Maalesef insanların önemli bir kısmı sürü psikolojisinden kopamamış durumda. Hatta belki de hepimiz. Bir yerden olmasa bile başka bir yerden farkında olmadan sürü psikolojisini uyguluyor olabiliriz. Bugün bahsedeceğim konuda benzer psikolojiye girmemeniz ve kendi standartlarınızı belirlemeniz bence çok önemli.
Küçük bir yaşanmışlıkla başlayalım.
Steemit'e başladıktan sonra çok uzaklaşsam da uzun süre aktif Twitter kullanıcısı oldum. Engelleyemediğim şekilde kafamda her şeye yorum yaptığımdan atacak bolca tweet buluyordum.
Yakın çevrem kullanmıyordu ama çoğu insanın yaptığı gibi tanıdığım insanların takiplerine dönüyordum. Yaklaşık üç yüz kişi ile takipleşiyorduk. Fenomen takip eden insanlardan değildim. Fakat ben sürekli bir şeyler yazsam da insanlardan etkileşim alamıyordum.
Bir gün attığım bir tweet ortalamanın üzerine çıktı. Yedi fav almıştı. Buna rağmen ben istemsiz yere içimden kızıyordum. "Ulan bunun yarı kalitesinde olmayanları sırf fenomenler atıyor diye hepiniz favlıyordunuz" diye hayıflanıyordum. O zamanlar bu durumu neden umursadığımı bilmiyorum. Fakat sanal ortam dışında karşılaştığım insanlar attığım tweetler ile ilgili sıkça yorum yapıyordu. "Ya doktor geçen attığın tweete çok güldüm" gibi tepkiler alıyordum. Hatta bu tepkilerin sayısı Twitter etkileşim sayımdan zaman zaman fazla oluyordu. Aslında daha gerçek tepkiler alsam da bu durum epey rahatsız ediyordu.
Dönelim şu yedi fav alan ünlü tweetime. Birkaç ay sonra aynı tweet başka bir hesaptan karşıma çıkmıştı. Tarihini kontrol ettim ve arada dört ay gibi bir süre farkı vardı. Biri benden sonra aynı şeyi düşünmüş ve on bin kadar etkileşim almıştı. O tweetin tutmasına tabi ki kızmadım fakat takipçilerimin o tweetle etkileşim sayısı epey canımı sıkmıştı.
İnsanlar ne hissettiğinden ziyade nasıl göründükleriyle ilgileniyor ve ön yargı duvarını aşamıyor. Attığım tweet beş dakika içinde on tane etkileşim almış olsaydı. İnsanlar gülüp geçmeyecek ve aynı benim sayfama düşürdükleri gibi başka sayfalara düşüreceklerdi.
benim üniversiteden arkadaşım ve beni bu siteye getiren kişidir. Fakat beğendiğim içerikleri olmasına rağmen resteem yapmadım henüz. Yarışma dışı yaptığım tek resteem ise tanımadığım bir insana ait. Bir postu çok seversem yaparım. Nadiren yaparım çünkü insanlar beni takip ediyorsa amaçları benim içeriklerimi görmektir. Ama yine de yaparım. Ya da bir insanın paylaşımlarını seviyorsam takip ederim. Yazdıklarından keyif alıyorsam onun beni takip etmesi neden umurumda? Herkesin tarzı diğerine hitap etmez. İnsanlar sizinle hayata aynı sayfadan bakmak zorunda değil. Fakat çok gururlu insanlarız. Keyif aldığımız paylaşımları takip etmek yerine "unf" silahına sarılırız.
Cem Yılmaz bana gülmüyor. Ben de ona gülmeyeceğim.
Eğer bir içeriği beğeniyor ve sırf karşınızdaki insandan benzer tepkiyi alamadığınız için sessiz kalıyorsanız. Yaptığınız şeyin yukarıda yazdığım durumdan farkı yok.
Bir şeyi sevmek ya da beğenmek için kendiniz dışında kıstas aramayın. Sadece sanal ortamda da değil. Bir insanın bir yönünü çok sevebilmek için muhteşem bir samimiyete gerek duymayın. Sevmek ve beğenmekten korkmayın. Sevdiğiniz içerikler de bir nevi sizin imzanız.
Bu yazıyı her fırsatta beğenisini çok güzel cümlelerle dile getiren 'tan aldığım mutluluk verici tepkiler üzerine hazırladım. Kendisini beğenerek takip ediyorum fakat aksi durumda da farklı bir yaklaşımı olmazdı diye inanıyorum. Hepimizin birbirimizden öğreneceği çok şey var. Hatta insanlara hocam diye seslenmenin mantığı da tam olarak buradan gelir. Herkesin herkese öğretecek bir şeyi vardır. Aptalca gurur yapıp insanlardan kaçmayın.
Bu yazımda bir de 'ye değinmek istiyorum. İki hafta kadar önce paylaştığı Steemit ile ciddileşme #4 : Topluluğa dahil olma yazısının son paragrafını okumanızı tavsiye ederim. Takip ettiği insanlarda aradığı noktalara bir bakın isterim.
Bugün hocalarımız bu bahsettiğim iki isim olsun ve onlardan bir şeyler öğrenelim.