Daha önce bahsetmiştim. Rutinden çok korkuyorum. Hayatımı bir rutine dönüştürmek istemiyorum. En zor görünen işler bile rutine dönüşüyor. Elimden geldiğince kaçacağım. Fakat gözlemlediğim insanların neredeyse tamamı rutin hayata adapte olmuş durumda.
Dünya'da zaten yedi milyar tane zombi var.
Amaç belirlemek, hedef belirlemek ve bunlara ulaşmak ciddi bir yoğunlaşma gerektiriyor. En azından benim müstakbel hedeflerim böyle görünüyor. Fakat bu yoğunlaşma içerisinde yürümediğim yolları kaybetmekten korkuyorum. Örnek olarak; sevdiğim fantastik dünyaların bir yaratıcısı olmayı başarabilirsem bilime ilgimi kaybetmekten korkuyorum. Ya da insanlara harcamam gerektiğini düşündüğüm enerjiden uzak kalmaktan. Hatta hayatımın gidişatı beni mühendislik yapmaya itiyor. Eğer bu olursa yazmaya, düşünmeye, gözlemlemeye fırsatım olmayacak gibi hissediyorum. Her zaman eksi ikinci katta bir öğrenci evinde yaşamayacağım. Zamanım her zaman bana ait olmayacak.
Peki durum böyleyken nasıl karar vereceğim? Bir şeyi diğerlerinden daha bariz şekilde isteyemiyor, bir bakıma hayatımı ona adayamıyorken nasıl seçim yapacağım? Şu an tüm isteklerim hobi tadında.
Tüm zamanımı hobilerime bakarak geçirmeye çalıştım bir süre. Leonardo da vinci bile bir alan olmaya adaydı benim için. Hayatımı onu tanımaya ve anlamaya verebilirdim. Keyifle çalışabileceğim bir konuydu. Fakat sadece keyif faktörü karın doyurmuyor. Aslında şu anda görünürde mühendislikten başka hiçbir şey benim için karın doyurmuyor fakat kendimi bu şekilde konumlandırmak istemiyorum. Her zaman bir yolu vardır diyerek kendimi ikna ediyorum.
Arayışım sürüyor. Her geçen potansiyel ilgi alanlarım hakkında daha çok şey öğreniyorum fakat zaman da daralıyor. Neden kimse bana ileride böyle bir seçim yapmam gerekeceğini söylemedi? Siz o zaman geldiğinde seçiminizi biliyor muydunuz? Pişmanlık?
Eskisi kadar uğrayamıyor, çok sevdiğim yazarları bile takip edemiyorum. Birden fazla gerekçesi var fakat hala sizi seviyorum :)
Siz bana şans dileyin. En kötü; bi" kase yoğurt olurum.