Marie Curie'nin sayısız unvanına ölümüyle birlikte bir yenisi daha eklenmiştir;
Bilim için ölen kadın.
Madam Curie yaptığı çalışmalarla günümüz radyoterapinin temelini atmıştır. İki yeni element keşfetmiş ve bunların elde edilme yöntemlerini bulmuştur. Radyoaktivite terimini literatüre sokmuştur. Tüm çalışmalarının sonucu olarak mezarı kurşun plakalarla kaplanmıştır. Çünkü çok fazla radyoaktif malzemeye maruz kalan bedeni önümüzdeki üç bin yıl daha ışıma yapmaya ve çevresine zarar vermeye devam edecektir. Aynı şekilde madam Curie'nin çalışma defteri de koruma altına alınmıştır. Eğer yaşamış en büyük bilim insanlarından birinin defterini incelemek isterseniz önce koruyucu kıyafet giymeniz ardından feragatname imzalamanız gerekir.
Madam Curie'nin çalışmalarından biri de radyumu çinko ile birleştirmesi olmuştur. Radyum, çinkonun enerji seviyesini yükseltir ve kendiliğinden yeşil ışın yaymasına neden olur. Madam Curie bu iki elementin birleşimini odasındaki eşyaların üzerinde kullandı. Gece odasındaki eşyaların parlamasından çok keyif alıyordu. Hatta parlayan saatine bakıp; "adeta bir peri masalı" demişti.
Peri masalına benzeyen saat, birinci dünya savaşında yerini almıştı. Gece birliklerin ortak hareket edebilmesi için karanlıkta saate bakmaları gerekiyordu. Dolayısıyla birliklere bu saatlerden dağıtılıyordu. Amerika'da US Radium şirketi madam Curie'nin karışımını boya haline getirmiş askerler için üretim yapar olmuştu. Dünya savaşını ne denli etkiledi bilinmez ama savaş bittikten sonra büyük bir tüketim çılgınlığı başlamıştı.
Amerika ve Avrupa'da büyük ilgi gören "karanlıkta parlayan saatler," üretimin arttırılması için talep yaratmıştı. O dönem genç kadınlar saatleri boyaması için işe alınıyordu. Farklı kaynaklarda farklı miktarlar olduğu için yazmıyorum ama boyadıkları saat miktarı doğrudan ücretlerine yansıyordu.
Bir gün kadınlardan biri daha hızlı boyayabilmek adına fırçanın ucunu ağzıyla düzeltmişti. Eskisinden çok daha hızlı boyayabilmek bu yöntemin hızla yayılmasına sebep olmuştu. Zaten halihazırda radyum bir şifa olarak görülüyor ve Avrupa Amerika'da envaiçeşit ürüne ekleniyordu. O nedenle boyayı ağızlarına almakta bir sıkıntı görmemişlerdi. Bu süreç içerisinde fabrikadaki boyama işi aralarında zamanla eğlenceye dönüşmüştü. Kadınlar saçlarına hatta boyunlarına bu boyadan sürüyorlardı.
Mae Kaene de Waterbury Saat Fabrikası’nda işe girenlerden biriydi. Diğerleri gibi fırçayı ağzına sürmüyor. Boyanın tadını rahatsız edici buluyordu. Bu nedenle mesai arkadaşları günde yüz adet saat boyarken kendisi on tane kadar boyayabiliyordu. Birkaç hafta içerisinde fabrikada başka bir pozisyon ona önerilmiş, kendisi de teklifi memnuniyetle kabul etmişti.
Diğer kadınlar fabrikada düzenli olarak radyumu ağızlarına temas ettirirken Mae sadece birkaç hafta aynı ortamda kalmıştı. Radyumla düzenli temas halinde olan kadınlarda ise zamanla hastalıklar baş göstermeye başladı. İlk birkaç ölüm radyum içeren boyayı suçlamak için yeterli olmamıştı. Doktorların akıllarına bile gelmiyor ve dönemin popüler hastalıklarından, cinsel yolla bulaşan hastalıklara kadar teşhisler koyuyorlardı. Ta ki Harvard Üniversitesi bu işle ilgilenmeye başlayana kadar..
Radyum da Kalsiyum gibi alkali metal sınıfındadır. Radyumun kübik hacim merkezli kristal kafesleri, vücut tarafından kalsiyumun kübik yüzey merkezli kafeslerinden ayrılamaz ve metabolizmaya katılır. Fakat kalsiyum bildiğiniz gibi kemikleri güçlendirirken, radyum için aksi geçerlidir.
Üniversite'nin araştırmaları fabrikada daha önce çalışmış insanları mezarından çıkarmaya kadar gitti. Ölen ve hasta olan tüm kadınların ortak noktası tespit edilmişti;
radyoaktivite.
Durumun öğrenilmesiyle birlikte davalar başlayacak ve başta dava açan beş kadına basın tarafından "Radyum kızları" ismi verilecekti.
Davacı kadınlar US Radium şirketinden 250.000 dolar talep ediyordu. Her biri artık öleceğinin farkındaydı. Hatta o dönem ölüm döşeğindeki bir kadının avukatına şu sözleri söylediği kayıtlara geçmiştir.
Eğer davayı kazanırsak mezarıma istediğim kadar gül alabilirim değil mi?
Üç yıl süren dava sonuçlanana kadar kadınların bir çoğu ölmüştü. Davadan çıkan karar ise 10.000 dolar tazminat, aylık 600 dolar ve ölüm anına kadar bakım masraflarını karşılamak olmuştu. 1927 yılına kadar radyum, elliden fazla işçinin ölümüne sebep olmuştu. Hayatta kalan kadınların da kemikleri farklı yerlerden kırılıyor, vücutlarında tümör oluşuyordu. Çalışan kadınların tamamı radyumun sebep olduğu hastalıklardan dolayı ölmüş, sadece bazıları daha uzun süre yaşamıştı.
Radyum içeren ürünler yarattığı hasar ise bilinmiyor.
Mae Kaene ise birkaç haftalık işi sebebiyle genç yaşta dişlerinin tamamını kaybetmesine rağmen 107 yaşına kadar yaşamıştır. Yaşam süresince de meme ve kalın bağırsak kanserine yakalanmış ikisini de yenmeyi başarmıştır. Son radyum kızı olarak 2014 yılında hayata gözlerini yummuştur.
Yaşanan bu trajedi de belki çok daha insanın ölmesini engellemiştir. Radyum içeren yiyeceklerin tüketilmesini ve kozmetik ürünlerin sonlanmasını sağlamıştır.
Bazen bilgiye ulaşmak için bilmediğimiz bir dünyaya girmemiz gerekir. Sonuç ne olursa olsun niyet, insan davranışlarının doğruluğunda temel kıstastır. En azından benim için öyle. Belki bir gün bu konuyu ayrıca konuşuruz.
Bu içerik enstrüman sıvazlayan kadın için editlenmiştir :)