Merhabalar,
Steemit Röportajları serisinde bugünkü konuğum . Kendisi yakın bir zamana kadar "gizli kahraman" olarak kalmayı tercih ediyordu. Kendi kodladığı
adını verdiği botla Türkçe yazıları bir yıldan uzun bir süredir destekliyor. Verdiği emekler için ve destekleri için kendisine tekrar teşekkür etmek istiyorum.
Çok keyifli bir röportaj oldu. sorduğum soruları kendine has esprili ve samimi bir dille cevapladı. Bazı sürpriz açıklamaları var. Okurken gülecek, eğlenecek, düşünecek, belki yer yer de hüzünleneceksiniz, ama kendisini daha iyi tanıyacağınız kesin.
Sorular arasında ve
'e ait de birer soru yer alıyor. Kendilerine de ayrıca teşekkür ederim ilgi alakalarından dolayı. Röportajla ilgili yorumlarınızı bekliyoruz. Eğer
'a sormak istediğiniz sorularınız varsa yorum olarak yazabilirsiniz.
Unutmadan, sıradaki röportajı kiminle yapacağımı henüz bilmiyorum. Bu konuda önerileriniz varsa yorum olarak eklerseniz çok memnun olurum :)
Steinhammer İle Röportajımız
Damla: Merhaba
Steinhammer: Herkese merhaba!
Fotoğraf
Röportaj serisine giren isimlerden biri olduğum için çok sevindim ve ’ya bu seriye verdiği emek, zaman ve sevgi için de en içten teşekkürlerimi sunuyorum.
O zaman başlamadan ocağın üstüne bir çay koyayım. Ben İstanbul’da doğdum ve 22 sene orada yaşadıktan sonra kazandığım bakanlık bursuyla Amerika’ya geldim. Buraya geldikten sonra sırasıyla Philadelphia-Pennsylvania (1), Tallahassee-Florida (2) ve New Brunswick-New Jersey(1)’de yaşadım. Parantez içinde her birinde kaç yıl yaşadığım yazıyor. 6 senedir de Brooklyn’de yaşıyorum. Nedeni bilinmez New York’a gelince buradan ayrılmak çok kolay olmadı. Matematiği kuvvetli arkadaşlar şu satırlarda havuz problemi çözermiş gibi yaşımı da hesaplamış olsa gerek. Onlara buradan kucak dolusu dantelli televizyon örtüsü nasip ediyorum. Mühendislikte yüksek lisans ve doktora eğitimlerini bitirdikten sonra, üniversitem gitmemi istemedi. Ben de araştırma görevlisi olarak çalışmaya başladım. Arada derslere de giriyorum. He bir de aslan burcuyum genelde insanlar bunu çok merak ediyorlar. Sanırım bu kadarı yeterli olur :)
İmza: Dr. Steinhammer
İpucu için teşekkürler. Ben hesaplayabildim yaşını. Burada daha önce röportaj yaptığım ve yaşı ile ilgili hiç ipucu vermeyenlere de örnek davranış olmuş :) (cc: &
)
Yazılarını takip edenler uzaklarda yaşadığını bilirler. Amerika'da yaşamak nasıl bir duygudur senin için? Halinden memnun musun?
Burda çaldığım davulun sesi Türkiye’ye her zaman güzel gitmiştir. Instagram hikayelerime aldığım “yaşıyorsun be şu hayatı” mesajlarını toplasam burdan Hawaii adalarına çamaşır ipi olur. Ama bir de madalyonun diğer yüzü var. Türkiye’de yaşayan herkese şunu demek istiyorum.
Su çok güzel, gelsenize :)
Beni kimse zorla buraya getirmedi. Türkiye’de herkesin, gelmemek için çoğu zaman adeta bahaneye dönen bir nedeni olmasının yanı sıra gelebilmeleri için de yeterli donanımları var. O yüzden “hayat sana güzel be” nidalarını bırakıp insanlar ciddi anlamda amaçlarına koşmaya uğraşsalar, kim bilir, belki de en azından spor yapmış olurlar. Amerika’da yaşamak kendimi her zaman şöyle tabir etmeme neden olmuştur.
Amerika için fazla Türk, Türkiye için fazla Amerikan olan bir yaşam tarzı.
Uzun lafın kısası memnunum dostlar.
Buna sevindim. Postlarından ayrıca gezmeyi ve gezip gördüğün yerleri fotoğraflayıp kaleme almayı sevdiğin anlaşılıyor. Ben sıkı takipçilerinden biri olarak fikir sahibiyim ama bilmeyenler için genelde ne tür yerleri gezmekten hoşlandığını anlatır mısın?
