönemlerden birini yaşamıştır.
2.Bayezid, Edirne’de inşa ettirdiği darüşşifada hastaları müzikle tedavi ettiriyordu.
İbn-i Sina ; “Tedavinin en iyi yollarından, en etkililerinden biri, hastanın aklî ve ruhî güçlerini artırmak, ona hastalıkla daha iyi mücadele için cesaret vermek, ona en iyi müziği dinletmek, onu sevdiği insanlarla bir araya getirmektir.” demiştir. Modern psikolojinin ve çocuk psikolojisinin de kurucusu olan İbn-i Sina tedavilerinde müziği kullanmıştır.
Farabi ; “Musiki-ul-kebir” isimli eserinde müziğin fizik ve astronomi ile olan ilişkisini anlatmıştır. “al-Madhal fi‟l Mûsikî” eserinde de çalgılardan ve müzisyenlerden söz etmiştir. Aynı zamanda Türk Müziği makamlarının ruha olan etkilerini sınıflandırılmıştır.
Zekeriya El-Razi, melankolik hastaların meşguliyetle tedavi edilmesi gerektiğini söylemiş; bu nedenle onlara müzik öğretilmesi ve güzel sesle şarkı söyleyenlerin dinletilmesini tavsiye etmiştir.
Bu hekimlerin hangi makamın hangi vakitlerde dinletildiğinde hangi rahatsızlıklara iyi geldiği konusundaki tespitleri şu şekildedir:
Rast Makamı: İmsak vaktinde dinlendiğinde daha etkilidir. İnsana iç huzur ve neşe verir. Kemik ve beyin üzerinde etkilidir. Nabzın düzenlenmesinde yardımcı olur.
Rehavi Makamı: İmsak vaktinde dinlendiğinde daha etkilidir. Baş ağrısına ve doğum sancılarına iyi gelir. Run ve sinir hastalıklarında da kullanılır.
Zengule Makamı: Sabah ve öğle vakitlerinde dinlendiğinde daha etkilidir. Kalp, beyin ve ruh hastalıklarının tedavilerinde kullanılır.
Hüseyni Makamı: Gün ağarırken dinlendiğinde daha etkilidir. İnsana barış, sakinlik ve rahatlık hissi verir. Karaciğer, kalp ve mideye iyi gelir.
Saba Makamı: Seher vaktinde daha etkilidir. Kuvvet ve cesaret veriri. Kalp ve ayak ağrılarına iyi gelir.
Uşşak Makamı: Öğlen vakti daha etkilidir. Su tabiatlıdır; soğuk ve nemlidir. Uyku ve istirahat için faydalıdır, gevşeme hissi verir.
Hicaz Makamı: Yatsıdan sabaha kadar olan vakitte daha etkilidir. Sindirim ve üreme sistemine iyi gelir. Nabzı düzenler.
İsfahan Makamı: Gün batarken daha etkilidir. Zihin açıcıdır.
Irak Makamı: Akşamüstü daha etkilidir. Menenjit, beyin ve çocuk hastalıklarında etkilidir. Omuz, kol ve ellere etkilidir. Saldırganlığı önleyici ve nevrotik hastaları tedavi edici etkisi de vardır.
Buselik Makamı: Kuşluk vaktinde daha etkilidir. Güç ve kuvvet verir. Kulunç, bel-bacak ağrılarında ve akıl hastalıklarında kullanılır.
Büzürk Makamı: Yatsıdan sonra daha etkilidir. Ateşli hastalıklara iyi gelir, korkuyu uzaklaştırır.
Neva Makamı: Akşam vakitlerinde daha etkilidir. Üzüntüyü ve kötü düşünceyi uzaklaştırır. Böbreklere, omurilik, kalça ve uyluk bölgesindeki rahatsızlıklara iyi gelir.
Acemaşiran Makamı: Kuşluk vaktinde daha etkilidir. Kuru ve sıcak bir makamdır. Kemiklere ve beyinde etkilidir. Ağrı giderici ve spazm çözücü özelliktedir.
Zirefgent Makamı: Uyku zamanında etkili olur. Sırt ve eklem ağrılarının tedavisinde kullanılır. Ruhsal bozukluklarda da kullanılır.
görsel kaynak 1
görsel kaynak 2
görsel kaynak 3
görsel kaynak 4