Merhabalar Arkadaşlar. Benim aşık olduğum bir ülke var : İtalya. Ben ne kadar şanslıyım ki İtalya'da Erasmus yaptım. İtalya'da bulunduğum süre zarfında karış karış her yerini gezdim ve şimdi de size küçük bir gezi yazısı dizisi yazmaya karar verdim. Bu yazı dizisine de beni en çok etkileyen Venedik'ten başlamak istedim. Keyifli okumalar :)
M.Ö.2. ile M.S.6. yüzyıllar arasında çeşit çeşit toplulukların ve krallıkların işgaline uğrayan Bizans İmparatorluğu tarafından Venedik’e ilk yönetici sıfatlı kişi 697 yılında görevlendirilmiştir. 30 yıllık sürecin sonrasında Bizans’ın sürekli olarak politik bir karmaşasının içinde olmasını fırsat bilen Venedikliler Orso Ipato’yu bağımsız yöneticileri olarak başa getirmişlerdir. 737 yılında öldürülene kadar Orso Ipato, Bizans ile ilişkilerin iyi tutulmasını, donanmada köklü ve yenilikçi değişiklikleri yapılmasını ve Ravenna’nın işgallerden kurtulmasını sağlamıştır.
M.S.9. VE M.S.12. yüzyıllarda Venedik bir şehir devleti haline gelmiştir. Artık Avrupa’nın siyasi ve ticari hayatında daha etkili olduğu bir döneme başlamıştır. Dalmaçya Kıyılarını evi belleyen korsanların etkisiz hale getirilmesi ile Bizans ve Batı Avrupa arasındaki ticaretin can evi haline gelmiş olan Venedik, Kıbrıs’ı ve Ege’deki çoğu adayı kontrolüne almıştır.
Müslüman ülkelerle de güzel ticari ilişkiler kuran Venedik, çok sayıda denizcisi ve gemisiyle 13.yüzyılda Avrupa’nın en zengin kenti olmuştur. Venedik’in ticari faaliyetlerde ki gelirlerini zirveye çıkaran olay 4.Haçlı Seferleri olmuştur. Latin Krallığı’nın kurulması ve Konstantinopolis’in sömürülmesini takriben 50 yıllık zaman dilimin de birçok sanat eserleri Venedik’e getirilmiş, Bizans İmparatorluğu’nun Avrupa’da kalan diğer bölgelerinde ki kontrolü Venedik ele almıştır.
15.yüzyılda Venedik, Osmanlı İmparatorluğuna karşı Selanik’i savunma gibi yanlış bir hamlede bulunmuş ve gerileme dönemine girmiştir. İstanbul’un da fethiyle birlikte Osmanlı İmparatorluğu Venedik’e savaş açmıştır ve 30 yıl süren bu savaşın neticesinde Venedik, Akdeniz’de sahip olduğu neredeyse tüm üstünlüklere veda etmiştir. Amerika’nın keşfedilmesiyle birlikte kullandığı bu ticari yolların artık çok önemi kalmamıştır.
18.yüzyıla geldiğimizde Venedik, sanatsal, edebi ve mimari yapılarıyla Avrupa’yı tekrar etkilemeye başlamıştır. Fakat ne yazık ki 1797 yılında Napolyon’a karşı bağımsızlığını kaybetmiştir. Napolyon Venedik’i aldıktan sonra Yahudilerin bulunduğu bölgeyle diğer kısımlar arasında ki kapıyı kaldırtarak herkese serbest dolaşma hakkını vermiştir. Bu olayın ardından bir anlaşma imzalamış ve Venedik’in kontrolünü Avusturya Devletine vermiştir. Bu anlaşmanın 50 yıl sonrasında çıkan savaş sonrasın da Venedik bağımsızlığı geri almış ve ardından İtalya Krallığı’nın bir parçası olarak yaşamını sürdürmeyi kabul etmiştir.
İkinci Dünya Savaşında hasar görmeden atlatabilen nadir Avrupa kentlerinden biri olan Venedik’te bugün yaklaşık olarak 270 bin kişi yaşamaktadır. Ana dilleri İtalyanca olmakla birlikte turizm faaliyetlerinin en büyük getirisi olarak kentte İngilizce konuşan kişi sayısı oldukça yüksek.
Venedik’e Ne Zaman Gidilir?
Venedik’te Gezilecek Yerler
Meydanda ki turunuzu bitirdikten sonra gideceğiniz yön San Polo olmalıdır. Büyük Kanal’ın üstüne yapılmış olan bu yıllanmış köprüden yani Rialto’dan geçmelisiniz.
Kentin mimarisinin yanında sanatsal ruhundan da yararlanmak isterseniz 1750 yılında kurulmuş olan Accademia’nın sergi alanlarına göz gezdirebilirsiniz.
Murano’da cam atölyeleriniz ziyaret edebilir, rengârenk evleri ile dikkat çeken Burano Adası’na gidip oraya özgü dantel işlemeciliğiyle ilgili bilgi sahibi olabilirsiniz.