Konu gezme olunca her yer aslında benim için gezilesi bir yerdir. Aslında gezmeyi hoşlanmadığım yerleri anlatmam daha kolay. Aşırı popüler olduğu için insan güruhuna uğramış yerlere gitmeyi çok sevmiyorum. Mesela bundan dolayı New York’taki özgürlük heykeli adasına hiç gitmemişimdir. Az buçuk okuyanlar da bilir ki yazılarımda hem beton ormanlarında hem de kilometrelerce uzanan sahillerde fersah fersah gezmişimdir. Fotoğraflamaya açıkcası yazmaya başladıktan sonra daha da bir özen göstermeye başladım. Öncesinde yer, içer, gezer ve eve mutluluğumla baş başa dönüyor olurken, artık ekstra bir eforla güzel fotoğraflar çekip, gezi yazılarıma eklerim diye düşünüyorum. Sanata olan düşkünlüğümden dolayı gittiğim yerlerdeki sanat müzelerine gitmeyi de ihmal etmem. Tabi ki yemek de vazgeçilmez bir parçası gezilerin. Bu aralar yemek fotoğrafı koymuyorum ama. Ağzımda burnumda yaralar çıkmaya başladı. Nazar var kuzum nazar...
:) Yemek fotoğrafları paylaşma konusunda ben de tereddütte kalıyorum bazen. Ama gezi yazısı olunca okuyanlar gidilecek yerlerde ne yenilip içildiğini merak ediyorlardır diye düşünüyorum.
İlgi alanlarınla devam edecek olursak, ne tür kitaplar okursun? Müzik ve film tercihlerin nelerdir?
Meslek gereği çok fazla okuduğumdan başladığım kitapları bitirmede büyük bir motivasyon zorluğu yaşıyorum. Günün iş yoğunluğu ve yorgunluğuyla beraber iğne atsan yere düşmeyecek zihin kalabalığıyla elime aldığım kitap bile kapatıyor kendisini. En son Steinbeck’ten East of Eden okudum ama sanırım 3-4 aya anca bitirebildim. Müzik olarak tabi ki indie tarzını çok seviyorum. Özellikle de indie rock parçalara çok sarmıştım bir ara. Her hafta yeni çıkan indie rock şarkılarının sözlerini okuyup yorumladığım da olmuştur zamanında amatör bir dj olarak. Filmde ise dram harici her tarz benim için uygundur. Hayatımdaki travmaları hatırlatan filmlerle kendimi çok bağdaştırdığım için dram tarzında filmleri izlemek bana çok acı veriyor. Bir de üstüne canım sıkıldı gibi bir nedenden dolayı yaptığım bir aktivite olduğunun farkındalığı beni daha da çok sinirlendiriyor. Canım sıkıldı dur bir başkasının acısını izleyip kendimi iyi hissedeyim dermiş gibi buluyorum kendimi. İzleyenleri de kesinlikle eleştirmiyorum, çok kişisel bir durum bu benim için :)
Bu durumun bir benzerini ben de yaşıyorum ama daha ziyade okurken. Bu yüzden Steemit’te dramcılar listem bile oluştu. Onlar kendilerini biliyorlar :) Bu arada Dj olduğunu da ilk olarak burada öğrenmiş olduk.
Blockchain teknolojisi ve kripto paralarla ne kadar ilgilisin? Steemit dışında bu alanda neler yapıyorsun?
Kripto paralarla çok ilgili değilim artık. Zamanında kazandıklarımın bir kısmını da sote’ye yükledim zaten. Bir miktar daha var belki ilerleyen günlerde onu da aktarabilirim. Blockchain teknolojisi ile ise çok yakından ilgileniyorum. Hatta geçen bu sene başında Blockchain’in mühendislikteki uygulamasıyla alakalı bir konferans bildirimi de yayınladım. Bu çalışmanın devamı üzerine deneyler yapıyoruz şu an. Umarım yakınlarda bir dergide basabiliriz. Onun dışında bol bol hodl :)
Ve klasik sorumuz geliyor: Steemit ile nasıl tanıştın? Neden kullanıcı adını tercih ettin?
