Merhaba Punky
Serenity ile yaklaşık iki buçuk yıl önce tanıştım. Kalabalık bir ortamda kısıtlı sohbet ile benim için "hoş kadın" olabilmişti. Neyse ki ilkel güdülerim sayesinde kendisini sosyal medyadan takip etmeye başladım. Serenity, birçok insan için vazgeçilmez bir hayatı kendi elleriyle yeni kurmuştu. Yine de cesur bir kararla yeni kurduğu hayatından epey uzaklaştı. Hayat amacını hangi noktada belirledi emin değilim ama ona uygun yaşamak için serüvenine devam ettiğini söyleyebilirim. Şu ana kadar çektiği görsellerin bir kısmını aralara serpiştirdim.
(Kandersteg, İsviçre)
Merhaba Sudefteri
Daha önce yüzeysel şekilde tanıştığım Serenity ile yakın zamanda gerçek anlamda tanıştım. Görüşmeye giderken keyifliydim. Çünkü o dünyanın çeşitli yerlerini gezerken sosyal medyadan gördüklerim ve taşıdığına inandığım enerjisi sayesinde keyifli bir sohbet olacağına inanıyordum. Hatta görüşme öncesinde Serenity'yi kafamda fazla büyütüp, hayal kırıklığına uğramamak için kendi cümlelerimle kendimi vuruyordum.
Kimse yakından bakıldığında dışarıdan göründüğü kadar matah değildir.
Yazdığım her şeye güvenmeyin. Yanılmışım. Bazen karşınızdaki düşündüğünüzden daha iyi bir insan çıkabiliyor.
(Bled, slovenya)
Serenity dünyanın en güzel sohbet başlangıcı ile beni karşıladı.
Üzgünüm biraz soğan kokuyorum ama aslında yemedim. Sadece elimi arı soktu. Soğan sürmem gerekti.
(Swami’s yoga retreat, Avustralya)
Harika sohbet başlangıcından sonra Serenity'nin görsellerde yer alan gezintilerini, gözlemlediği insan yaşamlarını, kendini farklı ortamlara adapte etme süreçlerini, değişken durumlara göre yaptığı tercihlerini dinledim. Bu kadar çok şey dinlerken cümlelerde hep aynı alt metini bulmak, kararların arkasında hep aynı fikri dimdik duruyor görmek ilk şokum oldu. Ben insanlara "hayatı birbiriniz için zorlaştırmayın!" diye yırtınırken, Serenity hayatı kendi için kolaylaştırmış ve güzelleştirmişti. Hiç bahsetmese de hayatı kendi için zorlaştıran insanlara üzülüyordu.
hanımefendinin kahvaltı manzarası:) (Ubud, Bali, Endonezya)
Serenity anlatırken keyifle dinliyor ve bir yandan kararlarının arkasındaki bakış açısını sindirmeye çalışıyordum. Ailesinden maddi anlamda en ufak destek almadan makro olarak planlı, mikro olarak büyük oranda plansız hayatını yaşıyordu. Sonraki adımları, dışarıdan görünenin aksine, gelecekten beklentilerine göre şekilleniyordu. Sahip olduğu yaklaşım ise sanki her insana iyi gelebilecek gibiydi.
(Kyoto, Japonya)
Daha önce bir yazımda bahsetmiştim. Hayata biraz daha yukarıdan bakabilsek, işler çok daha kolaylaşacaktı. Karşımda duran kadın ise teorimin uygulamaya dönmüş hali gibiydi. Hatta onu dinlerken bazen bu düşüncelere dalıyor yer yer anlattıklarını kaçırdım telaşıyla sohbete dönüyordum. Belki de dinlediğimi vurgulamak için reflekslerle ağzımdan çıkan kelimeler beni komik duruma düşürmüştür :)
(Royal National Park, Avustralya)
Serenity ile tanıştıktan sonra netleşen bazı fikirlerimi sizinle paylaşayım. Ardından Serenity ile konuşmalarımıza dayanarak kendisiyle hiç yapmadığım röportajı buraya yazayım.
Merhaba Tahir Özgen
(Blue Mountains, Sydney, Avustralya)
Kahveye duyduğumuz sevgiyi anlatan yazıları artık hemen hemen her mekanda görebiliyoruz. Tabi bir yandan bu yazıları çekip çekip paylaşan insanları da. Bence biraz abartıyoruz. Kahveye duyduğumuz sevgiyi değil, bu sevgiyi paylaşma isteğimizi.
İnsanların kafasında bizimle ilgili bir fikir yaratma kaygısını neden taşırız? Toplum tarafından ya da x kişilerince sevilme ihtiyacı yüzünden mi? Muhtemelen öyle. Peki dış dünyadan beklediğimiz/ihtiyaç duyduğumuz sevgiyi biz kendimize verebilir miyiz? Sevgi ihtiyacımızı büyük oranda kendi içimizde çözebilir miyiz? Yoksa tatmin olabilmemiz için belli başlı insanların ya da grupların sevgisini kazanmamız mı gerekir?
