17 Mart 2018 tarihinde Balat'a ilk defa gittim. 2013 yılından beri İstanbul'da yaşıyorum, Balat'ı çok duydum ama bir türlü gidememiştir. 17 Mart cumartesi günü
Yemeğimizi yedikten sonra tersten gittiğimiz rotamıza başladık. Bir sokaktan girip diğer sokaktan çıkıyorduk. Renkli evleri, doğal yaşamlarını gördükçe daha çok sevmeye başladım burayı. Sokakta çocuklar top oynuyordu. Bu yerde güven var demek. Arabaların gürültüsünden, şehir hayatından kaçılmış alanda hissettim kendimi. Çok yoran İstanbuldan çok uzaklarda...
Yukarıda fotoğrafı olan yer Fener Rum Lisesi. Yanında geçerken bir turist grubunu gördük. Rehberleri bu Patrikhane hakkında bilgi veriyordu. Biraz kulak kabarttım açıkcası. 40 civarı öğrencisi olduğunu duydum ve çok şaşırdım. Bu kadar büyük bir okul ve sadece 40 öğrenci. 1454 yılında kurulmuş bir lise.
Biraz yürüyüş yaptıktan sonra Aziz adlı kafeye oturduk. Minik ve tatlı görüntüsü bizi çekti. Kahve içtik yanında muhallebisinden yedik. İkisi de çok güzeldi. Özellikle orman mevyeli muhallebesine bayıldık. Ayrıca kafenin iç tasarımı da çok güzeldi. Siparişimiz biraz yavaş geldi ama oranın özelliği de buydu. İstanbulun aceleciliği yok Balat'ta herkes sakin ve huzurlu. Kesinlikle gitmenizi öneririm. Bu yazımda yazılardan çok çektiğim görseller ile anlatmak istedim Balatı. Çünkü anlatılması gerçekten zor bir yer. İçine girdiğinizde o atmosferi hissedeceksiniz.