Steemit’le yakın arkadaşım olan sayesinde tanıştım. Kripto para vagonuna beraber atladığımız bir arkadaştı. Her zamanki referral git gelleri arasında Steemit’ten bahsetti kendisi. Ben de denemek için giriverdim. O aralar da herkes bana Amerika’da oturum ve çalışma izni veren yeşil kart çekilişine nasıl başvurulur diye soruyordu. Ben de bari bir yazı yazayım şuraya hem denemiş olurum hem de insanlara bunun linkini atarım demiştim. Başvuruyu adım adım açıklayan bir yazı yazmıştım. Şimdi dönüp bakınca enteresan bir seçim diyorum vesselam. Gidip akşam ne yediğimi yazsam daha eğlenceli olurmuş.
steinhammer kullanıcı adı ise Knight Online oyunundan geliyor. Sene 2008 o zamanlar daha oyundan yabancılar ayrılmamış. Ben de yabancı dile olan ilgimden dolayı devamlı yabancı gruplarla takılıyorum. Onlardan biri yahu bu adam ölmüyor daş gibi maşallah’ın ingilizcesini söyledi. Onlardan birisi de o zaman biz buna “stonehammer” diyelim demeye kalmadı ki alman olan arkadaş çok da agresif bir aksanla “steinhammer!” diye bağırdı. İrkilerek elimdeki çubuk krakeri mouse’un yanına bıraktım ve ekrana püskürttüğüm taneleri temizledim. O günden beridir farklı farklı sosyal medya mecralarında aynı rumuzu kullanmışımdır. bobiler.org’daki steinhammer da benim mesela (reklamlar).
Sanırım arkadaşın biraz ara vermiş. Umarım geri döner . Belki buradan sesimizi duyar :) Rumuzunun hikayesi de ayrıca çok güzelmiş.
Steemit'te ne tür yazıları / postları okumayı seversin? Varsa bize örnekler verebilir misin?
Örnek yazı vermeyeceğim ama robotik yazılardan çok içselleşmiş yazıları tercih ediyorum. Kendim de biraz öyle yazdığımdan olsa gerek muhabbet edermiş tadında olan yazılardan çok zevk alıyorum. Bilim yazılarını, biraz da meslek gereği, çok seviyordum ama artık çok da fazla çıkmıyor. Örnek yazı vermiyorum çünkü kimsenin ya bak benim yazımı da beğenmiyormuş hissine kapılmasını istemiyorum. Gezi ve edebiyat etiketlerine giden yazıların çoğunu beğeniyorum desem yalan olmaz.
Burada kendine fikren yakın bulduğun üyeler var mı? Varsa kimlerdir?
Söylemiyorum. Ben bundan önceki herkesin röportajına baktım. Bir tanesi de steinhammer dememiş zaten. Ayıp denen bir şey var yahu…
Bu arada doğru fikirleri olan yanlış insanları, yanlış fikirleri olan doğru insanlara tercih ederim. Buna katılan herkes listeye kendi adını yazabilir.
Aşk olsun . Sevgili
’nin benimle yaptığı röportajı okumadığın çok belli oluyor :)
Peki, Steemit'te hangi projelerde aktif olarak görev aldın / alıyorsun? Neler yapıyorsun?
Steinhammer olarak Steemit’e en az ne kadar girebiliriz projesinde 6 ay kadar görev aldım ama artık maalesef siteye girecek zaman bulabildiğimden bu görevi başarıyla diğer pasif arkadaşlara devrettim. Zamanında birkaç projede gönüllü yer aldım ama rollerim çok büyük olmadığından kendimi bağdaştırmak yersiz olur diye düşünüyorum.
Gereksiz bir sinir havliyle gecenin bir yarısı Şubat 2018’de ’u kodladım. Benim için çok kişisel bir proje olarak başladı, sonrasında büyüdü ve şimdilerde kendi ayakları üstünde durabiliyor. Canım benim gelir şimdi oy falan da atar bir de üstüne rastgele attım der. senin ağzını yerim ben…
Seni bol bol sinirlendirelim o zaman :) Bu arada sote’nin Türkçe yazıları destekleyen projeleri bir araya getiren ’de de yer aldığını belirtmekte yarar var.
Bir soru daha. Steemit'e yeni gelen üyelere neler önerirsin?
Ben yeniyken eskilerin bizi fark etmemesine çok kızmıştım. Oysa ki yazılarımızın kalitesi hiç de fena değildi. Aldığımız yorum sayısı çok düşüktü. Çıkan yazı sayısı da bir hayli fazlaydı o günlerde. Bence kendi reklamlarını yapmaktan çekinmesinler ve gerekiyorsa kulağımızdan tutup okutsunlar yazdıklarını. Ayrıca buradaki bütün etkileşimler tuşlardan tuşlara aktarıldığı için beşeri kısmın yoksunluğu da benim şevkimi kırmıştı biraz. İnsanlarla yüz yüze konuşmayı seviyorum ben. Bu yüzden Steemit kullanan konuşabileceğiniz bir arkadaşınız olması da çok yardımcı olacaktır diye düşünüyorum. Öyle bir arkadaşınız da yoksa da beni arayın. Araşır, konuşur, birbirimize nispet fotoğrafları atarız.
