Samimiyetimi sorgulayabilirsiniz tabi ama kendimi hep biraz farklı görmüşümdür. İkili ilişkilerde neredeyse hiç sıkıntı yaşamam. Sevip sevmemek ayrı bir konu ama o noktaya gelecek iletişimi çoğunlukla kurabilirim. Benim için temel nokta kişinin niyetidir. O nedenle epey geniş bir çevrem var. Çünkü diğer insanlar kadar sert yargılamam. Çevremdeki insanlar, en azından anlamak için çaba sarf edeceğimi bilir.
Fakat dün sert yargıladığımı söyledi. Sanık kürsüsünde oturan ben olunca sanığın biraz fazla üzerine gidiyormuşum. Ben de parça parça kendim ile ilgili değerlendirmelerimi paylaşma kararı aldım. Kendimi rahat hissetmediğim, kendime kızdığım noktaları içimden geldikçe anlatacağım.
Aslında bir bakıma haklı. Fakat insan kendisi için "iyi niyetli" diyerek bazı şeyleri tolere edemiyor. Çünkü ardında yatan derin arzuları biliyor. Gelelim ilk hikayemize...
Birçoğunuzun bildiği üzere organizasyon zamanları beni arayıp saha ekibi kurmamı isteyen bir şirket var. Üç sene önce bu şirket için kapıda bilet kontrolü yaparken, geçtiğimiz günlerde kırk iki kişiyi benim gözetimim altında çalışacak şekilde bir araya getirdim. Hatta yaklaşık iki senedir konumum bu. Fakat asla yalan söylemesem ya da kendi çıkarlarımı öne koymasam da bazı arzularım var.
Yaklaşık üç sene önce şirket, birkaç sponsor firma ile birlikte kadınlara yönelik bir etkinlik düzenledi. Ben üçüncü kez şirketle çalışacaktım ve yeni yeni göze girmeye başlamıştım. Görevim ise şirket sahibinin asistanlığını yapmaktı. Erken saatlerde şirketin genel koordinatörü bana 500 TL para verdi ve ihtiyaç halinde kullanmamı söyledi. Sistem gereği tüm harcamalarımı bir kağıda yazıyor ve fişleri biriktiriyordum. Gün sonunda ise listede yazan bir fişi bulamadım. Benim hatam olduğu için 15 liralık bir tutarı kendi cebimden koydum ve teslim ettim. Şu an benim için "abla" olan genel koordinatör, sonradan incelemek üzere aldı ve çantasına koydu.
Eve dönerken fark ettiğim bir şey vardı. Fiş ve geriye kalan para miktarı uyuşsa da listede fazladan bir harcama görünüyordu. Yani parayı kendi cebimden koyduğum fark edilebilirdi. O an bu durum hoşuma gitti.
Bana güvenebileceklerini biliyordum. Yıllardır aldığım işi yapmam bir yana gerekirse yakın arkadaşlarıma "seni çalıştıramam" dedim. Çünkü doğru insanları doğru yere koymak da benim işimdi. Kazandığım parayı gerekirse arkadaşıma verirdim ama kimseyi sadece ihtiyacı var diye çalıştıramazdım. Yani mesele iş değildi. Mesele benim hissettiklerimdi. O paranın kaybolmasına sevinmiştim. Üzerine gerçekten hiç düşünmüyordum ama memnun hissetmiştim.
Geçen sene kendimi eleştirmek üzere bir kafeye oturdum. Bazen zamanı geldi der ve yaparım. Kahve söyleyip, sigaramı sardım. Kafamdan geçen anlardan biri anlattığım hikayedeki memnun hissetme anıydı. Neden memnun hissetmiş olabilirdim? Çok karmaşık bir açıklaması yoktu. Hoşuma gitse de gitmese de "bakın benim çalışma anlayışım bu" diyebilmeyi kolay yoldan başarmıştım.
O insanlar bana hep güvendi. Güvenlerini de boşa çıkarmadım. Fakat sadece bu durum özelinde bakmamak gerek. Yarın bir gün o şirkette göze girmekten daha çok isteyeceğim bir durumla karşılaşabilirim. Bir şeyi çok fazla isteyebilirim. O zaman tesadüfi olan şeyi kendim kurgularsam ne olacak? Ya o gün geldiğinde "bana güvenebilirler sadece bunu onlara göstermek istiyorum" diye kendimi ikna eder ve bir fişi eksik verirsem?
Şu ana kadar yanlış diyebileceğim hiçbir şey yapmadım. Yapacağımı da düşünmüyorum. Fakat dediğim gibi, kendimi ekstrem durumlarda test etmedim.Beni rahatsız eden politik bir kimliğin açığa çıkmayacağının garantisini veremiyorum.
Şimdi size soruyorum. Hissettiklerim herkesin hissedebileceği şeyler mi? Zararlı olabilir mi yoksa zararsız kalacak mı? Takdir edersiniz ki bu durumları pek paylaşmadım insanlarla. Fikirleriniz benim için alışıldık olmayacak.
kendimi ifade edebildiğimden emin olmak adına edite başvurdum. Ben parça parça kendimi yargıladığım noktaları ve kafamdan geçen düşünceleri paylaşıyorum. Kendimi suçlu bulduğum ya da ben böyle biriyim dediğim bir durum yok aslında. Eğer devam edersem seriyi bu mantıkla yazacağım