Yazmaya ihtiyacım vardı. Belki işe yarar diye. Size bir şey katacağını sanmam bilginize.
Bugün yılda birkaç kez yaşadığım günlerden biri. Ev üzerime gelir, her şeye sinirlenirim. Elektronik eşyalar bana tepki olarak yaratılmış gibi davranır. Mesela üç saat önce yazdığım yorumu şimdi gönderebildim. Böyle günlerde bana iyi gelebilecek insanlar da ya yoğundur ya da şehir dışındadır. Yazıyı bitirip dışarı çıkacağım fakat ters tepme olasılığı da var. İstanbul'un iğrenç caddelerinde bu psikolojiyle gezmek potansiyel panik atak tetikleyicisi. Keza iki sene yaşadığım Mecidiyeköy'de, meydandan geçerken ambulans sesi duymadığım bir gün hatırlamam.
"Evrene verdiğin enerji" olayına inanmamı sağlar böyle günler. Çünkü kendini besliyor yaşadıklarım. Ben kızdıkça daha kötüleşiyor her şey. Asla işlerim yolunda gitmiyor. Son panik atak nöbetimi de böyle bir günde geçirmiştim. Detay vermeyeceğim ama "yüz yıl yaşasam bir kez başıma gelmez" diyerek paramı yatırabileceğim bir zincirleme olay yaşanmıştı.
Oyun oynayayım kafam dağılır dedim. Dört oyun üst üste kaybettim. Oyun diğer insanlarla olunca onlara sinirlenmeye başladım ve kapattım. Arada izlediğim bir sitcom vardı. En güldürmeyen duygusal bölümüne rastladım. Onu da kapattım. Hay Allah!
Bugün insan sevmiyorum. Bugün genel olarak sevmiyorum. Her sene bir kez olmak zorunda böyle çorap söküğü gibi her şeyin ters gittiği bir gün. Sanırım bana gündelik hayatın bak ne kadar güzelmiş demeye çalışan bir güç var. Daha kibar söylenebilirdi. Önümüzdeki birkaç saat için şans dileyin.