Sırada 'nın bir sorusu var: Hayatının bir dönemine ya da tamamına yön veren, hayatında büyük bir etkisi olan, bir olay, bir cümle var mı ya da kendine söylediğin, kendine ait bir söz, bizimle paylaşmak ister misin?
’dan da böyle bir soru beklenirdi. Hayatımda çok büyük etkisi olan bir olay var tabi ki. Bence bu soru çok zor ve hiç de adil değil şu an bunu cevaplıyor olmam. Cevap bir olay olduğu için cevabın buraya sığacağını da sanmıyorum zaten. O yüzden sizlerle bu olaydan bana bahşedilen çıkarımları paylaşacağım.
Öncelikle arkada şu şarkıyı açmam lazım.
“İnsanlar seni hiçbir zaman üzmeyeceğine söz vermemeli. Bu samimiyetsiz vaat, yerine getirilmesinin imkansızlığının yanında, durumun önemini de başka bir yere kaydırmakta. İnsanların bizleri üzmemesini elbette sonsuz bir şekilde istememize rağmen bunun kaçınılmaz olduğunu da hepimiz biliyoruz. Önemli olan bizi üzen hareketin yaşanmışlıklarımız karşısındaki hafifliği veya olması gerekenidir. Affetmeyi bir para birimiymiş gibi gösterip affedenleri gönül zenginliği ile resmedenler yaşanmışlıkların değerini ıskalayan duygu hokkabazlarıdır benim gözümde. Neyse bu yolda çok da uzaklara gitmeden ilk durağı vermiş olalım.
Kısacası ben bir hokkabazla tanıştım…”
Ve 'den bir soru: Amerika'da en sevdiğin ve en sevmediğin yerler hangileridir, neden?
Bu soru cevapladığım diğer bir soruyla patates kızartmasını paylaşıyor gibi. Diğerinden biraz daha detaylı olarak şunları diyebilirim. Amerika’da en sevdiğim yerler sanat müzeleri. Onlar hakkında yazdıklarımı okumak bile inanılmaz hoşuma gidiyor. Zaten normalde kendi ruh halimle yazmam mümkün değil. Müze yazılarımdaki betimlemeler oradaki sanat eserlerinin saçtığı ilham ışınlarının kendi içimde ses bulmasından ibaret.
Amerikalılar pazarlama işini çok iyi biliyor. Anadolu'daki tarih zenginliği, beynin vücudu terk edip Bahamalarda emekliliğe ayrılmasına olanak sağlarken, Türkiye’deki müzelerimizin kalitesi aynı beynin uçağı kaçırdığını fısıldıyor bizlere. İş müzeye gelince bu adamlar insana “öldüm ben üzerime kum atın” diye bağırtıyor adeta. Müzelere tarihi gömüp çürümeye bırakmamış aksine onları yaşayan bir ekosistem haline getirmişler.
En sevmediğim yer ise New York’taki metro ve durakları olabilir. Çok eski ve pis olması bir yana trenlerin kronik olarak geç gelmesi insana buhranlar geçirtiyor. Toplu taşıma her şehrin dolaşım sistemindeki atar damarlardır. Gördüğüm kadarıyla New York kalp krizine çok yakın. Ayrıca New York’ta metro duraklarında klima olmadığı için duraklar inanılmaz derecede (40 ve üzeri) sıcak oluyor. Tabi ki sistem ortalama 100 yaşında olduğundan çok da fazla kızamıyor insan.
Foto
Hakkında buradaki kimsenin bilmediği bir şey?
Üniversitenin ilk yılında okula gitmem için çalışmam gerekti. Okul harçlığımı 3 ay boyunca Nesquik tavşanı olarak kazandım.
Teşekkür ederim bu güzel röportaj için. Son olarak bu yazıyı okuyanlara neler söylemek istersin?
Çok uzun olduysa affola. Hayatları paragraflara sığdırmak her zaman zor olmuştur.
Herkese sevgiler, günaydınlar ve iyi akşamlar :)

Önceki Röportajlar
- Steemit Röportajları #1: Sudefteri
- Steemit Röportajları #2: Etasarim
- Steemit Röportajları #3: Baycan
- Steemit Röportajları #4: Sahinadm
- Steemit Röportajları #5: Tahirozgen
- Steemit Röportajları #6: Damla
- Steemit Röportajları #7: Avina
- Steemit Röportajları #8: Maonx
Steemit Röportajları serisi postlarının steem/sbd gelirleri röportaj yapılan üyeye ve @trproje'ye gönderilecektir.