Doctor sürekli bir şeyler yazıyor içerik hazırlıyor. Zaman sorunu olmasa gerek.
Durum böyle olsun çok isterdim. Fakat steemit benim kafamı boşaltma noktam. Beynimde tam olarak neler oluyor bilmiyorum ama bir şeylerin ters gittiği kesin. Çok nadir olmakla birlikte tatlı tatlı panikatak nöbetleri geçiririm. Aslında geçmişte kaldı ama sağlık bakanımız 'a göre geçti denilemeyen hastalıklar arasında. Peki o nadir zamanlarda yaşadıklarımın kaynağı neydi?
Daha önceki yazılarımda kafamda ihtimalleri sıfırlayamadığımdan bahsetmiştim. Bunu sıkıntının beraberinde getirdiği bazı artıları var. "Çok yönlü düşünebilmek" en başta geliyor. Fakat benim gibi hasta olmadan halihazırda çok yönlü düşünebilen insanlar var. Üzerinde durabileceğim çok artısı olmadığından eksilerine geçeyim.
Yeni tanıştığım insanların her hareketinden hatta tonlamalarından anlam çıkartırım. Sözcük seçimlerini saymıyorum bile. Durum böyle olunca, bir insanı ezberleyene kadar beynim dolar da taşar. Basit şekilde anlatmak gerekirse durum şöyle oluyor;
Doctor rica etsem mutfağın ışığını kapatır mısın?
Kafamda beliren ihtimaller;
- Işığın açık kalması rahatsız ediyor. (normal)
- Mutfağa giderken koridorda görmemi istediği bir şey var (rahatsız edici)
- Yalnız kalmak istedi (bunun en az 3-4 gerekçesi düşünülür)
Bu şekilde liste uzayıp gidiyor. Konuya ve karşımdaki insanın ne kadar güven verdiğine bağlı olarak değişen bir liste kafamı dolduruyor. Verdiğim örnek biraz yüzeyseldi ama açıklamalara ihtiyaç duymamak için bu örneği verdim. Her zaman olumsuz düşünmeye programlı da değilim. Kafamda yarattığım olasılıklar çok olumlu da olabiliyor. Fakat dediğim gibi karşımda oturan insana bağlı.
İşin en zararlı yanı da şu; bazen kafamda öyle bir senaryo beliriyor ki bunu sorabilmeyi geçtim bir şekilde doğruluğunu öğrenebilmem de çok zor oluyor. Eğer o çembere girdiyseniz beni çok yorarsınız. Çünkü an itibariyle uzun vadeli inceleme süreci başlamıştır. Başıma gelmesinden nefret ediyorum. Kendimi aptal gibi hissetmeme sebep oluyor. O nedenle samimiyetsiz görünen insanlardan koşarak uzaklaşırım.
Beynimin anlamsızca senaryo ürettiği bir durum da şöyle yaşandı. Yıllar önce Adana'ya gitmek üzere uçağa binmiştim. Toros Dağları üzerinde uzunca bir türbülans yaşandı. Ben uçaklardan pek keyif alan biri değildim ama yanımdaki amcanın aksine sakin karşılıyordum. Ta ki kaptan pilotumuzun samimiyet yoksunu ses tonunu duyuncaya kadar... Kendisi duymak isteyeceğim şeyler söylüyordu ama artık benim için her cümlesi başka senaryolara göz kırpıyordu. Her cümlesinin altındaki gerekçe insanların sakin olmasıydı. Bunu görebiliyorken söylediklerinin doğruluğuna nasıl inanabilirdim?
Merak edenler için söyleyeyim o gün ölmedim. Fakat ilk tatlı panikatak krizimi geçirmiştim. Adana'ya iner inmez "bir daha uçağa bineni" diye başlayan bir cümle kurmuştum. Çevremdeki elit ablalar yaşadıklarımdan bir haber beni ayıpladılar. Kendilerinden özür dileyecek durumda değildim. Yazdıklarımı okuma ihtimallerine karşı buradan özür dileyeyim. (İhtimalleri sıfırlayamadığımdan bahsetmiş miydim? :)
Gelelim neden bu kadar çok içerik hazırladığıma. Çünkü bir saat de olsa boş kalmaya katlanamıyorum. Beynimi sürekli bir şeylerle meşgul etmek durumundayım. Günde altı saatten fazla uyuyamadığım için meşgul etmem epey zor oluyor. Düşüncelerimi tek bir noktaya odaklamak, düşünce denizinde boğulmaktan çok daha kolay. O nedenle çok sık bulamasam da gündelik işlere gitmeyi çok seviyorum. Benim için terapi gibi oluyor. Tüm gün çalışıyor problemler ile uğraşıyorsunuz. Harika bir duygu.
Bir şey üretebilmek için yakıtınız, psikolojinizdir. Asla miktarına güvenemeyeceğiniz bir yakıt olmakla birlikte sonsuz bir yakıt olarak da kullanılabilir. Benim durumumda ise yazmak psikolojime iyi geldiği için şanslıyım. Sizlerden aldığım karşılık da maaştan fazla prim almak gibi bir duygu. Şimdi buradan aptal ego muhabbetlerine giriş yapardım ama onu sonraya saklayayım. Hepimizin megaloman olduğunu iddia edeceğim o yüzden linç edilmemek adına detaylı yazmam gerek :)
Mesafeli ama samimi insan topluluğu, seviliyorsunuz :)