Serenity ismini herkese verebilecek bir yer (Byron Bay, Avustralya)
Ben şu an bu satırları neden yazıyorum? Okuyana bir şey katabilmek için mi? Okuyan insanları etkileyebilmek için mi? Serenity'yi etkilemek için mi? Keyif aldığım için mi? Yoksa sadece kafamda dolanan fikirleri daha somut kılmak için mi? Herhangi biri doğru olabilir. Fakat teori şu;
Yaptığın davranışların gerekçesi, kendini ne kadar sevdiğin ile doğrudan ilgilidir.
(Güvercinlik Vadisi, Kapadokya)
Şimdi Serenity'yi yakalamışken ona birkaç şey soralım.
Serenity yukarıdaki teori doğru mu?
- Maydonoz yiyorum görmüyor musun? Birazcık bekle.
Maydanoz o.
- Hep karıştırıyorum ya. Teşekkür ederim. Dişimde kalmış mı?
Hayır.
- O zaman harika. Başlayabilirim.
Sendeyiz.
- Maydanozun doğru telaffuzunu umursuyorum. Sadece karşımdaki insanın yanlış telaffuz ettiğimde benimle ilgili ne düşündüğünü umursamıyorum. Davranışlarımı insanların gözünden değerlendirmenin ne büyük enerji israfı olduğunu fark ettim. Mesela bana doğrunun tanımını yapabilir misin?
Doğru dediğin şey, kültüre, kişinin derinliğine hatta zamanlamaya göre değişebilir. Genel geçer bir tanım yapamam.
- Ben de onu diyorum. Bu kadar çok değişken içerisinde doğrunun tanımını yapamazken, kafamda insanların yerine geçip, tüm bu değişkenleri onların yaşadığı hayata göre değerlendirip, kendi davranışıma bu açıdan yorum yapıp sonra buna göre... Beni yoruyor Doctor. Süreci anlatmak bile.
(Uluwatu, Endonezya)
Peki sen birini etkilemeye hiç çalışmıyor musun? Buna ihtiyaç duyuyor olman gerekir.
- Hayır. Düşüncelerim netleştikten sonra herhangi birini etkileme çabasının anlamsız olduğuna karar verdim. İnsanların hakkımda düşündükleri sadece hayatımdaki yerlerini belirler. Kendimi seviyorum. Davranışlarımın tek bir ölçütü var o da iyi hissettirmesi. Doğru hissettiriyorsa doğrudur. Yani yaptığın davranışın sana nasıl hissettirdiği önemlidir. Neden sana ait olmayan değişkenlerin kaygısını duyuyorsun?
İnsanlar hayatı birbirleri için çok zorlaştırıyor.
- Ve?
Onlara bunu anlatabilmeyi isterdim. O yüzden mümkün olduğunca farklı insan fikirlerine aşina oluyor hatta zaman zaman insanlara anlatabilmeyi de deniyorum.
- Sen de hayatı kendin için zorlaştırıyorsun.
Değer kıyaslaması yapmak zor.
- Kendine şefkat duyman gerek Doctor, o zaman hayattan keyif almaya başlarsın. Ben sıradaki maceram için hazırlıklarımı yaptım. Aynı düşünceyle yola çıkacağım. Olumsuz şeylerden ders çıkar ve kalan her şeyden keyif al. Böylece dünyanın düşündüğümüz kadar kaos değil yaşamaya değer bir yer olduğu sonucuna varabilirsin. En azından benim için böyle oldu.
(Bali, Endonezya)
Serenity'nin anlatılmayı bekleyen yönleri ve hikayeleri var. Fakat beni asıl cezbeden düşünceleri arasında sıkı bağ oldu. Genelde insanlarla sohbet ettiğimde ağzından çıkanlarda olmasa da davranışlarında bir çelişki görürüm. Sanıyorum bunun gerekçesi farklı fikirlerin doğru yanlarına aldanmamız. Kimsenin kafasındaki tüm fikirler kendine ait değildir elbet ama Serenity için fikirlerin iyi bir süzgeçten geçtiğini söyleyebilirim. Benim için ilham kaynağı olacak bir düşünce yapısı var. Yeni ya da devrimsel olduğu için değil. Uygulamayı bu kadar kolaylaştırdığı için.
Görsellerin de az bir kısmını paylaşabildim. Her biri kendi içerisinde hikaye ve anı barındırıyor. Belki bir gün hikayeleri ve düşünceleriyle birçok insana ilham kaynağı olur. Tanıştığıma memnun oldum Serenity. Sonraki maceranda sana bol şans diliyorum.